Kategori arşivi: İstanbul Moto Kurye

Şişli Kurye

Şişli Kurye

Şişli içerisinde kurye arkadaşlarımız ve ekibimiz ile gitmesi gerken, gelmesi gereken evrak, paket gibi her türlü gönderiyi yerine hızlı ve güvenli şekilde iletiriz. Samimi ve güler yüzlü çalışanlarımız sayesinde sizlere 1. kalite bir hizmet sunuyoruz.

Şişli Coğrafya

Çatalca Yarımadası‘nın doğu kesiminde, İstanbul Boğazı‘nın batısında Avrupa yakasında yer alan ilçe topraklarının deniz kıyısı yoktur. Şişli, Marmara Havzasının Trakya / Kocaeli peneplenleri arasına dağılmış, boğaz ve akarsu vadilerle parçalanmış olup, platolar topluluğunun batısında, Boğaziçi – Haliç arasını dolduran Beyoğlu Platosu’nun kuzey uzantısında bulunmaktadır.

Galata‘dan başlayan ve Beyoğlu, Şişli, Maslak, Derbent ve Büyükdere yönünde uzanan büyük sırt, Beyoğlu Platosunun su bölüm çizgisini oluşturmaktadır. Sırtın doğu kesimindeki sular Boğaziçi’ne, batı kesimi suları ise Kağıthane Deresi aracılığıyla Haliç’e akmaktadır. Bu büyük sırt aynı zamanda Şişli’nin ve daha önemlisi İstanbul’un bu bölümündeki yolların yönünü de belirlemektedir. Beyoğlu Platosu’nun sırtında yer alan, Tünel’den başlayarak Tepebaşı, Taksim, Şişli, Mecidiyeköy, Maslak Tepesi ve Okmeydanı’na uzanan güzergâh aşınım sonucu düzleşerek bugünkü durumu almıştır. Taksim’de başlayan Beyoğlu Platosu’nun sırtında kuzeye doğru uzanan Cumhuriyet Caddesi‘nin doğu yamacı tatlı bir eğimle Boğaziçi’ne, Dolmabahçe‘ye iner. Batı yamacı ise Dolapdere ile Kurtuluş Caddeleri oldukca dik bir yamaçla birbirine bağlanırlar. Kurtuluş Caddesi`nin batısı ise yine tatlı bir eğilimle Tabakhane Deresine dek uzanır. Vadinin batı kısmı, Feriköy`ün batı eteklerinden itibaren yeni bir vadiye çıkılarak Baruthane Deresine dek uzanır. Baruthane Deresi`nin aktığı vadi, kuzeye daha fazla dökülmeden Paşa Mahallesinin yayıldığı alanda son bulur.

İlçenin ana eksenini oluşturan Beyoğlu platosunda yükseltiler Taksim’de 70-80 mt.ye, Okmeydanı‘nda 80-100 mt.ye, Mecidiyeköy’de 100–120 m. ve Levent-Maslakta 130–140 m.ye dek çıkar. Şişli’nin en yüksek noktaları Tepeüstü ve Hürriyeti Ebediye, Duatepe ve Esentepe’dir. Şişli İlçesi’nde çok az yeşil alan kalmıştır.

Şişli Ulaşım

İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlayan köprülerden 15 Temmuz Şehitler Köprüsü‘nün bağlantı yolu olan O-1 Otoyolu (İstanbul 1. Çevre Yolu), ZincirlikuyuMecidiyeköyÇağlayan güzergahını izledikten sonra Kâğıthane İlçesi‘ne girer. Şişli Camii‘nden başlayıp Sariyer İlçesi’ne kadar uzanan Büyükdere Caddesi Mecidiyeköy’de O-1 Otoyolu, Levent’te de, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü‘nün bağlantı yolu olan O-2 Otoyoluyla kesişir. Piyalepaşa Bulvarı ile Halaskargazi Caddesi diğer önemli ulaşım akslarıdır.

Dolmabahçe‘de Vodafone Park‘ın kuzeyinden başlayarak Taksim, Kurtuluş ve Feriköy semtlerinin altından geçerek Şişli ilçesinin Bomonti semtinde son bulan Bomonti-Dolmabahçe Tüneli yaklaşık 2,4 km uzunluğundadır. Tünel, 2+2 şeritli, 500-600 metre uzunluğundaki bir bağlantı yoluyla Beyoğlu’nun Piyalepaşa semtine bağlanmaktadır. Burada, projenin ilk ayağı olan Piyalepaşa-Kâğıthane Tüneli‘yle birleşmektedir.

M2 Yenikapı – Hacıosman metro hattının Osmanbey ile Levent arasındaki istasyonları, M7 Mecidiyeköy-Mahmutbey metro hattının Mecidiyeköy istasyonu, Metrobüs hattının Zincirlikuyu, Mecidiyeköy, Çağlayan ve Okmeydanı Hastane istasyonları ilçe sınırları içindedir.

İstanbul’daki ilk teleferik hattı olan Maçka – Taşkışla teleferik hattı Dolmabahçe Vadisini boydan boya geçer.

Kağıthane Kurye

Kağıthane Kurye

Kağıthane içerisinde kurye arkadaşlarımız ve ekibimiz ile gitmesi gerken, gelmesi gereken evrak, paket gibi her türlü gönderiyi yerine hızlı ve güvenli şekilde iletiriz. Samimi ve güler yüzlü çalışanlarımız sayesinde sizlere 1. kalite bir hizmet sunuyoruz.

Kağıthane Tarihçesi

Kâğıthane, İstanbul’da Haliç‘e dökülen bir dereyle, bunun vadisinde eski kâğıt imalathanelerinin bulunması nedeni ile bu adı almıştır. Zamanında bu imalathaneler dışında; un değirmenleri ve baruthanelerin bulunduğu, düzlük kesimlerde ise cirit oyunları ve ok atışı için talim sahaları bulunduğu bilinmektedir.

1530 Haziran ayında Kanuni Sultan Süleyman‘ın oğulları Şehzade Mustafa ve Şehzade Mehmet ile Şehzade Selim‘in sünnet düğünleri At Meydanı‘nda başlamış ve üç hafta devam ettikten sonra Kâğıthane sahrasında bir koşu ile sona ermiştir.

Kâğıthane 18. yüzyıldan önce de lâleleri ile meşhurdu. Evliya Çelebi buradaki (Lalezar Mesiresi’nde) “Kağıthane Lalesi” ismiyle meşhur “Lale-i Günegün”den bahsederek, “Lale vakti buraya gelenlerin aklı perişan olur” diye yazmıştır. Kâğıthane 18. yüzyılda III. Ahmet‘in veziri Nevşehirli Damat İbrahim Paşa‘nın zamanında Lale Devri ile dillere destan olmuştur.

28. Çelebi Mehmet Efendi’nin Paris‘ten getirdiği Versay bahçe ve köşklerinin planlarına göre, Kâğıthane deresi etrafında padişaha ile vezirlere özgü 60 kadar kasır ve köşk yapılmış ve kıyılar, zamanın münevverlerinin devam ettiği büyük bir Bektaşi Tekkesi ve mezarlığının bulunduğu Karaağaç düzenlenmiştir. Dere kenarları kavak ve çınar ağaçları ile süslenmiştir. En meşhur Kasır, “Sadabad” olarak anılmaktadır. Derede çağlayanlar yapılmış, geceleri kaplumbağalar üzerine mumluk dikilerek Lale bahçeleri arasında çırağanlar düzenlenmeye başlanmıştır. O yıllarda Kâğıthane’yi; lale tarlaları, havuzlar, fıskiyeler ve renk renk görünen köşkler birbirini tamamlayan unsurlardı. Yine Sütlüce mevkiinde Giresunlu ve Karaağaç Tekkesi isimli Osmanlı münevverlerinin devam ettiği Bektaşi tekkeleri mevcut idi.

Kâğıthane bahçe ve kasırlarının öyküleri, halk arasında türlü dedikodulara yol açmış, bilhassa eğlencelerin alıp yürümesi hoşnutsuzluklara, eleştirilere neden olmuştur. Edebiyata da konu olan bu görünüm ve yapıtlar Patrona Halil İsyanı‘nda yıkılarak düz bir alan haline getirilmiştir.

Kâğıthane eğlence merasiminin zamanı ilkbahardı. Hıdırellezden itibaren halk kayıklarla, arabalarla tatil günlerinde bu yöreyi doldururdu. Kâğıthane, birçok toplantıların yapıldığı, resmî ziyaretlerin, düğünlerin düzenlendiği bir yerdi. 1808 yılında Alemdar Mustafa Paşa‘nın davet ettiği İmparatorluk Ayanhane’den ve eşrafı, Kâğıthane’de toplanarak meşhur “Sened-i İttifak“ı düzenlemişlerdir.

Eski Kâğıthane’den bugün hemen hemen hatıra yoktur. Muşhur Karaağaç Tekkesinin kalıntıları üzerine bir partinin il merkezi binası yaptırılmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında Çağlayan ve İmrahor Kasırları yıktırılmış, hatta dere içindeki çağlayanı sağlayan oyma mermer kaideler ve eski nişan taşları da sökülmüş, bugün bir harabe haline gelmiştir.

1481-1512 yılları arasında Osmanlı padişahlarından II. Beyazıt devrinde Candereci Muhittinzade Vakfı ile kurulan ve açıklandığı şekilde devreler geçiren Kağıthane köyü’nün ilk nüvesi, Merkez mahallesindeki yerleşmelerle başlamıştır. Hâlen Belediye Meydanına bakan “Daye Hatun Camii” bu devirden kalmadır. Eski tarihsel yapıyı taşıyan ahşap evlerden birçok örnek hâlen göze çarpmaktadır. Bugün İstihkam Okulunun yapıldığı yerde eski kasr yanında günümüze gelmiş olan “Sadabad Camii” bulunmaktadır. Sadabad bahçe ve mesireleri, Osmanlı-Türk toplumundan doğan bütünleşme özelliklerini ortaya koyan önemli örneklerden birisidir. Doğal özellikleri, nedeniyle Kâğıthane daha Sadabad bahçeleri gelişmeden de İstanbulluların ve hükümdarların doğa ile bir araya geldikleri yerlerin önde gelenlerindendir. Hükümdarlardan ilk defa Kanuni Sultan Süleyman’ın ilgisini çekmiş olan Kâğıthane, III. Ahmet devrinde yaptırılan Sadabad Kasrı ile imar edilmeye başlandı.

Nitekim Haliç’e doğru Kağıthane ve Alibey dereleri kıyılarında devletçe parsellenerek, devrin ileri gelenlerine verilen arazide yaptırılan ve sayıları 170’i aşan birbirinden zarif Köşk ve güzel bahçelerle Kâğıthane bir yazlık dinlenme sitesi hâline gelmişti. Halkın kullandığı geniş mesire çayırlıklarıyla kuşatılan bu kasırlar topluluğu, Sadabad Sarayı ve bahçesiyle birleşerek Haliç’ten Kâğıthane köyüne kadar birbirinden güzel bir dizi peyzajı içeren Sübyan Mektebi bir bahçe ve su şehri oldu. Böylece Osmanlı tarihi içinde peyzaj mimarlığı yönünden kentin belli bir kesimi planlı bir biçimde ve kısa bir zaman süresinde rekreasyon amacıyla geliştirilmesi gibi bir olgu ile karşılaşmaktayız. Bu gelişmenin olduğu Lâle Devri‘nde doğa ve bahçe tutkusu sınırlarını aşarak halka kadar ulaştı. O devirde genel kültürümüzün çeşitleri sanat bölümlerindeki gelişmeler bahçe sanatı da önemli bir yer almıştır.

Patrona (Albay) Halil isyanı ile bir enkaz haline gelen Sadabad Kasırları ve bahçelerinin küçük bir bölümü III. Ahmet’ten sonraki hükümdarlar ve özellikle I. MahmutIII. Selim ve II. Mahmut zamanında onarıldı. Fakat hiçbir zaman Lale Devri’ndeki yapı ve ruh olgunluğuna erişmedi. II. Mahmut tarafından onarılarak “Çağlayan Kasrı” olarak adlandırılan Sadabad 1940’larda yıkılarak askerî okul inşa edildi.

Bugün ünlü bahçesinin en önemli özelliklerinden biri olan mermer kaplı kanal ve çağlayanları yapan mermer kaske ve kaselerden birkaç parça kalmıştır. Doğal bir çayırlık olan Kâğıthane vadi tabanı su kıyısı ve bitki örtüsünün de, bir kordon gibi dere boylarını takip etmesi ile ortaya çıkan bir görünümdeydi. Gürgençınarkızılağaçsöğütardıç ağaçlıklarının doğal olarak kümelenmiş vadiyi kuşatan dik sırtlar ve tepeler maki ve benzer bitki örtüsü ile kaplı idi.

Bodur, yaprağını dökmeyen meşe, yabani sakız, funda, defne, ladin, kocayemiş, katır tırnağı, ateş dikeni, erguvan, çeti vb. çoğunluğunu her dem yeşil makiler teşkil ettiği bu gümrah dokuya yer yer Belgrad ormanlarının uzantısını oluşturan yapraklı orman ağaçları hatırlatılırdı. Kağıthane ve Alibeyköy mesireleri III. Ahmet devrine kadar halkın ilgi gösterdiği birer dinlenme ve eğlence arenalarıydı. 1717’de Sadrazam İbrahim Paşa tarafından verilen bir kır şöleninden sonra, bir harikulade güzel vadi, III. Ahmet’in özel ilgisini çekmiştir.

17. yüzyıl ortalarında yaşamış Evliya Çelebi‘nin kaydettiğine nazaran, Kağıthane mesiresi Arap, Acem, Hint, Yemen ve Habeş yani Afrika ve Asya seyyahları arasında emsalsiz bir mesire yeriydi. Hatta bazı kimseler Kâğıthane Deresi’ne giderek yüzerler idi. Tarihî perspektif içinde Kâğıthane bahçe ve mesirelerindeki regrasyon türleri, devrin toplumsal ve kültürel özelliklerini yansıtır.

Kâğıthane, Sadabad ve diğer kasırların yapılması ve buranın gözde bir dinlenme yeri olmasından sonra hükümdar ve devlet büyüklerinin yeni sarayda başladıkları (Çırağan eğlenceleri), buraya aktarılmış oldu.[2]

Kâğıthane’deki Baruthane ise çok daha eskilere II. Bayezid döneminde kurulmuş; Kanuni döneminde kâgire çevrilmiş ve üzeri kurşunla kaplanmıştır. Baruthane, I. İbrahim dönemine kadar üretimini sürdürmüştür.

1955 nüfus sayımında nüfusu 3.084 olarak tespit edilen Kâğıthane nüfusundaki büyük gelişme 1955 yılından sonra başlamıştır. 1 Mart 1963 tarihine kadar köy muhtarlığı ile yönetilmiş, mezbahanın kuzeybatısındaki Pırnala semtinde (Kemerburgaz yolu) üzerinde gelişmeler başlamıştır. 1953’te bir dernek kararıyla Çağlayan ve Hürriyet mahalleleri kurularak, 1934 yılında oluşan yangında evi yananlara dağıtılmıştır. Önce 45 haneyle başlayan yerleşme zamanla çoğalmış ve 1960 yılından önce İstanbul’da girişilen geniş çaptaki, imar hareketlerinden çeşitli yol kamulaştırılmaları nedeni ile GültepeHarmantepeÇeliktepe ve Ortabayır semtlerinde İstanbul Mesken ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından halka yer verilmiş ve böylece bu mahallelerin nüvesi atılmıştır.

Kâğıthane Belediye sınırları içinde yerleşme merkezde başlamışsa da burada fazla gelişme göstermeden Çağlayan, Çeliktepe ve devamı olan Sultan Selim sırtlarında yoğun bir şekilde yerleşmeler başlamıştır. Kâğıthane ilçesi bugün 19 mahalleden ibarettir.

Kağıthane Coğrafya

Arazi yapısı engebeli olup, derelerden ve vadilerden oluşmuştur. Bu bölgeler ise yerleşim alanı olarak kullanılmaktadır.

Sultangazi Kurye

Sultangazi Kurye

Sultangazi içerisinde kurye arkadaşlarımız ve ekibimiz ile gitmesi gerken, gelmesi gereken evrak, paket gibi her türlü gönderiyi yerine hızlı ve güvenli şekilde iletiriz. Samimi ve güler yüzlü çalışanlarımız sayesinde sizlere 1. kalite bir hizmet sunuyoruz.

Sultangazi

Sultangaziİstanbul Avrupa Yakası‘nda bir ilçedir. 2008 yılında Gaziosmanpaşa‘ya bağlı 14, Eyüpsultan ve Esenler‘e bağlı birer mahallenin katılımıyla kuruldu.

Denizden 50 metre yükseklikte, 36 km² yüz ölçüme sahip olan ilçe doğuda Eyüpsultan, batıda Esenler, güneyde Gaziosmanpaşa, kuzeybatıda Başakşehir ilçeleriyle sınır oluşturmaktadır. İlçe sahip olduğu yüzölçümüyle İstanbul ilçeleri arasında 19. sıradadır.

16 mahalleden oluşan ilçede Alibey barajı, Cebeci taş ocakları ve birkaç küçük akarsu bulunmaktadır. Alibey barajı 1975 – 1983 tarihleri arasında, içme, kullanma ve sanayi suyu temini maksadıyla inşa edilmiş olup hâlen Avrupa yakasının önemli bir kısmının içme suyu ihtiyacını karşılamaktadır. Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 1.930.000 m³, akarsu yatağından yüksekliği 30,00 m, normal su kotunda göl hacmi 66,80 hm³, normal su kotunda gölalanı 4,66 km²’dir. Yılda 39 hm3 içme suyu sağlamaktadır. Üzerinde amatör balıkçılık, su sporları etkinlikleri yapılmakta olup etrafını çevreleyen koruma altındaki ormanlık alanla ilçenin sosyal dinleti ihtiyacını karşılamaktadır. İlçe sınırları içerisinde bir de yükseköğretim kurumu (Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi İlhan Varank Kampüsü) bulunmaktadır

Çekmeköy Kurye

Çekmeköy Kurye

İstanbul’un Anadolu Yakası’nda yer alan Çekmeköy, son yıllarda hızla gelişen ilçeler arasında yer almaktadır. Artan nüfus ve ticari faaliyetler, kurye hizmetlerine olan ihtiyacı da artırmıştır. Özellikle e-ticaret, gıda teslimatı ve acil evrak gönderimi gibi alanlarda güvenilir ve hızlı kurye hizmetleri büyük önem taşımaktadır.

Kurye hizmetleri, bireylerin ve işletmelerin günlük yaşamını kolaylaştıran önemli bir lojistik çözümüdür. Hızlı kentleşme ve dijitalleşme ile birlikte, paket ve evrak teslimatlarına olan talep artmıştır. Çekmeköy gibi büyük bir ilçede, kurye hizmetleri esneklik ve hız açısından büyük bir avantaj sağlar. Aynı gün teslimat seçenekleri ve ekspres kurye hizmetleri sayesinde, zamanında ve güvenli gönderimler sağlanmaktadır. Ayrıca, trafik yoğunluğu ve mesafeler dikkate alınarak optimize edilen teslimat süreleri, işletmelerin müşteri memnuniyetini artırmasına katkı sağlar.

Çekmeköy Moto Kurye

Çekmeköy Kurye

Çekmeköy Kurye

1. Hızlı Teslimat Seçenekleri

Kurye hizmetleri, özellikle acil gönderimler için büyük bir avantaj sağlar. Çekmeköy’de faaliyet gösteren motorlu ve yaya kuryeler, belirlenen adreslere en kısa sürede ulaşarak teslimatları zamanında gerçekleştirir. Trafik yoğunluğu göz önünde bulundurularak optimize edilen teslimat süreçleri, müşterilere zaman tasarrufu sağlar.

Ayrıca, ekspres kurye hizmetleri ile belirli bir saat içinde teslim edilmesi gereken paketler için hızlı çözümler sunulmaktadır. Şehir içi kurye hizmetleri, aynı gün teslim avantajı ile bireyler ve işletmeler için büyük kolaylık sağlar. Bunun yanı sıra, günün her saati hizmet veren gece kuryeleri, mesai saatleri dışında da teslimat yapılmasını mümkün kılar.

2. Güvenilir ve Sigortalı Gönderimler

Kurye firmaları, gönderilen paketlerin güvenliğini sağlamak için sigortalı hizmet sunmaktadır. Bu sayede kaybolma veya zarar görme riskine karşı ek koruma sağlanır. Özellikle değerli eşya ve evrak gönderimlerinde sigortalı hizmetler, müşterilere ek güvence sunmaktadır.

Güvenilir kurye hizmetleri, paketlerin alıcıya eksiksiz ve hasarsız ulaşmasını garanti eder. Müşteriler, takip sistemleri sayesinde gönderilerinin anlık durumunu kontrol edebilir ve süreç hakkında bilgilendirilebilir. Ayrıca, müşteri destek hizmetleri ile olası sorunlara anında çözüm sunulmaktadır.

3. Esnek Hizmet Seçenekleri

Çekmeköy’de kuryeler, motorlu, yaya ve arabalı kurye seçenekleri ile hizmet vermektedir. Küçük evraklardan büyük paketlere kadar farklı gönderim ihtiyaçlarına uygun çözümler sunulmaktadır. Ayrıca, gece kurye ve hafta sonu teslimat seçenekleri ile müşterilerin ihtiyaçları her zaman karşılanmaktadır.

Aynı zamanda, toplu kurye hizmetleri sayesinde işletmeler, düzenli gönderimlerini daha uygun maliyetlerle gerçekleştirebilir. Abonelik bazlı kurye hizmetleri, sık gönderim yapan firmalar için ekonomik ve pratik bir çözüm sunmaktadır. Bunun yanı sıra, belirli güzergahlarda çalışan kuryeler ile daha hızlı ve sistematik dağıtım yapılabilmektedir.

Çekmeköy Araba Kurye

1. E-Ticaret Gönderileri

Online alışveriş yapan müşterilere hızlı teslimat sağlamak, e-ticaret firmaları için büyük bir avantajdır. Çekmeköy’deki kurye hizmetleri, bu ihtiyacı karşılamak için profesyonel çözümler sunmaktadır. Aynı gün teslimat ve ekspres kurye seçenekleri, e-ticaret sektöründe müşteri memnuniyetini artıran önemli unsurlardır.

Depolama ve lojistik destek hizmetleri sunan kurye firmaları, e-ticaret firmalarına tam kapsamlı çözümler sağlayarak operasyonel süreçlerini hızlandırmaktadır. Özellikle son kilometre teslimatı konusunda profesyonel hizmet sunan kurye firmaları, müşteri beklentilerini en üst düzeyde karşılamaktadır. Aynı zamanda, kargo firmalarıyla entegrasyon sağlayarak, geniş çapta teslimat yapma imkânı sunulmaktadır.

2. Gıda ve Yemek Teslimatları

Restoranlar ve kafeler için hızlı yemek teslimatı büyük önem taşır. Motorlu kuryeler sayesinde siparişler, sıcak ve taze bir şekilde müşterilere ulaştırılmaktadır. Özellikle paket servis hizmeti sunan işletmeler için, hızlı kurye hizmetleri rekabet avantajı sağlar.

Gıda taşımacılığı konusunda hijyen standartlarına uygun özel taşıma çantaları kullanan kuryeler, yemeklerin güvenli bir şekilde teslim edilmesini sağlamaktadır. Ayrıca, büyük çaplı restoran zincirleri için kurye hizmetleri özelleştirilebilir ve özel taşıma sistemleriyle entegre edilebilir. Bu sayede hem müşteriler hem de işletmeler için kaliteli bir hizmet sunulmaktadır.

3. Acil Evrak ve Doküman Teslimatı

Şirketler ve bireyler, önemli evraklarını hızlı bir şekilde ulaştırmak için ekspres kurye hizmetlerinden faydalanabilirler. Noter, banka ve hukuk büroları gibi sektörlerde, zamanında teslimat büyük bir gerekliliktir.

Özellikle imzalanması gereken resmi belgelerin zamanında ulaşması için ekspres kurye hizmetleri tercih edilmektedir. Kurumsal firmalar için düzenli evrak teslimat hizmetleri sunan kuryeler, işletmelerin operasyonel verimliliğini artırmaktadır. Ayrıca, uluslararası evrak gönderimleri için de özel çözümler sunularak, belgelerin zamanında ve güvenli bir şekilde ulaştırılması sağlanmaktadır.

Çekmeköy Acil Kurye

1. Hız ve Güvenilirlik

Kurye firmasının zamanında teslimat yapması ve güvenilir bir hizmet sunması büyük önem taşır. Referansları ve müşteri yorumlarını inceleyerek doğru firma seçilebilir. Güvenilir bir kurye hizmeti, müşteri memnuniyetini doğrudan etkileyen faktörlerden biridir.

Kurye şirketlerinin sunduğu takip sistemleri, müşterilerin gönderilerinin anlık durumunu izlemelerini sağlar. Böylece, teslimat sürecinin şeffaf olması sağlanarak güven artırılır. Bunun yanı sıra, müşteri hizmetleri ile iletişime geçerek süreç hakkında detaylı bilgi almak mümkündür.

2. Fiyatlandırma Politikası

Kurye hizmetlerinin fiyatlandırması mesafe, paket boyutu ve teslimat süresine göre değişebilir. Önceden fiyat bilgisi almak ve uygun maliyetli bir hizmet tercih etmek önemlidir. Fiyat karşılaştırması yaparak, en uygun ve kaliteli hizmeti sunan firmalar tercih edilmelidir.

Ek olarak, düzenli kurye hizmeti alan işletmeler için özel fiyatlandırma seçenekleri ve indirimli tarifeler mevcuttur. Uzun vadeli anlaşmalar, maliyetleri düşürerek ekonomik avantaj sağlar. Aynı zamanda, özelleştirilmiş teslimat planları ile müşterilere özel çözümler sunulmaktadır.

Ümraniye Kurye

Ümraniye Kurye

Ümraniye içerisinde kurye arkadaşlarımız ve ekibimiz ile gitmesi gerken, gelmesi gereken evrak, paket gibi her türlü gönderiyi yerine hızlı ve güvenli şekilde iletiriz. Samimi ve güler yüzlü çalışanlarımız sayesinde sizlere 1. kalite bir hizmet sunuyoruz.

Ümraniye Tarihçesi

Bir zamanlar Ümraniye tamamen ormanlarla kaplı idi. Her yer orman, ağaç ve yeşil idi. Çünkü iklim orman yetişmesine elverişli durumdaydı. Tarihi kaynaklara göre Ümraniye’ye ilk yerleşenler Frigya’lılardır. Çam ağacını kutsal kabul eden Frigyalılar Küçük ve Büyük Çamlıca’dan başlayarak Alemdağ ve Kayışdağı’na kadar bütün araziyi çam ormanlarıyla donatmışlardı. Sonraki yıllarda Ümraniye’nin bulunduğu yerler Romalılar ve Bizanslılar’ın egemenliğine geçmiştir. Harun Reşit, ordularıyla 782 yılında Krizepolis (Üsküdar) önlerine kadar gelmiştir. Bir sene burada kaldıktan sonra 783 yılında Bizans İmparatoriçesi İren’in ordusuna mağlup olmuş, bunun sonucunda her sene Bizanslılar’a 70.000 altın vermeye zorunlu kalmıştır. İlçe toprakları Bizanslılar’la Müslüman ordular arasında zaman zaman el değiştirmiştir. Anadolu’yu Müslüman yapan ve Türkleştiren ilk devlet Danişmentliler Devletidir. Danişmend Beyliği Bizans topraklarına kadar sızmışlar. Alemdağ’ın üstünde bir kale yapmışlardır. Danişment Gazi’nin arkadaşı Sultan Turasan Bizanslılar’a karşı bu kalede çok defa savaşmış ve Anadolu’dan beklenen yardımı alamayınca burada öldürülmüştür. Selçuklular İznik‘e kadar gelmiş, bu şehir alınmış ve bu şehri ilk başkent yapmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişah olan Orhan Gazi bölgeyi Osmanlı topraklarına katmıştır. İlçenin ilk adının “Yalnız Selvi” olduğu söylenmektedir.

Bölge 17. yüzyıl başlarında Osmanlı padişahı I. Ahmet tarafından Şeyh Aziz Mahmut Hüdai’ye vakfedilmiştir. Cumhuriyet döneminden önce Bulgurlu’ya kadar olan bölge bu vakfın malı olarak Üsküdar‘a bağlı kasaba olarak kalmıştır. Ümraniye’ye ilk ad olarak Yalnız Selvi demelerinin sebebi birkaç mezar ve birkaç selvi ağacının ve orman arasında birkaç evin bulunmasıdır. Ümraniye’de ilk yerleşenler Balkan Savaşları‘ndan sonra, önce Batum‘dan ardından da Yugoslavya ve Bulgaristan‘dan gelen göçmenlerdir. Bundan dolayı bir süre de “Muhacir Köy” olarak adlandırılmıştır. 1960 yılına kadar köy olarak kalan Ümraniye, Organize Sanayi Bölgesi olarak ilan edilmesinden sonra yoğun göçlere maruz kalmıştır. Belediye ilk defa 1963 yılında kurulmuştur.

12 Eylül Darbesi sonrasında Ümraniye Belediyesi feshedilerek Üsküdar‘a bağlı şube müdürlüğüne dönüştürüldü. 1987 yılında ilçe olan Ümraniye’de ilk yerel seçim 1989 yılında yapıldı.

Ümraniye İsmi

Ümran sözcüğü Arapçadır. Topluluklarda mutluluk, saadet, refah anlamına gelir. Esas anlamı kalkınmış, gelişmiş, bayındırlaşmış, yaşayış koşullarının uygunlaştırılması için üzerinde çalışılmış olan yer.

Bazı kaynaklarda ise; Ümran (Ar) 1- Bayındırlık, bayındır olma, bir yerin tamamıyla meskun ve yeterince işlenmiş olması, 2- Medeniyet, terakki, refah. Umran= Ümrandır.

Ataşehir Kurye

Ataşehir Kurye

Ataşehir içerisinde kurye arkadaşlarımız ve ekibimiz ile gitmesi gerken, gelmesi gereken evrak, paket gibi her türlü gönderiyi yerine hızlı ve güvenli şekilde iletiriz. Samimi ve güler yüzlü çalışanlarımız sayesinde sizlere 1. kalite bir hizmet sunuyoruz.

Ataşehir Tarihçesi

Anadolu yakasında yontma taş devrine ait ilk el baltaları İçerenköy’de bulunmuştur.  İlçeyle ilgili tarihlenebilen ilk yerleşim 14. yüzyılda kurulmuştur. 1329’da Orhan GaziMaltepe (Palekanon) Savaşı‘nda Bizans İmparatoru III. Andronikos‘u yenerek Üsküdar‘a doğru ilerlerken komutanlarından Konur Alp de derviş yoldaşları ile birlikte Kayış Dağı‘nın batı eteklerini ve bugünkü İçerenköy bölgesini fethetmişti. Konur Alp’in savaşçı dervişlerinden olan Geyikli Baba’nın müritlerinden Gözcü Baba, Eren Baba, Kartal Baba, Ali Gazi, Sarı Gazi gibi erenlerin öncülüğünde bölgeye gelenler, başta Merdivenköy olmak üzere İçerenköyGöztepe yöresinde iskân edildiler. 1335’te Tekkebağ Köyü adıyla kurulan ilk yerleşim yeri, Baba ile Ali Gazi’nin yönetimindeydi. 1465’ten sonra bölgenin adı, tapu kayıtlarında “Eren Baba”dan gelerek Erenköy diye geçer. 1639’da Kayışdağı’nın suları künklerle Erenköy’e akıtılınca Tekkebağ ve Karaman Çiftliği’nin halkı, Erenköy’e göç etmiştir. 1664’te tersane kâhyalarından Mustafa Ağa bölgede ilk camiyi yaptırmıştır.

1872’de Haydarpaşa-İzmit demiryolu Tellikavak mevkiinden geçirilerek Bostancı‘ya uzatıldığında, yapılan yeni istasyonun çevresindeki bölgeye Erenköy adı verilmiş ve ilk yerleşme olan asıl Erenköy istasyona göre içeride kaldığından İçerenköy olarak anılmaya başlamıştır.

İlçeye adını verecek olan Ataşehir bölgesinin üzerinde yükseldiği arazi, 1912 yılında Karaman Çiftliği adı ile bilinen 6.500 dönümlük bir alanı kapsamaktaydı.[14] Karaman Çiftliği arazisi, Cumhuriyet’in ilanından sonra Maliye hazinesine devredildi. Maliye hazinesinin 1978 yılında satışa çıkardığı araziyi Tercüman gazetesinin sahibi Kemal Ilıcak ve iş insanı Alim Kantarcı satın aldılar.

1983 yılında, Ilıcak ve Kantarcı’nın Karaman Çiftliği olarak bilinen 6.500 dönümlük arazi için hazırladıkları İsotaş Yenikent isimli 50.000 konutluk proje, yerleşim merkezlerine uzak ve ütopik olduğu gerekçesiyle talep görmedi. O yıllarda çektiği kredileri geri ödeyemeyen Ilıcak ve ortakları, ipotekli olan arazinin mülkiyet hakkını da Yapı Kredi Bankası‘na bırakmış oldu. Öte yandan Maliye Hazinesi ise %21’lik payının tamamını yine bir kamu bankası olan Anadolu Bankasına devretti. 8 Ocak 1988 tarihinde Anadolu Bankası, Türkiye Emlâk Kredi Bankası ile birleşti ve bankanın yeni adı “Türkiye Emlâk Bankası” oldu. Banka, Yapı Kredi Bankası’nın elindeki kalan arazi hisselerinin tümünü satın alarak, Karaman Çiftliği’nin tek sahibi oldu.

1988’de açılan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü‘nün bağlantı yollarının bugünkü Ataşehir-Kozyatağı bölgesinden geçmesiyle bu bölge Anadolu yakasının hem prestijli bir konut bölgesi hem de tercih edilir bir iş merkezi hâline geldi. Emlâk Bankası o dönemdeki konut geliştirme projeleri kapsamında, ilk önce ismini “Anatepe uydu kenti” olarak belirlediği bu arazinin 1800 dönümlük kısmını Eska, Tekfen, Eltes ve Baytur isimli inşaat şirketlerine etap etap inşa ettirdi. 1993 yılında Ataşehir Konutları’nın ilk etabı satışa çıkarıldı.

1999 yılında yaşanan Marmara Depremi‘nden sonra Bağdat Caddesi ve çevresinde yaşayan ve güvenli olmayan binalarda oturduklarını düşünen orta-üst gelir grubundaki insanların bir kısmı Kozyatağı-Ataşehir bölgesindeki yeni konut projelerini tercih etmeye başladılar.

2000’li yıllara girerken Alarko inşaatın da faaliyetleriyle gelişen bölgenin kontrolü TOKİ‘ye devredildi. 2002 yılından sonra O-2 Otoyolu‘nun batı tarafında kalan 2800 dönümlük kısmında da Teknik Yapı, Varyap, Ağaoğlu gibi inşaat şirketlerinin uygulamasına sunan TOKİ Türk emlak sektörüne Batı Ataşehir kavramını da kazandırmış oldular.

Giderek artan nüfusa paralel olarak 1990’lı yıllardan itibaren Kadıköy İlçesi’nin D-100 karayolunun kuzeyindeki mahallelerinin ayrı bir ilçe olması gündeme gelmiştir. Ataşehir İlçesi 6 Mart 2008’de TBMM‘de kabul edilen ve 22 Mart 2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan “5747 Sayılı, Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun”la kuruldu. Başlangıçta Erengazi olarak düşünülen ilçenin adı, halktan da gelen talepler doğrultusunda son dakikada Ataşehir olarak değiştirilirdi.

Düzenlemeye göre Kadıköy’e bağlı yedi (Atatürk (O-4 ve E80 Karayolu’nun güneyinde kalan kısmı), Barbaros, İçerenköy, İnönü, Kayışdağı, Küçükbakkalköy ve Yeni Sahra), Üsküdar’a bağlı üç (Örnek, Esatpaşa ve Fetih), Ümraniye’ye bağlı Yeni Çamlıca (dörde bölünerek Yeni Çamlıca, Mimar Sinan, Mevlana ve Yenişehir mahalleleri oluşturuldu) ile Mustafa Kemal ve Namık Kemal mahallerinin O-4 Karayolunun güneyinde kalan kesimleri ve Samandıra belde belediyesine bağlı Ferhatpaşa Mahallesi’nin E80 Karayolu’nun ve E80-D100 bağlantı yolunun güneyinde kalan kısmının birleşmesiyle kurulan Ataşehir İlçesi’nin belediye teşkilatı 2009 yerel seçimlerinden sonra oluşturuldu.

2012 yılında, Barbaros mahallesi sınırları içinde kalan ve ilçenin O-4 karayolunun kuzeyindeki tek arazisi olan İstanbul Finans Merkezi onaylı arazi, Ataşehir ilçesi sınırlarının dışına çıkarılıp Ümraniye ilçesine bağlandı.

Ataşehir Yönetimi

Ataşehir Belediyesi 2009 yerel seçimlerinden sonra kurulmuştur. Ataşehir Belediye binası  ve Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü Barbaros Mahallesi’nde yer almaktadır. Ataşehir Belediyesi bünyesinde toplam 24 müdürlük bulundurmaktadır.

Kartal Kurye

Kartal Kurye

Kartal içerisinde kurye arkadaşlarımız ve ekibimiz ile gitmesi gerken, gelmesi gereken evrak, paket gibi her türlü gönderiyi yerine hızlı ve güvenli şekilde iletiriz. Samimi ve güler yüzlü çalışanlarımız sayesinde sizlere 1. kalite bir hizmet sunuyoruz.

Kartal Coğrafyası

Kartal ilçesi, Kocaeli yarımadasının güneybatı kesiminde yer alır. Doğusunda Pendik, batısında Maltepe, kuzeyinde Sultanbeyli ve Sancaktepe ilçeleri, güneyinde ise Marmara Denizi ile çevrilidir. Kartal yirmi mahalleden oluşmakta olup, 2186 adet cadde ve sokağa sahiptir. Yüzölçümü Aydos Ormanı dahil 391,73 km²’dir.

Kartal Tarihçesi

Kartal İlçesinin tarihi gelişimini 6. yüzyılın başlarından itibaren incelemek olanaklıdır. İlçenin Samandıra ve Yakacık gibi yerleşim birimlerinde yapılan kazılarda çıkan tarihi yapıtların Bizans dönemine ait oldukları anlaşılmıştır. 1080-1083 yıllarında bütün Anadolu’yu ele geçiren Selçuklu Sultanı Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından Pendik, Kartal ve Maltepe’nin ele geçirilmesinden sonra bu hükümdarla zamanın Bizans İmparatoru arasında Dragos Çayı sınır olarak belirlenerek 1081 yılında bir antlaşma yapılmış[11] ve Süleyman Şah bu sınırın dışına çıkmamayı taahhüt etmiştir. Bu çay bugünkü Maltepe‘nin batısında Maltepe ile Kartal arasında sınırı teşkil eden ve Dragos tepesinin yanından geçerek denize dökülen küçük bir sudur. Anadolu’da Türklerle Bizanslıların ilk sınırı bu anlaşma ile oluşturulmuştur. Kartal, 1400 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.[12] 1755 yılında Adalar’a bağlı bir nahiye olan Kartal 1757’de Üsküdar’a bağlı bir nahiye olur. 1850’de İzmit Sancağı‘na bağlı bir kaza olan Kartal, 1861’de Vilayet Nizamnamesi‘yle tekrar Üsküdar’a bağlanır. 1870 yılında çıkarılan bir nizamnameyle Kartal bir kaymakamlık olarak teşkil edilir ve bir yıl sonra temelli olarak İstanbul şehremaneti sınırlarına katılır. 1871 Vilayet Nizamnamesi gereğince Kartal’da belediye kurulur ve ilçenin ilk belediye reisi Yasin Ağa olur.[9] Kartal, 1888 yılında İstanbul şehremaneti sınırlarına katılır.

1928’e kadar, o zaman Üsküdar‘a bağlı olan Kadıköy‘ün Bostancı, İçerenköy, Suadiye, İnönü ve Kayışdağı mahallelerini ve bugünkü Adalar ilçesini kapsıyordu. 1947 yılında, endüstri bölgesi olarak ilan edilmesinin ardından, Kartal, İstanbul’un hızla büyüyen ilçelerinden biri haline gelmiştir. 1951’de Gebze‘den Tuzla beldesini alan ilçe, 1973’te, HaydarpaşaGebze banliyö tren hattının açılması ile birlikte bu gelişme ivme kazanmıştır. 1987’ye kadar İstanbul’un büyük ilçelerinden olan ve o dönem batıda Kadıköy, kuzeybatıda Üsküdar ve Beykoz, kuzeyde Şile ve doğuda Gebze ilçelerine komşu olan Kartal, 1987’de Pendik (1987’de Pendik’e bağlanan Tuzla 1992’de ayrı ilçe olmuş ve 1994’te Esenyalı ve Güzelyalı semtlerini Pendik‘e verip bugünkü sınırlarına ulaşmıştır), 1992’de Maltepe (1994’te Ümraniye’ye geçen ve bugün Ataşehir’e bağlı Yeni Çamlıca mahallesini kapsıyordu) ve Sultanbeyli ilçelerinin ayrılmasıyla oldukça küçülmüş, 1998’de Maltepe’den ayrılan Ferhatpaşa mahallesinin Samandıra Beldesi’ne bağlanmasıyla yeniden Kadıköy ilçesine komşu olmuş ve az da olsa büyümüşse de bugünkü sınırlarına 2009’da Ümraniye’den ayrılıp Sancaktepe adıyla ilçe olan Sarıgazi’ye Paşaköy‘le Ferhatpaşa mahallesinin küçük bir bölümüyle birlikte bağlanan Samandıra‘nın ve Ataşehir‘e bağlanan Ferhatpaşa mahallesinin büyük bölümünün ayrılmasıyla ulaşmıştır. 2010’lu yıllarda, İstanbul’un iki ana adalet sarayından biri olan Anadolu Adliyesi’nin Kartal’a inşa edilmesi, ilçenin önemini arttırmıştır.

Maltepe Kurye

Maltepe Kurye

Maltepe içerisinde kurye arkadaşlarımız ve ekibimiz ile gitmesi gerken, gelmesi gereken evrak, paket gibi her türlü gönderiyi yerine hızlı ve güvenli şekilde iletiriz. Samimi ve güler yüzlü çalışanlarımız sayesinde sizlere 1. kalite bir hizmet sunuyoruz.

Maltepe Coğrafyası

Maltepe, Bizans döneminde küçük bir sahil köyü olmanın yanında etrafında yer alan birçok manastırlarla da dikkat çekmektedir. Dönemin ünlü din adamlarından Aziz Euksentios, Maltepe yollarından birçok defa geçmiştir. Örneğin Maltepe ile Caddebostan arasında olduğu tahmin edilen Ioannes Prodromos Manastırı bunlardan sadece biridir.[4] Bu manastırla beraber Başıbüyük köyünden Caddebostan’a kadar uzanan birçok manastırın varlığı da bilinmektedir. MS 451 yılında dönemin ünlü din adamlarından Aziz Euksentios, Bizans İmparatoru Markianus’un daveti üzerine Khalkedon Konsili’ne katılmak üzere çıktığı yolculuk sırasında bu manastırları ziyaret etmiştir.

Bizans İmparatorluğunun dini yapılarının yanında imparatorluk yapıları da Maltepe erken tarihinin ana hatlarını oluşturmaktadır. Nitekim Bizans dönemine ait olan Bryas Sarayı da birçok tarihçiye göre Maltepe’dedir. İrlandalı tarihçi John Bagnell Bury, Bryas Sarayı’nın Maltepe’de yer almasının muhtemel olduğunu savunmaktadır. Ancak bu konuda farklı görüşler de mevcuttur. Tarihçi Ernest Mamboury, Maltepe’de böyle bir sarayın olmadığını söylemektedir. Sonuç olarak yapılan araştırmalar Bryas Sarayı’nın Maltepe’de yer aldığını göstermiştir. Ancak sarayın tam olarak yeri konusunda net bir bulgu yoktur. Bryas Sarayı’nın yapılması fikri ise 829-842 yılları arasında Bizans İmparatoru Theophiles’in Abbasi elçiliğini yapan Synkellos İoannes Grammatikos’a aittir. Sarayı yapan kişi de Patrice adında bir mimardır. Bryas Sarayı yapıldığında etrafı geniş bahçe ve su yollarıyla doluydu. Hatta bu su yollarından dolayı Bryas adının kaynaklar anlamına gelen vrisis sözcüğünden türediği iddia edilmiştir. Bu açıdan bakıldığında Maltepe’nin en eski anlamının kaynaklar olduğu düşünülebilir. Zira Maltepe’nin su kaynakları bakımından zenginliği bu iddiayı kanıtlar niteliktedir.

Bu küçük sınır kasabasının 1509 yılındaki depremde yıkıldığı ve Dragos eteklerinde bulunan ve bu yüzyılda Obnias veya Abrias adı ile anılan bu kasabanın harabeleri 1540 yılında ünlü Fransız nebetatçısı ve seyyahı Pierre Gylli tarafından görülerek tespit edilmiştir.

Pelekanon adı üzerinde duran tarihçiler ise III. Andronikos ile Orhan Gazi arasındaki Pelekanon Muharebesi‘nin (1329-1330) Maltepe ve çevresinde gerçekleştiğini iddia etmektedir. Bu görüşün kaynağı ise Avusturyalı Osmanlı tarihçisi Joseph von Hammer-Purgstall‘dır. Ancak Pelekanon Savaşı’nı araştıran tarihçi Vladimir Mirmiroğlu çeşitli kanıtlara dayanarak Pelekanon Savaşı’nın Darıca ile Eskihisar arasındaki Manastır Mevkii’nde olduğunu ileri sürmüştür.

Tarihçi Hammer bu kıyı şeridindeki bütün tepelere Maltepe denildiğini söylemektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurulmadan önce Türk akıncıları Bizans egemenliği altında bulunan Kocaeli Yarımadası’na akınlar düzenlemişlerdir. Bu akıncıların Üsküdar’a kadar geldikleri bilinmektedir. 1075 yılında İznik ve çevresini fethederek Anadolu Selçuklu Devleti‘ni kurarlar. Süleyman Şah İstanbul Boğazı’na kadar dayanmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra Maltepe ve Çevresi yine Bizanslıların egemenliği altına girmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu kurulduktan sonra 2. Osmanlı Padişahı Orhan Gazi’nin döneminde komutanları Akça Koca, Konur Alp, Gazi Abdurrahman tarafından Türk egemenliğine alınmıştır. İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Maltepe’nin tarihi konumu daha da artmıştır. Bağdat yolu üzerinde olan Maltepe Osmanlı Ordusu’nun Üsküdar’dan sonra ikinci durak yeri olmakta ve ordugah Maltepe’de kurulmakta idi. Fatih Sultan Mehmet’in 300.000 bin kişilik ordusunun başında 27 Nisan günü Üsküdar’a geçtiği ve burada hastalanıp birkaç gün istirahattan sonra tekrar yola çıktığı, Üsküdar’la Gebze arasındaki Tekfur Çayırı ve Sultan Çayırı diye anılan Hünkar Çayırı Mevkii’nde tekrar hastalanıp 3 Mayıs 1481 de öldüğü İsmail Hami Danişmend tarafından yazılmıştır.

Danışmend’e göre bazı Osmanlı kayıtlarında Üsküdar ve Gebze arasında bulunan Hünkar Çayırı Maltepe’dedir. Evliya Çelebi‘nin Seyahatname adlı eserinin 1. Cildinde de Fatih Sultan Mehmet‘in Maltepe yakınlarında öldüğü ifade edilmektedir.

Osmanlı döneminde Maltepe askeri konaklama yeri olarak önemli bir mevki idi. 18. yüzyıl Kazasker Feyzullah Efendi‘nin çabalarıyla Maltepe daha da gelişerek yeni bir çehreye bürünmüştür. (1699-1761) Şeyhülislam Ebu’l Hayr Efendi’nin oğlu olan 1749’da Rumeli Kazaskerliğine getirilen Feyzullah Efendi de (1755 ve 1757) iki defa Şeyhülislamlığa atanmış ve 1758 yılında 3. Mustafa tarafından azledilerek Sütlüce’deki evinde oturmasına izin verilmiş, ölünce de Sütlüce Deresi’nde yaptırmış olduğu zaviyeye gömülmüştür.

Eski Maltepe’nin Feyzullah Efendinin Çiftliği olduğu söylenir. Kayış Dağı memba Suyunu Maltepe’ye toprak künklerle Feyzullah Efendi getirmiş bununla da yetinmeyip bugünkü Feyzullah Camii’nin yanındaki asmalı kahvenin önünde bulunan çeşmeyi de kendisi yaptırmıştır.

Maltepe’de ilk cemiyet 1910 yılında Uhuvvet-i Osmaniye adı altında Miralay Süreyya İlmen tarafından kurulmuştur. Maltepe’ye ilk kez 14 Nisan 1912 yılında Sayeste Kadı Efendi adı verilen bir ilkokul yapılmıştır.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Selanik, Drama, Kavala ve Serez Yöresi’nden Türkiye’ye mübadele ile gelen Türklerin 1500’ü Maltepe’ye yerleşmiştir. Narlıdere Çiftliği adıyla bilinen bugünkü Maltepe Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Maltepe’nin gelişmesine büyük emeği geçen Süreyya Paşa (1874-1955) tarafından yapılmıştır. Cumhuriyeti izleyen yıllarda Maltepe büyük bir yangın geçirmiş bütün ahşap evlerle birlikte Feyzullah Efendi Camii’de yanmıştır.

1928 yılında Maltepe Belediyesi kurulmuştur. Maltepe’nin İmar Planı ise 1945’te yapılmıştır. İmar Planından sonra Maltepe’nin yerleşim bölgesi demiryolu hattı olmuş, 1960’tan sonra da yerleşim daha yukarılara dağılmış olup E-5 üstünde de hızlı bir gelişme kaydetmiştir.

Pendik Kurye

Pendik Kurye

Pendik ilçesi etrafında güvenilir kurye arkadaşlarımız ve samimi, güler yüzlü çalışanlarımız ile sizlere 1. kalite bir kurye hizmeti sağlamaktan gurur ve neşe duyuyoruz.

Pendik Tarihçesi

Pendik’teki en eski yerleşim olarak Makedonlar bilinse de yapılan kazılarda 3-4 bin yıllık insan kalıntıları bulunmuştur. Roma ve Doğu Roma hakimiyetinin ardından 1080-1083’te Selçuklularda kaldıysa da, tekrar Latin İmparatorluğu eline geçmiştir.1306’da ise Osmanlı hakimiyetine girmiştir ancak bu Bizansın geri kazanma çabalarını doğurmuş ve 1329-1330 tarihlerinde Pelekanon savaşıyla bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. 1400 yılında Yıldırım Bayezid döneminde Abdurrahman Gazi alana dek boş kalmış olan Pendik, bu tarihten itibaren tamamen Türk hâkimiyetindeki bir yerleşim yeri olmuştur.

Osmanlı hâkimiyetinde küçük bir balıkçı kasabası durumunda bulunan Pendik, geçirdiği büyük bir yangınla tamamen kül olmuştur kaynaklara göre 1200 hane ve dükkânı kül eden 50 saatlik yangından sonra Ayan Meclisi Senato Hariciye Encümen Reisi Azaryan Efendi Paris’ten mühendis ve mimarlar getirterek yeni yerleşimin planlarını çizdirmiştir. Planlara da şehir merkezine adının ilk harfini koydurtarak imzasını atmıştır. Günümüzde Gazipaşa-İsmetpaşa ve Orhan Maltepe Caddelerinin oluşturduğu çizgiler hala ilçenin en işlek merkezi durumundadır.

Osmanlı döneminden Gebze ilçesine bağlı bir köy iken daha sonra Üsküdar Mutasarrıflığına bağlı Kartal Sancağı bünyesinde bir nahiye olmuştur. Nihayet 04.07.1987 tarihinde 19507 sayılı Resmî Gazete de yayınlanan 3392 sayılı kanun ile ilçe olmuş ve teşkilatlanmasını tamamlayarak 11.08.1988 tarihinde fiilen faaliyete geçmiştir.

İlçede, Kaynarca ve Pendik arasında sahile 50 metre uzaklıkta, neolitik dönemden kalma ve MÖ 6500 yılında kurulduğu sanılan, 32 mezarın ve ev temelleri kalıntılarının bulunduğu eski bir yerleşim bölgesi bulunmuştur.

Pendik Coğrafyası

İstanbul ilinin doğu yarısında yer alan Pendik, güneydoğu’da Tuzla doğuda Gebze, kuzeyde Şile ve Çekmeköy, batıda KartalSancaktepe ve Sultanbeyli, güneyde ise Marmara Denizi ile çevrilmiştir. Yaklaşık 200 km2 lik bir alana yayılmış olup 9 km sahil şeridi bulunmaktadır. Pendik’in yüzey şekilleri genel olarak engebelidir. Deniz kıyısı kil ve kum ile kıyıdan itibaren kuzeye doğru silislerle kaplıdır. İstanbul’un tek ve en yüksek dağı olan Aydos ile sınır olan Pendik, Ballıca Ağılbayırı, Karabayır tepelerine de sahiptir. Ayrıca üzerinde İBB Sosyal tesislerini barındıran Gözdağı’da en yüksek noktalardan biridir. Riva Deresi, Ballıca Deresi Ömerli Barajına dökülen akarsulardır. Büyükdere Kurtköy’den çıkarak Tuzla sınırlarına gider. İstanbul’un en büyük su kaynaklarından olan Ömerli Barajı’da Pendik sınırlarındadır. Çok geniş topraklara sahip Pendik’te TEM güneyi tamamen yerleşim yerleriyle kaplıdır, kuzeyde ise yalnızca 5 köy bulunmaktadır.

Pendik Karadeniz’in yağışlı iklimi ile Akdeniz’in ılıman iklimi arasında geçit teşkil eder yani klasik Marmara iklimine sahiptir. Kışın Balkan yarımadasından gelen soğuk rüzgârlar ve Karadeniz’in yağışlı havası ilçede etkisini gösterir, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yarı nemli bir iklime sahiptir.

Yıllık ortalama sıcaklık 14,1 derece, kışın ortalama sıcaklık 5,6 derece, yazın ortalama sıcaklık 28,6 derecedir. Hâkim rüzgârlar poyraz ve lodostur.

Gebze Kurye

Gebze Kurye

Gebze ilçesi etrafında güvenilir kurye arkadaşlarımız ve samimi, güler yüzlü çalışanlarımız ile sizlere 1. kalite bir kurye hizmeti sağlamaktan gurur ve neşe duyuyoruz.

Gebze Tarihçesi

Kayıtlara göre Gebze, MÖ IV. yüzyılda kurulmuştur.  Gebzenin de içinde bulunduğu, Bitinya bölgesinin bilinen en eski tarihi, MÖ XII. yüzyıla kadar dayanır. Asya ile Avrupa kıtaları arasındaki en önemli geçit yeri olan Kocaeli Yarımadası ya birçok ulusun yurdu ya da gelip geçtikleri, uygarlıklarından izler bıraktığı bir yer olmuştur. Bilinen ilk ulus göçünü de MÖ 12. yüzyılın başlarında Frigler yapmıştır. Boğaz yoluyla Yarımada‘ya gelen Frigler, buradan Anadolu’ya dağılmışlardır.

Bugün Gebze’nin olduğu yerde, MÖ 278-255 yılları arasında Kral I. Nicomedes‘in egemenliğindeki Bitinya Krallığı dönemindeki Dakibyza ve Libyssa adında yerleşmeler vardı. Bu yerleşim alanlarının araştırmalara konu olmasının en önemli nedeni ise, ünlü Kartacalı komutan Hannibal‘ın krallık döneminde burada yerleşmiş olmasıdır. Hannibal, Zama Savaşı‘ndaki yenilgisinden sonra ülkesinde itibar görmemiş ve Bitinya Krallığı´na iltica etmek zorunda kalmıştır. Hannibal’ın mezarı Gebze TÜBİTAK Yerleşkesi içerisinde bulunmaktadır.

Evliya Çelebi 1640 yılında Gebze’ye yaptığı seyahatte 1000 kadar bağlı ve bahçeli eski tarz evin bulunduğunu söyler.

Gebze Coğrafyası

Gebze, Marmara Bölgesinde İzmit Körfezi’nin Kuzey Batısında yer alan ve Kocaeli iline bağlı olan zengin bir tarihi geçmişe sahip, ekonomisi büyük oranda sanayiye dayalı, Türkiye’nin hızla gelişen ve büyüyen bir ilçesidir. Doğusunda Dilovası ilçesi, batısında DarıcaÇayırovaİstanbul iline bağlı Pendik ve Tuzla ilçeleri, Kuzeyde ise İstanbul iline bağlı Şile ilçesi yer almaktadır. Gebze’nin yüzölçümü, 426.29 km2 olup, rakım ise ilçe merkezinde 190 metredir.

Akdeniz ve Karadeniz iklimleri ve zamanla Karasal İklim özelliklerini yansıtır. İlçede yazlar sıcak ve az yağışlı, kışlar yağışlı ve görece ılık geçer. Yıllık yağış miktarı 565 mm’dir.