Kategori arşivi: İstanbul Moto Kurye

Gaziosmanpaşa

Gaziosmanpaşa

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Koordinatlar41°12′57, 28°44′05 (Harita)

Gaziosmanpaşa
İlçedeki Cengiz Topel Caddesi'nden bir görünüm (Nisan 2010)

İlçedeki Cengiz Topel Caddesi’nden bir görünüm (Nisan 2010)
Istanbul location Gaziosmanpaşa.svg
Ülke Türkiye
İl İstanbul
Coğrafi bölge Marmara
İdare
 • Kaymakam Numan Hatipoğlu [1]
 • Belediye başkanı Hasan Tahsin Usta (AK Parti)
Yüzölçümü

 • Toplam 38 km² (14 mil²)
Nüfus

 (2018)
 • Toplam 487,046
 • Kır

 • Şehir

Zaman dilimi UTC+03.00 (TSİ)
Posta kodu 34275
İl alan kodu 212
İl plaka kodu 34

Gaziosmanpaşaİstanbul‘un bir ilçesidir. İstanbul’un geç dönem yerleşimlerinden olan ve daha önce Taşlıtarla ve Küçükköy mevkii olarak bilinen Gaziosmanpaşa, 1950’li yıllardan sonra gelişmiş, 1963 yılında da ilçe yapılmıştır. Gaziosmanpaşa’nın merkezine eskiden Taşlıtarla denirdi. Gaziosmanpaşa ilçesi BayrampaşaEsenlerEyüpsultan ve Sultangazi ilçeleri ile komşudur.

Nüfusun artmasıyla trafik sorunu da artmaktadır. T4 tramvay hattı ve M7 metro hattının açılmasıyla modern bir ulaşıma da sahip olmuştur. Bu yüzden en fazla göç alan ilçe konumuna gelmiştir.

Nüfus

Gaziosmanpaşa’da 16 mahalle vardır. 2008 yılında çıkarılan yeni yasa çerçevesinde Arnavutköy ve Sultangazi ilçe statüsü kazanmıştır.Bu iki ilçenin kurulmasıyla Gaziosmanpaşa’nın nüfusu 1.013.048’den (2007) 460.675’e (2008) düşmüş ve “Türkiye’nin en kalabalık ilçesi” unvanını kaybetmiştir.

1990 Genel Nüfus Sayımı’na göre ilçe merkezinin genç bir nüfusa sahip olduğu belirlenmiştir; 20 yaşın altındaki nüfus toplam nüfusun yarısına yakındır. Yine aynı sayıma göre, ilçe merkezinde 6 yaşın üzerindeki okuryazarlık oranının %88,1 olduğu görülmüştür. İlçe merkezinde okuma yazma bilenlerden %81,3’ü bir öğrenim kurumundan mezun olmuştur. Bunlardan %75,7’si ilkokulu, %12,9’u ortaokul ve dengi okulları, %9,2’si lise ve dengi okulları ve %2,2’si yükseköğrenim kurumlarını bitirmiştir.

Gaziosmanpaşa ilçe merkezinde iktisaden faal nüfus 12 ve daha yukarı yaştaki nüfusun %48,4’ünü oluşturmaktadır. Bu, 12 yaş üzerindeki nüfusun yaklaşık yarısının faal olarak ekonomik hayata katıldığını, diğer yarısının ise ekonomik açıdan faal olmadığını ortaya çıkmaktadır. İktisaden faal olmayan nüfusun büyük kısmını ev kadınları oluşturmaktadır.

Yıl Toplam Şehir Kır
1965[3] 89.538 69.599 19.939
1970[4] 125.667 89.778 35.889
1975[5] 160.949 97.118 63.831
1980[6] 219.026 101.810 117.216
1985[7] 289.841 279.127 10.714
1990[8] 393.667 354.186 39.481
2000[9] 752.389 658.756 93.633
2007[10] 1.013.048 890.522 122.526
2008[11] 460.675 460.675 veri yok
2009[12] 461.230 461.230 veri yok
2010[13] 474.259 474.259 veri yok
2011[14] 482.553 482.553 veri yok
2012[15] 488.258 488.258 veri yok
2013[16] 495.006 495.006 veri yok
2014[17] 498.120 498.120 veri yok
2015[18] 501.546 501.546 veri yok
2016[18] 499.766 499.766 veri yok
2017[18] 497.959 497.959 veri yok
2018[18] 487.046 487.046 veri yok
2019[18] 491.962 491.962 veri yok
2020[18] 487.778 487.778 veri yok

Not: 2008 yılında Arnavutköy ve Sultangazi ilçelerinin kurulması ile nüfus azalmıştır.

Tarihçe

İlçedeki Gazi Osman Paşa heykeli.

Gaziosmanpaşa ilçe alanı eskiden Eyüpsultan ve Çatalca ilçelerinin sınırları içindeydi. Bugün ilçe merkezinin bulunduğu güneydoğudaki topraklar 1950’lere kadar boştu. Eyüp ilçe sınırları içindeki bu topraklar kıraç ve taşlı olduğundan halk arasında Taşlıtarla olarak adlandırılırdı.

1950’den önce burada hayvancılıkla uğraşanların kurduğu ağıllarla birkaç atölye tipi imalathane vardı. 1952 yılında Balkan göçmenlerine devletin yaptırdığı evlerle başlayan Taşlıtarla serüveni, 1960’lı yıllardan itibaren sanayinin Rami ve Eyüp’e kaymasıyla büyük bir ivme kazandı ve bugün ortaya 1 milyon kişinin yaşadığı dev Gaziosmanpaşa ilçesi çıktı. Bir bakıma Taşlıtarla, Gaziosmanpaşa ilçesinin çekirdeği sayılmaktadır. Yakın zamana kadar kentin varoşu olan Taşlıtarla bugün dev gökdelenleri alışveriş merkezleri, bilgisayarlı okulları ve eğlence merkezleriyle modern bir görünüm kazandı.

Taşlıtarla 1958’e kadar Eyüp’ün Rami Bucağı’na bağlı olan Küçükköy’ün bir mahallesiydi. 1962’de yapılan bir araştırmaya göre Taşlıtarla’daki 18 bin gecekonduda yaklaşık 90 bin kişinin yaşadığı tahmin edilmektedir. Nüfusun hızla artmasına bağlı olarak Eyüp İlçesi’nde kurulan Göktepe Bucağı’nın merkezi durumundaki Taşlıtarla, 1963’te bucak çevresindeki alanlarda oluşturulan Gaziosmanpaşa İlçesinin merkezi oldu ve bundan sonra Gaziosmanpaşa adıyla anılmaya başladı.

Gaziosmanpaşa ilçesine Rami Bucağı’nın ve Çatalca ilçesine bağlı Hadımköy Bucağı’nın bazı köyleri katılmıştır. 1970’ten önce Çatalca’nın Tayakadın Köyü 1990 öncesinde yine Çatalca‘nın kırsal bir yerleşmesi olan Yeniköy de bağlanınca Gaziosmanpaşa İlçesi bugünkü sınırlarına kavuşmuştur.

Gaziosmanpaşa’nın kentsel gelişmesini en iyi ilçenin nüfus gelişmesi göstermektedir. Dünyanın çok az yerinde görülebilecek bir kentleşme sonucunda Gaziosmanpaşa’nın nüfusu 1935-1997 yılları arasındaki 60 yılda olağanüstü büyümüş, tam 165 misli artmıştır. İlçe nüfusu 1935’te 3847 iken 635.000 olmuştur.

1935’teki sayıma göre, bu alandaki nüfusun tamamı kırsal yerleşmelerde yaşıyordu. Sonraki yıllarda İstanbul’un birçok bölümünde görüldüğü gibi Gaziosmanpaşa’da da kentleşme hız kazandı. Gaziosmanpaşa İlçesinde İstanbul’a yakın olan yerler daha hızlı kalabalıklaşmış ve kent niteliği kazanarak İstanbul kentsel alanına katılmıştır.

Kurulduğu günden bu yana her dönem kamuoyunun dikkatini çeken ilçe, son yıllarda artan nüfusuyla İstanbul’un en büyük birinci, Türkiye’nin en büyük ikinci ilçesi olma hüviyetini kazandı.

Gecekondulaşmanın yoğun olduğu ilçelerden sayılan Gaziosmanpaşa, son yıllarda özellikle de Belediyenin altyapı, ulaşım ve peyzaj çalışmaları ile her geçen gün gelişme trendini arttıran bir yapıya kavuşturulmuştur. İlçenin kaderini iyi yönde etkileyen bu hizmetler büyük yatırımcıları bu bölgeye sevk etmiş ve Gaziosmanpaşa da İstanbul’un kentli unsurlarını taşır hale gelmeye başlamıştır.

Medya

Gaziosmanpaşa, ilçesinde yayın yapan günlük gazete ve yerel radyo tv kanalları bulunmaktadır.

Yerel tv kanalları

Yerel gazeteler

  • Gop Medya

Yerel radyolar

Kişiler

Coğrafya

Gaziosmanpaşa,geçmişte sınırları Karadeniz’e kadar uzanan, yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük ilçeleri arasında yer alırken, 2008 yılı içerisinde 3 ilçeye bölünmüştür. Gaziosmanpaşa ilçe alanının yeni sınırları, yönetsel bakımdan kuzeyden Sultangazi, doğu ve güneyden Eyüp, batıdan ise Bayrampaşa ile çevrilidir.[19]

İklim

DaraltNuvola apps kweather.svg Gaziosmanpaşa iklimi Weather-rain-thunderstorm.svg
Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara
Ortalama en yüksek sıcaklık (°C) 5,8 6,4 8,4 12 17 21,9 25,4 24,8 21,1 16,2 12,1 7,9
Ortalama yağış (mm) 88 75 75 50 38 35 26 24 52 80 78 77
Kaynak: [1]

Mahalleleri

Siyaset

Belediye Başkanları

Başkan Dönem Parti Oy Sayısı Oy Oranı
1 Mustafa Gül 1963-1964 Adalet Partisi 5,282 %55,37
2 Selahattin Saraç * 1964-1968
3 Üzeyir Kurum 1968-1971 Adalet Partisi 5,778 %57,43
4 Reşit Güventaş * 1971-1973
5 Mustafa Gürbüz 1973-1977 Cumhuriyet Halk Partisi 7,482 %58,11
6 Kemal Ağıralioğlu 1977-1980
1980-1984 (Görevlendirme)
7 Sabri Öztürk 1984-1989 Anavatan Partisi 36.962 %41,50
8 İsmail Rüstemoğlu 1989-1994 Sosyaldemokrat Halkçı Parti 42.706 %36,23
9 Recep Koral 1994-1999 Refah Partisi 75.999 %34,12
1999-2002 Fazilet Partisi 93.128 %33,29
10 Mustafa Yeşil * 2002-2002
11 Sadullah Ata * 2002-2003
12 Ferşat Terzioğlu * 2003-2004
13 Erhan Erol 2004-2009 Adalet ve Kalkınma Partisi 149.408 %50,14
14 2009-2014 107.984 %44,35
15 Hasan Tahsin Usta 2014-2019 150.706 %51,32
16 2019- 143.596 %52,21

*Mevcut başkanların başkanlıktan ayrılmaları sebebiyle belediye başkanlığı görevini yürütmüşlerdir.[21]

Ekonomi

Gaziosmanpaşa İlçesi’nde ekonomik hayatın temelini küçük esnaf ve dış üretim faaliyetleri oluşturmaktadır. İlçe merkezinde iktisaden faal nüfusun %60’ı bu işlerde çalışmaktadır. Esnaf ve Sanatkarlar Birliği’nin verilerine göre, Gaziosmanpaşa’da 498 küçük ölçekli, 145 orta ölçekli ve 18 de büyük ölçekli işletme bulunuyor. Genel olarak avize, oto motor tamiri, metal işleri, konfeksiyon, torna-tesviye ve elektronik tesisatçılığı konularında faaliyet gösteren bu işletmelerde 3.688 kişi çalışıyor. Bununla birlikte İlçeye bağlı köylerde kırsal nüfusun geçimini temin ettiği tarımsal üretim de vardır. Ancak tarımsal üretim her geçen gün azalmaktadır.

İlçede genel olarak bir inşaat havasının hakim olduğu söylenebilir. Eski gecekondular artık yerini planlı yapılaşmaya bırakmaktadır. İlçenin hemen hemen her yerinde inşaat malzemesi satan perakendeci ya da toptancı mağazalarına, hafriyatçılara, marangozlara rastlamak mümkün.

FATİH

Fatihtarihî yarımada (Suriçi) denen ve İstanbul şehrinin kurulup geliştiği bölgenin tamamını kaplayan ve valilik, büyükşehir belediye başkanlığı, emniyet müdürlüğü ve şehrin vergi dairesi gibi kurumların yer alıyor olmasıyla İstanbul’un merkezi sayılan ilçedir. Güneybatıdan Zeytinburnu, kuzeybatıdan Eyüpsultan ilçeleri ile kuzeyden Haliç, doğudan İstanbul Boğazı ve güneyden Marmara Denizi ile çevrilidir.

Fatih İlçesi, 1928’den 2008’e kadar Eminönü’yle beraber tarihî yarımadadaki iki ilçeden biri olmuştur. 2008’de Eminönü ilçesinin varlığının bir kere daha ortadan kaldırılıp tarihinde olduğu gibi yeniden Fatih ilçesine katılmasından beri tekrar tüm tarihî yarımada üzerindeki tek ilçe hâline gelmiştir. Kırsal yerleşimi olmayan ve 15.62 km²’lik (1562 hektar) bir alanı kaplayan Fatih İlçesi 57 mahalleden oluşmaktadır.

Fatih ilçesinin havadan kısmen görünümü, ortada Süleymaniye Camii ve Beyazıt Kulesi (Ekim 2014)

Adı

Konstantinopolis 1453’te Osmanlılar tarafından fethedildiğinde Ortodoks PatrikhanesiAyasofya‘nın hemen yanında yer almaktaydı. Patrikhane fethi izleyen günlerde önce Havariyun Kilisesi‘ne daha sonra da Fener’e taşındı.

Fatih Sultan Mehmet fethin onuncu yılında yıktırdığı Havariyun Kilisesi‘nin yerine kendi adıyla anılan büyük bir külliye yaptırdı. Fatih Külliyesi‘nin çevresinde zamanla bir Müslüman mahallesi ortaya çıktı. Külliyenin adıyla anılmaya başlayan bu mahalle hızla klasik bir Osmanlı-Türk şehri halini almış, Fatih semtine ve ilçesine adını vermiştir.[2]

Tarihçe

Coğrafi durumu

Fatih İlçesi, kuzeybatıda Eyüpsultan ilçesi, kuzeyde Haliç, güneyde Marmara Denizi, batıda Zeytinburnu ilçesiyle komşudur. İlçenin yüz ölçümü 15.62 km²’dir (1562 hektar). İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 60 m’dir. Tarım arazisi yoktur. Tarihî yarımada 7 tepe üzerine kurulmuştur, şiirlere konu olan İstanbul’un yedi tepesi, Fatih sınırları içinde kalır.

Fatih’in sınırlarını tarihi surlar ile Haliç ve Marmara Denizi belirler. Haliç Ayvansaray’dan Yedikule’ye kadar uzanan surların bir bölümü tamir görmüştür ve Fatih’i Eyüp ve Zeytinburnu ilçelerinden ayırır. Haliç ve Marmara kıyılarındaki deniz surları büyük ölçüde tahrip olduğu için günümüze kadar ulaşamamıştır. Kıyılarının toplam uzunluğu 14 km’dir.

Nüfus

Yıl Fatih Eminönü[not 1] Toplam
1927[3] İl merkezi: 245.982
1935[4] 172.902 100.933 273.835
1940[5] 160.589 105.683 266.272
1945[6] 181.025 111.064 292.089
1950[7] 226.853 123.056 349.909
1955[8] 286.733 146.896 433.629
1960[9] 300.594 134.852 435.446
1965[10] 344.602 137.849 482.451
1970[11] 417.662 136.997 554.659
1975[12] 504.127 122.885 627.012
1980[13] 474.578 93.324 567.902
1985[14] 497.459 93.383 590.842
1990[15] 462.464 83.444 545.908
2000[16] 403.508 55.635 459.143
2007[17] 422.941 32.557 455.498
2008[18] 443.955 veri yok 443.955
2009[19] 433.796 veri yok 433.796
2010[20] 431.147 veri yok 431.147
2011[21] 429.351 veri yok 429.351
2012[22] 428.857 veri yok 428.857
2013[23] 425.875 veri yok 425.875
2014[24] 419.266 veri yok 419.266
2015[25] 419.345 veri yok 419.345
2016[25] 417.285 veri yok 417.285
2017[25] 433.873 veri yok 433.873
2018[25] 436.539 veri yok 436.539
2019[25] 443.090 veri yok 443.090
2020[25] 396.594 veri yok 396.594

Fatih ilçesinin nüfus gelişimi İstanbul’un diğer ilçelerinden farklı olmuştur. Eski Eminönü İlçesinde 1960’larda başlayan nüfustaki gerileme 1990’lı yıllarda da eski Fatih İlçesinde başlamıştır. Bugün de ilçe nüfusu gerilemektedir. Bunun başlıca nedenleri gelişim alanlarının daralması, ekonomik olanakları gelişenlerin başka ilçelere taşınması ve önemli bölgelerin konut alanı olmaktan çıkıp iş alanı niteliği kazanmasıdır.

İdari yapı

İlçenin tümü İstanbul kentinin tarihsel çekirdeği olan Suriçi’nde yer alır. 1928’de İstanbul İli Merkez İlçesi Eminönü ve Fatih ilçeleri kurularak ikiye bölündü. Fatih ve Eminönü ilçeleri 1984’e değin İstanbul Belediyesi‘ne bağlı bir şubeyken, yapılan bir düzenlemeyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘ne bağlı ilçe belediyeleri durumuna getirildiler. 29 Mart 2009 tarihinde yürürlüğe giren 5757 sayılı kanunla, tarihî yarımadanın iki ilçesi (Fatih ve Eminönü), “Fatih” adı altında tek bir ilçeye dönüştürülmüştür.

Mahalleler

Fatih İlçesi bugün 57 mahalleden oluşmaktadır:

Yapılar

Marmaray kazıları neticesinde 8500 yıllık bir tarihe sahip olduğu anlaşılan[26] İstanbul şehrinin en eski yerleşim alanlarından biri olan Fatih İlçesi, tarihsel yapılar açısından oldukça zengindir. Tarihî yarımada Fatih, Roma İmparatorluğu’nun en önemli merkezlerinden biri olma özelliğine sahip bir yer olmasının yanında 1058 yıl Bizans‘a, 469 yıl Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmıştır. Bu özelliği dolayısıyla tarihî yarımadada bu üç önemli medeniyete ait çok önemli eserleri bir arada görmek mümkündür. Tarihî yarımada, üzerinde yer alan RomaBizans ve Osmanlı dönemlerinden kalma eserlerle adeta bir açık hava müzesi görünümündedir.

İstanbul Surları

Walls of Constantinople.JPG

İstanbul‘un çevresinde bulunan, Bizans zamanında yapılmış şehir duvarlarıdır. İstanbul’un etrafını çeviren surlar tarihte 5. yüzyıldan başlayarak inşa edilmiş, yıkılmalar ve yeniden yapmalarla dört defa elden geçmiştir. Son yapımı MS 408’den sonradır. II. Theodosius (408-450) zamanında İstanbul surları Sarayburnu‘ndan Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray‘a bu taraftan, ve Marmara kıyısı boyunca Yedikule‘ye, Yedikule’den Topkapı‘ya, Topkapı’dan Ayvansaray’a uzanıyordu.

Fatih ilçesi bugün yalnızca kuzey ve batıdan tarihi surlarla çevrilidir. Haliç kıyısındaki Ayvansaray’dan Marmara kıyısındaki Yedikule’ye kadar uzanan bir bölümü tamir gören bu surlar Fatih İlçesini Eyüp ve Zeytinburnu ilçelerinden ayırır. Haliç ve Marmara kıyılarındaki deniz surları büyük ölçüde tahrip olduğu, zarar gördüğü için günümüze kadar ulaşmamıştır.

Ayasofya

Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından M.S. 532 – 537 yılları arasında İstanbul‘un tarihî yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup, 1453 yılında İstanbul’un Türkler tarafından alınmasıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüş, 1934 yılından 2020 yılına kadar müze olarak hizmet vermiş,[27][28] 2020 yılında ise tekrardan camiye çevrilmiştir.[29] Ayasofya, mimari bakımdan, bazilika planı ile merkezî planı birleştiren, kubbeli bazilika tipinde bir yapı olup kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle mimarlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınır.

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478’de yaptırılmış,Abdülmecit’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar yaklaşık 380 sene boyunca devletin idare merkezi ve Osmanlı padişahlarının resmî ikametgâhı olmuştur. Kuruluş yıllarında yaklaşık 700.000 m²’lik bir alanda yer alan sarayın bugünkü alanı 80.000 m²’dir.[30]

Sultan Ahmet Camii

Sultan Ahmet Camii

1609-1616 yılları arasında sultan I. Ahmet tarafından İstanbul‘daki tarihî yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa‘ya yaptırılmıştır. Cami Mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ve büyük kubbesinin içi de gene mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca “Mavi Cami (Blue Mosque)” olarak adlandırılır. Ayasofya‘nın 1934 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul’un ana camii konumuna ulaşmıştır.

Aslında Sultan Ahmet Camii külliyesiyle birlikte, İstanbul’daki en büyük yapı komplekslerinden biridir. Bu külliye bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır.

Mısır Çarşısı

Eminönü‘nde Yeni Camii‘nin arkasında ve Çiçek Pazarı‘nın yanındadır. İstanbul‘un en eski kapalı çarşılarından olan Mısır Çarşısı, 1660 yılında Turhan Sultan tarafından yaptırılmıştır. Mimarı Kazım Ağa‘dır. Çarşı son olarak 1940-1943 yılları arasında İstanbul Belediyesi tarafından restore edilmiştir.

Camiiler

Fatih İlçesindeki en önemli dini anıtsal yapılardan biri olan Fatih Camii yine Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Fatih camii bu bölgedeki en fazla ziyaret edilen cami durumundadır. Fatih Camii’nin Osmanlı Tarihi açısından bir diğer önemi de açılan ilk medreselerin bu camiinin bünyesinde olmasıdır. Şu anda hala bu medreseler üniversite öğrencileri tarafından kullanılmaktadır. Tarihi değere sahip Zeyrek Camii kiliseden camiye çevrilmiştir. İskender Paşa CamiiHırka-i Şerif CamiiVefa Camii, yine bölgedeki en önemli anıtsal yapılardır. Fatih İlçesi sınırları içindeki tarihsel nitelikli camilerden bazıları;

Kiliseler

Diğer tarihsel yapılar ve mekanlar

İstanbul Arkeoloji Müzesi

Fatih’i Beyazıt‘a bağlayan ana cadde olan Fevzi Paşa Caddesi Roma döneminden beri aynı işlevini sürdürmektedir. Yine çok önemli bir yapı olan tarihi Bozdoğan (Valens) Kemeri aynı bölgede bulunmaktadır.

Fatih semti oldukça yüksek bir yerde kurulmuştur. Çeşitli manzara noktalarından Haliç ve İstanbul Boğazı rahatlıkla izlenebilir. Şehrin en eski yerleşim alanlarından bazılarının bulunduğu Fatih ilçesi, tarih­sel yapılar açısından oldukça zengindir.BizansOsmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde cazibesinden hiçbir şey kaybetmemiştir ve sınırları içinde çok önemli tarihi ve turistik eserler barındırır. Sadece Türkiye’de değil dünyada da eşine az rastlanan bu eserlerden bazıları şunlardır:

Müzeler

Fatih ilçesindeki başlıca müzeler şunlardır:

Eğitim

İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt Meydanı‘nda bulunan tarihî ana kapısı ve arka kısımda görülen Beyazıt Kulesi

Fatih ilçesi eğitim kurumları açısından oldukça zengindir. 2020 yılı itibarıyla ilçe sınırları içinde 45 adet ilköğretim ve dengi eğitim kurumu bulunur. Ayrıca aralarında İstanbul LisesiDavutpaşa LisesiPertevniyal Anadolu LisesiVefa LisesiCağaloğlu Anadolu LisesiÇapa Fen Lisesi ve Fener Rum Erkek Lisesi gibi pek çok köklü ortaöğrenim kurumunun bulunduğu 76 lise barındırır.[31]

Yükseköğretim kurumları arasında İstanbul Üniversitesi önemli bir yer tutar. İstanbul Üniversitesi’nin merkez binası ve Tıp (Çapa)Diş HekimliğiCerrahpaşa TıpHukukEdebiyatFenİktisat, Eczacılık, Hasan Ali Yücel Eğitim, İlahiyat, Su Ürünleri, İletişim ve Siyasal Bilgiler fakülteleri gib birçok fakültesi bu ilçede yer almaktadır.

İstanbul Üniversitesi’nin dışında, Biruni ÜniversitesiKadir Has Üniversitesi Merkez Kampüsü, İstanbul Ticaret Üniversitesi Eminönü Kampüsü ve Marmara Üniversitesi Rektörlüğü, tarihî yarımada içindeki diğer yükseköğretim kurumlarıdır.

Ulaşım

Fatih İlçesi, hem kara, hem deniz hem de raylı sistemleriyle İstanbul’un ulaşımı en kolay ilçelerden birisidir.

Atatürk (Unkapanı) Köprüsü‘nden itibaren başlayan Atatürk Bulvarı ve daha güneydeki Gazi Mustafa Kemal Paşa Caddesi, 2008’e kadar Eminönü ve Fatih ilçeleri arasında sınır oluşturuyordu. İstanbul kent içi ulaşım bağlantılarından bazıları Fatih ilçesinden geçer. Bunlardan başlıcaları Saraçhanebaşı‘ndan Edirnekapı‘ya uzanan Macar Kardeşler ve Fevzi Paşa caddeleri, Aksaray’ı Topkapı-Edirnekapı Caddesi’ne bağlayan Vatan Caddesi ile yine Aksaray’ı Topkapı‘ya bağlayan Millet Caddesi‘dir. Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray, Mürsel Paşa, Abdülezel Paşa, Kadir Has ve Ragıp Gümüşpala caddeleri yer alır. Bu caddelerle Haliç arasında yeşil alanlar yer alır. İlçenin Marmara kıyısından Sirkeci’yi Bakırköy’e bağlayan “sahil yolu” da denen Kennedy Caddesi geçer. Atatürk (Unkapanı) ve Galata köprüleri tarihî yarımadayı Beyoğlu yakasına bağlar.

Sirkeci Garı

Sirkeci Garı‘ndan başlayıp İstanbul’u Avrupa‘ya bağlayan ve kentin Avrupa Yakasındaki banliyö ulaşımını sağlayan çift hatlı demiryolu da yer yer sahil yoluna paralel olarak uzanır. 1992’de hizmete giren Zeytinburnu-Kabataş tramvay hattı Millet CaddesiOrdu CaddesiDivan Yolu ile Sirkeci‘ye ulaştıktan sonra Galata Köprüsü üzerinden Karaköy‘e ulaşır. Aksaray‘dan başlayan M1 metro hattı Atatürk Havalimanı‘nda noktalanır.

Fatih İlçesi bir yarımada olarak suyolu ulaşımında oldukça avantajlı bir konumdadır; Sirkeci – Harem arasında feribotEminönü iskelesinden ise KadıköyÜsküdar ve İstanbul Boğazı‘na şehir hatları seferleri düzenlenir. İDO Yenikapı İskelesi’nden ise BakırköyBostancı ve Kadıköy‘e deniz otobüsü seferleri düzenlenir. Haliç kıyısındaki Ayvansaray, Balat ve Fener iskelelerinden ulaşımdan çok gezinti amaçlı Haliç seferleri düzenlenir.

Sağlık

Fatih ilçesi ülkenin dört bir yanından gelen hasta ve hasta yakınlarını ağırlamaktadır. Bunun nedeni ise ilçede birçok hastane bulunmasıdır. Genellikle Çapa Tıp Fakültesi‘nin adı geçse de ilçe de ayrıca Cerrahpaşa Tıp FakültesiVakıf Gureba HastanesiHaseki Hastanesiİstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi gibi birçok büyük hastanenin yanı sıra özel hastaneler ve poliklinikler de bulunmakta.

Ekonomi

İlçenin ekonomik, özellikle de ticari fonksiyonu dışında diğer önemli fonksiyonları turizm, idari ve eğitimsel fonksiyonlardır. Tarihî yarımada üzerinde yer alan RomaBizans ve Osmanlı eserleri ilçede turizm fonksiyonuna giderek önem kazandırmaktadır; özellikle yarımadanın eski Eminönü İlçesi içinde kalan kısmındaki işyerleri giderek turizme dönük işletmelere dönüşmektedir. İstanbul Valiliği’nin burada bulunması, İstanbul ilinin birçok önemli resmî dairesinin de burada yer almasına yol açmıştır.

Çapa semtinde eczaneler ve sağlık ekipmanları satan işletmeler yoğunlaşmıştır. Laleli semtinde, ağırlıklı olarak Bağımsız Devletler Topluluğu ve Orta Doğu ülkelerine dönük satış yapan konfeksiyon mağazaları yoğunlaşmıştır.

Spor

İlçenin profesyonel futbol liglerindeki en büyük temsilcisi İstanbulspor olmuştur. 1926’da İstanbul Lisesi öğrencileri tarafından kurulan İstanbulspor uzun aralıklarla da olsa 2000’li yılların ortalarına kadar Süper Lig’de mücadele etmiş, ancak daha sonra içine düştü mali ve idari kriz nedeniyle 2. Lig’e gerilemiştir. Fatih Karagümrük, İstanbulspor kadar başarılı olamamışsa da taraftar olarak ilçenin en güçlü kulübü olmuştur. Kırmızı-Siyahlı renklere sahip olan takım, 1958-1963 ve 1983-84 yılları arasında 1. Lig’de (Süper Lig) mücadele etmiştir ve 2020-21 sezonundan itibaren de bu ligde yer alır. Kulüp yakın zamanda tesisleşme konusunda bir hayli mesafe kaydetmiştir. Bir diğer ünlü spor kulübü ise Vefa Spor Kulübü‘dür. Süper Lig‘in kuruluşundan 1970’lerin ortalarına kadar aralıklı da olsa bu ligde mücadele eden Vefa, daha sonra düşüşe geçerek amatör lige kadar geriledi. Yeşildirek 1960’ların başında Süper Lig’de oynayıp hâlen amatör ligde mücadele eden bir başka Fatih İlçesi kulübüdür. İstanbul Güreş İhtisas Kulübü güreş branşında Türkiye’nin önde gelen kulüplerindendir. Başlıca spor tesisleri Vefa Stadı ile Vefa Spor Salonu’dur.

Politika

Yerel Seçimler

Fatih Belediye Başkanları ve Partileri[32]
Yıl Belediye Başkanı Parti Oy Oranı
1984 Yetkin Gündüz ANAP %53,53
1989 Yusuf Günaydın SHP %31,97
1994 Sadettin Tantan ANAP %42,36
1999 Eşref Albayrak FP %32,16
2004 Mustafa Demir AK Parti %44,18
2009 Mustafa Demir AK Parti %42,83
2014* Mustafa Demir AK Parti %48,69
2019 Mehmet Ergün Turan AK Parti %53,03
  • Mustafa Demir, 2018 Genel seçimlerinde milletvekili olmak için istifa etmiş ve görevi Hasan Suver’e devretmiştir.

Genel seçimler

Yıl Parti Oy Oranı
1983 ANAP %53
1987 %44
1991 %31
1995 RP %27
1999 DSP %29
2002 AK Parti %37
2007 %47
2011 %51
Haziran 2015 %44
Kasım 2015 %52
2018 %48

Kültürel yapı

İlçede yaşayan nüfusun büyük kısmının anadili Türkçedir. Bazı bölgelerde KürtçeRumcaGürcüceErmeniceİbranice konuşan nüfus yaşar. Zira RumlarGürcüler ile Ermeni ve Museviler kendi ana lisanlarına, örf ve adetlerine bağlıdırlar. İstanbul’un fethinden sonra Kumkapı bölgesine yerleştirilen Ermeniler hala burada yoğun biçimde yaşarlar. İlçenin güneybatısında yer alan ve İstanbul’un en büyük Çingene mahallesinden biri olan Sulukule, 2005 yılında başlatılan “Sulukule Kentsel Yenileme Projesi” ile büyük ölçüde eski kültürel dokusunu kaybetmiştir. Muhafazakâr yaşam tarzının sınırlarda yaşandığı Çarşambakabadayılar semti olarak adlandırılan Karagümrük ve meyhaneleriyle ünlü Kumkapı semtleri Fatih’in kozmopolit yapısını gösterir.

Tiyatrolar

Çevre Tiyatrosu, Fatih Reşat Nuri Sahnesi, Fatih Belediyesi Zübeyde Hanım Kültür Merkezi, gibi modern dönemde yapılmış gösteri mekanlarının yanı sıra Aya İrini gibi tarihsel mekanlar da performanalara ev sahipliği yapar. Ayrıca birçok kütüphanesi bulunmaktadır.

Galeri[

Ayrıca bakınız

EYÜPSULTAN

Eyüpsultan

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Eyüpsultan
İlçe
Eyüpsultan
Eyüpsultan arması
Arma
Slogan:

İstanbul’un Kalbi Eyüpsultan
Istanbul location Eyüp.svg
Ülke Türkiye Türkiye
Bölge Marmara
İl İstanbul
İdare
 • Belediye Başkanı Deniz Köken (AK Parti)
 • Kaymakam İhsan Kara[1]
Yüzölçümü

 • Toplam 242 km² (93 mil²)
Nüfus

 (2020[2])
 • Toplam 405,845
Zaman dilimi UTC+03.00 (TRS)
Posta kodu
340xx
Alan kodu 212

Eyüpsultan ya da eski adıyla Eyüpİstanbul ilinin Avrupa yakasında yer alan bir ilçesi. 1936’da FatihBeyoğlu ve Sarıyer ilçelerinin bir bölümüyle kurulan Eyüpsultan ilçesinin yüzölçümü 242 km²’dir. 21 mahallesi ve 7 köyü bulunan Eyüpsultan ilçesinin nüfusu 2020 yılındaki Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre 405.845’tir. İlçenin Haliç’in iç kesiminde kısa bir sahil şeridi, Karadeniz ‘de Akpınar ve Çiftalan köyleri arasında da uzun bir sahil şeridi vardır. Kurulduğunda bugünkü Sultangazi ilçesinin Eskihabipler Mahallesi dışında tamamını, Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa ilçelerini de kapsayan Eyüpsultan, bugünkü sınırlarına 2009’da Yayla mahallesini Sultangazi’ye vererek ulaşmıştır. Eyüpsultan ilçesi doğuda Sarıyer, güneydoğuda Kâğıthane ve Beyoğlu, güneybatıda Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa, güneyde Zeytinburnu ve Fatih, batıda Arnavutköy ve Sultangazi, güneybatıda Başakşehir ilçelerine komşudur.

İsim

İlçe ismini, sınırları içinde türbesi bulunan Ebu Eyyûb el-Ensarî‘den almaktadır. İstanbul’un Fethinden sonra Türklerin sur dışında kurduğu ilk yerleşim merkezi olan Eyüpsultan’da başta Eyüp Sultan Camii olmak üzere Osmanlı döneminden kalma çok sayıda tarihi eser mevcuttur. III. Selimin annesi ve III. Mustafa’nın eşi Mihrişah Valide Sultan’ın 1795 tarihinde inşa ettirdiği imaret 225 yıldan beri faaliyetini sürdürmektedir. İstanbul’un fethinden hemen sonra inşa edilen ve daha sonra Mimar Sinan tarafından şimdiki şekli ile yeniden yapılan “Eyüp Sultan Camii Kebir Hamamı” restorasyon aşamasında olup “Su Medeniyeti Müzesi” olarak planlanmıştır.[3] Tarihi Eyüpsultan mezarlığında Osmanlı döneminin önemli asker, devlet adamı, sanatkar ve alimlerinin mezarları bulunmaktadır. Bilinenin aksine bölgede bir değil yedi sahabe medfun (makamı) bulunmaktadır. Şimdiki adı Alibeyköy olan Köpekyaylası önemli yerleşim alanlarındandır. 19 Ekim 2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından alınan kararla ilçenin ismi Eyüpsultan olmuştur.[4][5]

Tarih

Eyüpsultan İskelesi (1880-1893) [6]

Kutsal yer ana girişi, türbe ve müze içerir

Eyüpsultan ilçesinin kapladığı alan İstanbul Surlarının dışında kalmasına rağmen, burada daima bir köy vardı. Çünkü iki nehir çok miktarda temiz su sağlıyordu. Ve Bizans döneminde köyde bir kilise vardı. Ve daha sonra bir manastır (Bugünkü Eyüpsultan Camii’nin arkasındaki tepelerin yükseğine inşa edilmişti.) şehir duvarlarının dışında kalınca bu alan mezar yeri olarak kullanılmaya başlandı. Burada kiliseler ve mezarlıklar vardı. Buraya adını ve ününü veren Eyüp Sultan türbesinden başka Eyüpsultan’da çok sayıda önemli kişinin türbesi de vardır. Buraya defnedilme arzusundan dolayı çevrede çok sayıda müslüman mezarlığı oluşmuştur.

Endüstriyel devrim sırasında Eyüpsultan

17. yüzyıl ve 18. yüzyıl‘da İstanbul Osmanlı İmparatorluğu‘nun başkenti olarak plansız bir şekilde büyüyordu. Savaşlar nedeniyle Balkanlar’daki Türk toplumu ve Kafkasya‘lılar şehre geldiler. Bu dönemde Eyüpsultan alanı, mistik havasını kaybederek şehirle bütünleşmiş hale geldi. Çünkü Altın Boynuz boyunca fabrikalar inşa ediliyordu. Bunların ilki Feshane idi. Fabrika Osmanlı ordusuna fes üretmekteydi. Göçmenlerin ve fabrika işçilerinin bölgeyi hızlı bir şekilde iskan yeri seçmesi, kuşkusuz bazı olumsuz sonuçları da beraberinde getiriyordu.

Bugünkü Eyüpsultan

Pierre Loti kahvesinden Haliç’in görünüşü

Yakın zamanda pek çok fabrika kapatıldı veya buradan kaldırıldı. Haliç artık kokmuyor. Su kenarında oturmak artık mümkün. Bundan dolayı Eyüpsultan’ın nitelikleri tekrar olumlu olarak değişiyor. Semtin değişim süreçleri her alanda fark ediliyor. Kırk veya elli sene önce burada şehir hayatının alışılagelmiş zevkleri yaşanırdı. Günümüzde camiye yakın bölgede barlar yok. Fakat köşe dükkanlarda bira satılabilir. Sokakları kahvehanelerle doludur. İnsanlar buralarda vakitlerini kahve-çay içerek veya oyun oynayarak geçirirler.

Yeni apartman blokları ile birlikte nüfus da büyüdü. Fakat atmosfer hala barış dolu. Camiler ve tarih semte hala hakim vaziyette. Eyüpsultan ruhsal sakinlik ve rahatlama imajını vurgulamaya çalışmakla meşgul durumda. Eyüpsultan sadece bir cami ve mezarlıktan ibaret olmayıp civarı bir zamanların sivil toplum kuruluşları olarak kabul edilen tekkeleri ile de meşhurdur. İlk kadın sığınma evi olarak kabul edilen “Hatuniye Tekkesi”, Türkistanlı hacıların uğrak yeri olarak kabul edilen “Kaşgari Dergahı”, sahilde yer alan ve Zekai Dede Efendi’nin bir akademisi olarak faaliyet gösteren Bahariye Mevlevihanesi devrin önemli mekanlarıdır. Piyer Loti mevkiinde, mezarlıkların sona erdiği yerde Karyağdı Ali Baba isimli Bektaşi Tekkesi de bulunmaktadır. 19. yüzyıl‘ın son çeyreğinde tekkenin içinde bir matbaanın olduğu çeşitli kaynaklarda zikredilir. Yukarıda mezarlıkların bittiği yer olan tepelerde ağaçlıklar bulunur. Burada genişçe yayılmış vaziyette duran ve adını Fransız yazar Pierre Loti‘den alan bir kır kahvesi vardır. Haliç üzerinde şahane bir manzaraya sahiptir. Eminönü‘ne giden bütün yollar görülebilir. Büyük bir barış ve huzur duygusunu ağaçların altında çayınızı yudumlarken hissedebilirsiniz. Dünyanın pek çok yerinden insanlar bu güzelliği görmek için gelir. Şimdi Haliç temiz olup, nostaljik sandallar insanları eskiden olduğu gibi karşı sahillere taşımaktadır.

Eyüpsultan Belediyesi 2016 yılında ilçenin tarihi dokusuna göre yenileyerek, yerli ve yabancı ziyaretçilere daha iyi bir hizmet verebilmek adına ESTAM (Eyüp Sultan Tarihi Merkez) kimliği ile çalışmalara başlamıştır.[7] Ayrıca Eyüpsultan Belediyesi her yıl ilk ve ortaokul öğrencilerine kırtasiye desteği vermekte,[8] 12. sınıf öğrencilerine ise üniversiteye giriş desteği olarak nakdi yardım sağlamaktadır.[9]

Tarihi yapılar 

Ebu Eyyûb el-Ensarî camii ve türbesi

Eyüp Sultan Camii‘nin mihrap ve minberli iç görünüşü

Eyüp adı, Muhammed’in yoldaşı ve sancaktarı olan Ebu Eyyûb el-Ensarî‘den gelmektedir. Kendisi buraya Arap ordusu ile birlikte şehrin ilk defa feth edilme denemesinde gelmiş ve burada ölmüştür. Son arzusu ise buraya gömülmekti. Onun istirahat yeri Bizans döneminde hürmet edilen bir yerdi. Fakat 4. Haçlı seferindeki Latin azgınlığı sırasında diğer kutsal Bizans yerleri ile birlikte dağınık duruma düştü. Yedi yüzyıl sonra, İstanbul’un fethi sırasında II. Mehmed‘in (Fatih Sultan Mehmed) hocası şeyh Akşemsettin tarafından yeniden keşfedildi. Fatih Sultan Mehmet, şehrin alınmasından sonra bir mezar yeri veya Türbe Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin istirahat yeri üzerine ve bir cami onun onuruna yapılmasını emretti. İstanbul’a ilk büyük cami inşa edilecekti. Geleneksel hamam, okul odaları ve kantin kompleksi camiyi çevreleyecekti. Aynı zamanda İstanbul’a ilk defa böyle bir yapı yapılacaktı. Eyüp’ün kutsal yer olması noktasından, Caminin bir taşının Peygamberin ayak izini taşıdığı söylenir. Pek çok cami, dua yerleri, şadırvanlar inşa edildi. Ve pek çok Osmanlı yöneticisi Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin istirahat yeri yakınına gömülmek istiyordu. Alan büyüyordu ve pek çok dini mimarı kazanıyordu. İstanbul’a bu alana serin hava ve güzel manzara için gelmiş olan Türk ve yabancı turistlerin derviş tekkelerine ulaşabilme yeri haline geliyordu. Osmanlı İmparatorluğu‘nun yükselme döneminde Eyüpsultan, şehir duvarları dışında kalan tanınmış üç yerleşim yerinden biri idi. Diğer ikisinden biri Üsküdar ve sonuncusu Galata idi. Bu dönemin bazı karakteri, Count Preziosi’nin çoğu Eyüpsultan’ı içeren şehrin yağlı boya tablolarında görülebilir.

Dosya:İstanbul - Eyüp İskelesi - Şubat 2013.ogv

Eyüpsultan İskelesi ve çevresi, arka planda Eyüp Sultan Camii (Şubat 2013)

Eyüpsultan güveci

Karyağdı Ali Baba Tekkesi

Bugünkü Karyağdı Mahallesinde, mezarlıkların bittiği noktada ve Pierre Lotti tesislerinin yanı başında bulunmaktadır. 18. yüzyılın sonlarında kurulan bu Bektaşi tekkesi dönemin Osmanlı münevverlerinin ve Yeniçerilerin devam ettiği bir tekke idi. 1828’de Padişah II. Mahmut tarafından Yeniçeri Ocağı’nın ve Bektaşiliğin yasaklanmasıyla birlikte kapatılmış ancak sonraki dönemlerde tekrar açılmıştır. Mehmed Necib Baba, (ö. Bursa 1296/1879) Karyağdı Tekkesi şeyhi. Nicolas Vatin ve Thierry Zarcone’nin araştırmalarına göre bu şeyh tekkenin içine bir matbaa kurar. En azından, bilindiği kadarıyla, 1291/1874-1875 yılında tekke tarafından yayınlanan bir eser vardır. Bu yayın, sufi şiirlerinden oluşan, “Risale-i la’ihat-i cami” adında, 20 sayfalık küçük bir litografidir. İlk sayfasında, bu kitapçığın “Milli Eğitim Bakanlığı izni ile Karyağdı tekkesindeki Necib Baba Efendi matbaasında” basıldığı belirtilmiştir.[10] Tekkenin çevresinde Bektaşi tarikatına ait kişilerin kabirleri vardır. Buradaki en eski kabir 1779 tarihinde resmi olarak tekkenin yönetimine getirilen es-Seyyid Muhammed Ali’ye aittir.[11]

Feshane

II. Mahmud tarafından Osmanlı İmparatorluğu‘nun Fes ihtiyacını karşılamak için kurulmuştur.[12]

Pierre Loti Tepesi

Adını Fransız şair Pierre Loti‘den almaktadır. İstanbul’a geldikten sonra Eyüpsultan’da yaşaması ve kendisini her zaman Türk dostu olarak nitelendirmesinden dolayı tepeye Pierre Loti Tepesi adı verilmiştir.[13] 2007 yılında dönemin Belediye başkanı Ahmet Genç, “Pierre Loti Tepesi diye bir yer yoktur, bunu düzeltelim. Eyüp Sultan Tepesi diye bir yer de yoktur. Burası illa ki Pierre Loti olmasın diye bir çalışma yapmayız” şeklinde açıklama yapmıştır.[14]

Surp Asdvandzadzin Apostolik Ermeni Kilisesi

1812 yılında ahşap olarak inşa edilen kilise, 1855’te günümüzdeki halini almıştır. Coğrafyacı Gugios İnciciyan kilise hakkında: “Çeşmeli Odalar Mahallesi’nde bulunan bu küçük kilise bir sene evvel kısmen yıkıldı ise de, kalan kısmında âyin yapılmıştır.” demiştir.[15]

Surp Yeghia Apostolik Ermeni Kilisesi

İnciciyan 18. Asırda İstanbul adlı eserinde: “Eskiden, buranın Serviler Mahallesi denilen yerinde Surf Egia adlı bir ermeni kilisesi vardı, fakat 1182 (1766) senesinin 16 mayıs günü kaldırıldı, bugün aynı yerde mevcut Surf Egia Kilisesi 1800 senesinde alınan fermanla tekrar yapılmıştır. Bu kilise 1832 de tamamen yeniden yapılmıştır. Serviler Mahallesi daha sonra Yukarı Mahalle adını almıştır.” demiştir.[16]

Mutfak

Eyüpsultan, Kemerburgaz turşusu ve Eyüpsultan güveci gibi tarihi lezzetlere de ev sahipliği yapmaktadır.[17]

Eğitim
İlçe genelinde 18 lise, 32 ilkokul, 29 ortaokul ve 18 lise bulunmaktadır. Ayrıca İstanbul Bilgi Üniversitesi (Santralistanbul) ve Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi‘nin de yerleşkeleri bulunmaktadır.

Politika

Yerel Seçimler

Eyüpsultan Belediye Başkanları ve Partileri[18]
Yıl Belediye Başkanı Parti Oy Oranı
1984 Eyüp Uçak ANAP %39,52
1989 Kadir Akpınar SHP %30,93
1994 Ahmet Genç RP %25,96
1999 Ahmet Genç FP %32,85
2004 Ahmet Genç AK Parti %43,94
2009 İsmail Kavuncu AK Parti %36,44
2014 Remzi Aydın AK Parti %46,60
2019 Deniz Köken AK Parti %49,11

Genel seçimler

Yıl Parti Oy Oranı
1961 Adalet Partisi %42
1965 %61
1969 %52
1973 Cumhuriyet Halk Partisi %47
1977 %57
1983 Anavatan Partisi %40
1987 %37
1991 %25
Yıl Parti Oy Oranı
1995 Refah Partisi %23
1999 Demokratik Sol Parti %29
2002 Adalet ve Kalkınma Partisi %39
2007 %46
2011 %48
Haziran 2015 %41
Kasım 2015 %49
2018 %43

Nüfus

Yıl Toplam Şehir Kır
1940[19] 34.934 22.659 12.275
1945[20] 43.009 28.934 14.075
1950[21] 44.938 33.572 11.366
1955[22] 90.996 52.132 38.864
1960[23] 180.011 72.237 107.774
1965[24] 168.417 78.095 90.322
1970[25] 238.831 86.384 152.447
1975[26] 297.218 95.486 201.732
1980[27] 331.507 110.871 220.636
1985[28] 377.187 369.887 7.300
1990[29] 211.986 200.045 11.941
2000[30] 255.912 235.116 20.796
2007[31] 325.532 303.824 21.708
2008[32] 323.038 316.632 6.406
2009[33] 331.548 324.867 6.681
2010[34] 338.329 331.551 6.778
2011[35] 345.790 338.988 6.802
2012[36] 356.512 349.470 7.042
2013[37] 361.531 361.531 veri yok
2014[38] 367.824 367.824 veri yok
2015[39] 375.409 375.409 veri yok
2016[39] 377.650 377.650 veri yok
2017[39] 381.114 381.114 veri yok
2018[39] 383.909 383.909 veri yok
2019[39] 400.513 400.513 veri yok
2020[39] 405.845 405.845 veri yok

Not 1: 1963 yılında Gaziosmanpaşa ilçesinin kurulması ile nüfus azalmıştır.

Not 2: 1990 yılında Bayrampaşa ilçesinin kurulması ile nüfus azalmıştır.

Not 3: Büyükşehir yasası nedeniyle köyler mahalle statüsüne geçtiğinden 2013’ten itibaren kır nüfusu tabloda yer almamıştır.

Kardeş belediyeler

Resimler

Esenyurt

Esenyurtİstanbul‘un Büyükçekmece ilçesinin semtlerinden biriyken, 2008 yılında Kıraç beldesi ile birleştirilerek ilçe olmuştur.

İlçede bir şehir parkı bulunmaktadır. İlçede güvenlik 1 Haziran 2009 itibarıyla polis teşkilatına geçmiştir. Emniyet müdürlüğü binası hazırlanmıştır.

Tarihçe

19. yüzyılın başlarında Ekrem Ömer Paşa’ya ait çiftlik toprağında kurulan yerleşme, buranın hissedarlarından olan Eşkinozgillerden Eşkinoz adını almıştır.

1967’de de yerleşimin adı Esenyurt olarak değiştirilmiştir. Eşkinoz Çiftliği’nde çalışanların oluşturduğu yerli halka 1920-1938 yıllarında Romanya ve Bulgaristan‘dan göçenlerin katılımı ve son yıllarda iç ve dış göçlerle gelen nüfus, etnik yapının bugünkü halini almasını sağlamıştır.

Esenyurt‘un kurucu belediye başkanı Gürbüz Çapan‘dır. Şu an belediye başkanlığı görevini Cumhuriyet Halk Partisi adayı olup seçilmiş Kemal Deniz Bozkurt sürdürmektedir. İlk yerleşim, Merkez Mahallesi’nde Köyiçi mevkiinde oluşmuştur. Bugün hala bu alanda bulunan çingenelerin yaşadığı ve yerleşmenin en yoğun özelliklerini taşıyan Çingene Mahallesi ilk yerleşmenin çekirdek alanlarından biridir. 1920-1938 yıllarında bölgeye gelen Romanya ve Bulgaristan göçmenlerinin ikamet ettiği Merkez Mahallesi’nin kuzey kesiminde bulunan göçmen mahallesi de yerleşmenin en eski bölgesidir.

Coğrafya

Esenyurt yerleşim yeri bütünü, Marmara Bölgesinin Trakya alt bölgesinde, İstanbul Metropolitan alan sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu bölgenin doğusunda Küçükçekmece Gölü, batısında Büyükçekmece, kuzeyinde Hoşdere mahallesi ve TEM Karayolu, güneyinde Firuzköy ve E-5 Karayolu bulunmaktadır. İlçe batıda Büyükçekmece, kuzeyde Başakşehir, kuzeybatıda Arnavutköy, doğuda Avcılar, güneyde Beylikdüzü ilçeleriyle komşudur.

Esenyurt’un yüz ölçümü 2.770 hektardır ve 1989 yılında belediye olma niteliği kazanmıştır. Belediye teşkilatının kurulmasıyla bölgenin gelişmesi hızlanmıştır. Nüfus bakımından İstanbul ve Türkiye’nin en büyük ilçesidir.

Güncel AVM Listesi

  1. Akbatı
  2. Eskule
  3. Torium
  4. Marmara Park
  5. Bauhaus
  6. Işık AVM
  7. City Center AVM

İstanbul Esenyurt Üniversitesi logosu

Marmara Park

Eğitim

İlçede birçok eğitim kurumu vardır. 2013 yılında eğitime başlayan İstanbul Esenyurt Üniversitesi büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca Esenyurt’ta büyük bir gözlemevi ve çok sayıda kütüphane de yer almaktadır

Sağlık kurumları

İlçede sağlık alanında; 7 acil yardım istasyonu, 157 aile hekimliği, 34 diş muayenehanesi, 3 diş protez laboratuvarı, 2 diyaliz merkezi, 190 eczane, 1 evde bakım merkezi, 6 işitme cihazı satış ve uygulama merkezi, 11 muayenehane, 3 müstakil tek uzmanlık dalında tıbbi laboratuvar, 47 optisyenlik müessesesi, 1 ortezprotez yapım ve uygulama merkezi, 1 özel ağız ve diş merkezi, 26 özel ağız ve diş sağlığı polikliniği, 4 özel hastane, 1 özel poliklinik, 14 özel tıp merkezi, 5 sağlık kabini, 1 vakıf üniversitesi hastanesi bulunmaktadır. Ayrıca yeni aşılar ve ilaçlar geliştirmek için Esenyurt Hıfzısıffahi Ensititüsü kurulmuştur [2]

Bazı Sağlık Kurumları

  1. Esenyurt Devlet Hastanesi
    1. Kızılay Hastanesi (ek bina)
  2. Özel Doğa Hospital
  3. Özel Elitium Tıp Merkezi
  4. Özel Esencan Hastanesi
  5. Özel Avrupa Tıp Merkezi
  6. Özel Yeni Hayat Cerrahi Tıp Merkezi
  7. Özel Mutlu Yaşam Tıp Merkezi
  8. Özel Mediplus Tıp Merkezi
  9. Özel Avrupagöz Esenyurt Göz Merkezi
  10. Özel Çavuşoğlu Esenyurt Diyaliz Merkezi
  11. Özel Reyap Hastanesi
  12. Özel Eslife Hastanesi
  13. Özel Etik Life Tıp ve Cerrahi Merkezi
  14. İstinye Üniversitesi Liv Hospital
  15. Özel Medihaus Tıp Merkezi

Mahalleler

Mahalle başına çok fazla nüfus yoğunluğunun yaşanması ve yerel yönetimlerin sunduğu hizmetlerin pratikliğinin arttırılması amacıyla büyük mahalleler bölünerek yeni mahalleler oluşturulmuş ve 2015’te 20 olan mahalle sayısı 43’e çıkartılmıştır.[3]

  1. Akçaburgaz Mahallesi
  2. Akevler Mahallesi
  3. Akşemseddin Mahallesi
  4. Ardıçlı Mahallesi
  5. Aşık Veysel Mahallesi
  6. Atatürk Mahallesi
  7. Bağlarçeşme Mahallesi
  8. Balıkyolu Mahallesi
  9. Barbaros Hayrettin Mahallesi
  10. Battalgazi Mahallesi
  11. Cumhuriyet Mahallesi
  12. Çınar Mahallesi
  13. Esenkent Mahallesi
  14. Fatih Mahallesi
  15. Gökevler Mahallesi
  16. Güzelyurt Mahallesi
  17. Hürriyet Mahallesi
  18. İncirtepe Mahallesi
  19. İnönü Mahallesi
  20. İstiklal Mahallesi
  21. Koza Mahallesi
  22. Mehmet Akif Ersoy Mahallesi
  23. Mehterçeşme Mahallesi
  24. Mevlana Mahallesi
  25. Namık Kemal Mahallesi
  26. Necip Fazıl Kısakürek Mahallesi
  27. Orhan Gazi Mahallesi
  28. Osmangazi Mahallesi
  29. Örnek Mahallesi
  30. Pınar Mahallesi
  31. Piri Reis Mahallesi
  32. Saadetdere Mahallesi
  33. Selahaddin Eyyubi Mahallesi
  34. Sultaniye Mahallesi
  35. Süleymaniye Mahallesi
  36. Şehitler Mahallesi
  37. Talatpaşa Mahallesi
  38. Turgut Özal Mahallesi
  39. Üçevler Mahallesi
  40. Yenikent Mahallesi
  41. Yeşilkent Mahallesi
  42. Yunus Emre Mahallesi
  43. Zafer Mahallesi

Innovia evleri

Esenyurt Belediye Başkanları

Nüfus

Adrese dayalı nüfus kayıt sistemi 2020 verilerine göre 957.398 kişi ile Türkiye’nin nüfus bakımından en büyük ilçesi konumundadır. Nüfusu, 57 ilden daha fazladır.

Yıl Nüfus
1965[4] 1.410
1970[5] 923
1975[6] 1.631
1980[7] 6.636
1985[8] 21.290
1990[9] 70.280
2000[10] 148.981
Yıl Toplam
2008[11] 373.017
2009[12] 403.895
2010[13] 446.777
2011[14] 500.027
2012[15] 553.369
2013[16] 624.733
2014[17] 686.968
2015[18] 742.810
2016[18] 795.010
2017[18] 846.492
2018[18] 891.120
2019[18] 954.579
2020[18] 957.398

Politika

Yerel Seçimler

Esenyurt Belediye Başkanları ve Partileri[19]
Yıl Belediye Başkanı Parti Oy Oranı
2009 Necmi Kadıoğlu AK Parti %44,34
2014 Necmi Kadıoğlu AK Parti %46,98
2019 Kemal Deniz Bozkurt CHP %51,55

Genel seçimler

Yıl Parti Oy Oranı
2011 AK Parti %48
Haziran 2015 %36
Kasım 2015 %46
2018 %39

Ulaşımı

Esenyurt halk otobüsleri

  • 142E Esenyurt İncirtepe – Aksaray
  • 142K Esenyurt Kiptaş 4. Etap- 5. Etap- Avcılar
  • 142T Esenyurt Devlet Hastanesi – TÜYAP Fuar ve Konferans Merkezi
  • 429 Kıraç – Yenibosna Metro
  • HT29 Kıraç – Avcılar

Esenyurt metrobüs hatları

  • 34B Beylikdüzü – Avcılar
  • 34BZ Beylikdüzü – Zincirlikuyu (gece servisi)
  • 34C Beylikdüzü – Cevizlibağ
  • 34G Beylikdüzü – Söğütlüçeşme (gece servisi)

Dış bağlantılar

Esenler

Esenler

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Esenler
Esenler'in İstanbul'daki konumu
Esenler’in İstanbul’daki konumu
Ülke Türkiye
İl İstanbul
Coğrafi bölge Marmara Bölgesi
İdare
 • Kaymakam Adil Karataş
 • Belediye başkanı Mehmet Tevfik Göksu (AK Parti)
Yüzölçümü

 • Toplam 19 km² (7 mil²)
Rakım 80 m (260 ft)
Nüfus

 (2018)
 • Toplam 444,561
 • Kır

 • Şehir

Zaman dilimi UTC+03.00 (TSİ)
İl alan kodu 212
İl plaka kodu 34

Esenlerİstanbul‘un ilçelerinden biridir. Kuzeydoğuda Sultangazi, doğuda GaziosmanpaşaBayrampaşa ve Zeytinburnu, batıda Bağcılar ve Başakşehir, güneyde Güngören ilçeleriyle sınırdır. Esenler, 17 mahalleden oluşmaktadır[3] ve yüzölçümü toplam 5.227 hektardır. Metris Cezaevi bu ilçede bulunmaktadır.

Esenler, çevresindeki ilçelerden farklı olarak, sanayi merkezi olmaktan çok bir yerleşim merkezi özelliğindedir. Esenler’i Davutpaşa yoluna bağlayan Ayazma yolu üzerindeki su kontrol kuyuları, şimdi Belediye oto Garajı olarak kullanılan Üçyüzlü, Ayazma Çeşmesi, Su Terazisi ve garaj içinde yıkık vaziyette olan Kilise güzel bir mimari örnek olarak karşımıza çıkar. Esenler Merkez Camisi’nin karşısındaki Kilise kalıntısı restore edilerek günümüzde Dijital Kütüphane olarak hizmet vermektedir.

İstanbul surlarının yıkılmasından sonra bu bölge toprakları askeri bakımdan önem kazanmıştır. İlçe tarihinin İstanbul Tarihi içinde mütalaa edilmesi gerekir. İlçe tarihi eser bakımından zengin sayılmaz. Bizans ve Osmanlı dönemine ait çeşme, su kemeri, su terazisi ve sebil günümüze ulaşan tarihi yapılardır. Bu eserlerin de kitabeleri tahrip edildiği için yapım tarihleri hakkında bilgi vermek mümkün değildir. Bunlar: Avas kemeri, Atışalanı Çeşmesi, Atışalanı Sebili, Menderes Çeşmesi (Litros Ayazması), Yavuz Selim Çeşmesi ve Nene Hatun Çeşmesi.

Tarihçe

Bölge, Bizanslılardan kalma bir yerleşim alanıdır. Bu bölgenin en eski ahalisi Litros ve Avas adlarıyla kurulan köylerde yaşayan Rumlardır. Bu devirde ahali tarafından Aretai yani Faziletler Tepesi olarak da bilinirdi.[4] Esenler veya Atışalanı Köyleri eski tarihlerde Bizans’ın şaşaalı devirlerinde İstanbul’un Türkler tarafından fethine kadar Bizans köyleri olup, Bizans İmparatorluğu’na türlü tarım ürünleri yetiştirerek ekonomik katkıda bulunmuşlardır. Osmanlı döneminde Mahmutbey nahiyesi içerisinde birer Rum yerleşim yeri olan Litros ve Avas köylerinin etnik yapısı, Lozan Antlaşması‘yla değişmiştir. Cumhuriyet döneminde Rum kökenli halkın Yunanistan’a göç etmesiyle boşalan köylere, Doğu Makedonya’dan gelen mübadele göçmenlerini Türkler iskan ettirilmiştir. Uzun yıllar mübadele köyü konumunda kalan Litros ve Avas isimlerini 1930’lu yıllara kadar korumuştur. 1937-1940 yıllarında gerçekleştirilen değişiklikle Litros-Esenler, Avas-Atışalanı olarak Türkçeleştirilmiştir.

Belediye olma süreci

Esenler ahalisi 1969’da belediye teşkilatı kurulması için başvuru yapmıştır. İstanbul İl Genel Meclisi, 23 Ocak 1969’da belediye kurulmasına bir engel olmadığına karar vermiştir. Böylece Esenler, bir belde belediyesi statüsü almıştır. Ertesi yıl yapılan seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi adayı Şaban Hoşmen yarıştan çekilmiş, onun yerine MTTB Yönetim Kurulu üyeliği yapmış[5] Nadir Bayır aday gösterilmiştir. Adalet Partisi‘nin adayıysa Hüseyin Gürses’ti. Seçimi, Nadir Bayır %51.68 oy oranıyla kazanmıştır.[6] Daha sonra 1973’te Nadir Bayır, Cumhuriyetçi Güven Partisi‘ne geçmiş ve CHP adayı Çetin Aksoy ile oyların bölünmesi sonucu Adalet Partisi‘nden Mustafa Yumak belediye başkanı seçilmiştir. 1977’de yine CHP‘den Çetin Aksoy belediye başkanlığı görevini yürütmüştür.[7][8] 1980 askeri müdahalesinin ardından belediye lağvedilmiştir. Bundan sonra Bakırköy Belediyesi’ne bağlı şube müdürleri tarafından idare edilmiştir. 1992’de önce Güngören’e dahil edilmiş, ardından da 1994’te müstakil bir ilçe olarak belediye statüsüne tekrar kavuşmuştur.[9]

Kültür

Atışalanı Su Kemeri

Avasköy Kemeri olarak da bilinen ve Esenlerde bulunan su kemerleri oldukça dikkat çekici tarihi yansıtmaktadır. Kitabelerinin şu anda tahrip olduğu bilinen bu su kemerlerinin hangi tarihte yapıldığı bilinmemektedir. Ama eldeki verilere bakılırsa, Mimar Sinan tarafından zamanında yer alan susuzluğu gidermek amacıyla yapıldığı düşünülmektedir.

Hünkar Kasrı

Osmanlı dönemine ait olan bu kasır önemli tarihi yapılardan biridir. Otağı ise Hümayum olarak bilinmektedir. Osmanlı mimarisini yakından görebileceğiniz Hünkar Kasrı Esenler’de görülmesi gereken önemli yerlerden biridir. İç ve dış mimarisi de oldukça dikkat çekici olmaktadır.

Davutpaşa Kışlası

İstanbul’u ise Edirne’ye bağlayan otoyolun üzerinde bulunan Davutpaşa Kışlası dikkat çekici tarihi mekanlardan biri olmaktadır. Davutpaşa Kışlası Cumhuriyet Döneminde de 1999 yılına kadar kışla olarak kullanılmıştır. Çeşitli zamanlarda onarım gören bina günümüze sağlam olarak ulaşmıştır. Davutpaşa Kışlası görülmesi gereken yerlerdendir. Kışlanın hemen karşısında bulunan Davutpaşa Fırını II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır.

Litros Aya Yorgi Kilisesi

19. yüzyılın başında kurulmuştur. Kalıntıları restorasyonla Adnan Büyükdeniz Dijital Kütüphanesi olarak 2010 yılında kullanıma açılmıştır.[10]

Politika

Yerel Seçimler
Esenler Belediye Başkanları ve Partileri[11]
Yıl Belediye Başkanı Parti Oy Oranı
1994 Mehmet Öcalan RP %36,32
1999 Mehmet Öcalan FP %39,18
2004 Mehmet Öcalan AK Parti %42,11
2009 Mehmet Tevfik Göksu AK Parti %47,34
2014 Mehmet Tevfik Göksu AK Parti %62,30
2019 Mehmet Tevfik Göksu AK Parti %65,04

Genel seçimler

Genel Seçimler
Yıl Parti Oy Oranı
1995 RP %36
1999 FP %32
2002 AK Parti %53
2007 %60
2011 %64
Haziran 2015 %55
Kasım 2015 %65
2018 %57

Nüfus

Yıl Nüfus
1935[12] 604
1940[12] 860
1945[13] 539
1950[14] 312
1955[15] 331
1960[16] 3.482
1965[17] 10.709
1970[18] 31.382
1975[19] 49.379
1980[20] 68.509
1985[12] 154.380
1990[12] 213.970
Yıl Toplam
2000[21] 380.709
2007[22] 517.235
2008[23] 464.557
2009[24] 459.980
2010[25] 461.072
2011[26] 461.382
2012[27] 458.694
2013[28] 461.621
2014[29] 458.857
2015[30] 459.983
2016[30] 457.231
2017[30] 454.569
2018[30] 444.561
2019[30] 450.344
2020[30] 446.276

Not: 2008 yılında Başakşehir ilçesinin kurulması ile nüfus azalmıştır.

Ulaşım

Otoyol 3, ilçe için önemli bir karayolu ulaşımı sağlamaktadır. Toplu taşıma hizmeti sağlayan otobüs hatlarının çoğu bu otoyolu kullanmaktadır. Onun dışında M1 bağcılar kirazlı-Yenikapı metro hattı mevcuttur

Esenler’dan geçen ulaşım araçları

Raylı Sistem

İETT Otobüsleri

  • 33B – Giyimkent,Birlik Mah./Eminönü
  • 33Y – Giyimkent,Yüzyıl/Eminönü
  • 33 – Giyimkent/Eminönü
  • 33ES – Giyimkent/Tekstilkent -Eminönü
  • 98Y – Giyimkent – Bakırköy
  • 98G – Esenler Giyimkent –
  • 85T – Esenler Metro – Taksim

Spor

Erokspor’un 2017’de Esenler’e taşınması ve Esenler Erokspor adını alması, ilçenin 3. Lig‘de temsil edilmesini sağlamıştır.[31] Takım, maçlarını Kemer mahallesinde bulunan Esenler Stadında oynamaktadır. Bunun yanında Atışalanıspor, Esenler Kent Yıldızspor, Esenler Tokatspor, Esenler Turgutreis Gençlikspor, Esenlerspor, İstanbul Sivasspor, Öz Yavuzselimspor ve Üçyüzlüspor gibi amatör futbol kulüpleri de bulunmaktadır.[32] İlçede üç büyüklerin spor okulları da vardır.

Galeri

Esenler otogarından görüntüler

ÇATALCA

Çatalcaİstanbul‘un batı sınırında yer alan, yüzölçümü bakımından şehrin en büyük, nüfus bakımından, Adalar ve Şile’nin ardından en küçük ilçesidir.[3]

1865 yılında, Tanzimat sonrası yapılan vilayet düzenlemelerinde Meclis-i İdare-i Liva-yı Zabtiyye‘ye bağlanmıştır. 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk‘ün emriyle vilayet merkezi yapılmıştır. 26 Haziran 1926 tarihli kanunla tekrar ilçe haline getirilerek İstanbul’a bağlanmıştır.[4]

İsmin kaynağı

Antik Çağ‘da Trakya‘ya adını veren Trak halkının topraklarında, Doriscus yakınlarında Ergiske (Ἐργίσκη) adıyla kurulmuş bir Yunan kolonisidir. Bizans döneminde Metrai veya Metris, Osmanlı fethi öncesinde Rumlar tarafından Hanice olarak adlandırılmıştır. Ergiske adının Yunan mitolojsindeki Poseidon‘un oğlu Ergiscus, Metris adının ise İskender‘in generallerinden Ayametris ile ilişkili olduğu ileri sürülmüştür.[5]

Coğrafya

Büyük çoğunluğu ormanla kaplı olan, il merkezine 55 km mesafede olan Çatalca’nın yüzölçümü 1.291 km²dir. Sahil uzunluğu 135 km’yi bulur. Güneyde Büyükçekmece‘ye, batıda ise Silivri‘ye ve Tekirdağ ilinin Saray ilçesine komşudur. Doğudaki koşusu ise Arnavutköy ilçesidir. İlçe sınırları içinde on altısı merkez belediyeye bağlı olmak üzere toplam kırk iki köy vardır.

İlçenin Karadeniz kıyısında, Yıldız Dağları‘nın devamı olan ormanlarla kaplı yükseltiler yer alır. Bunların güneyinde verimli ovalar başlar. İstanbul’un içme suyu ilçe sınırları içindeki Durusu Gölü ve Büyükçekmece baraj gölünden sağlanır. Yıldız Deresi başta olmak üzere Durusu Gölü’ne su taşıyan birçok irili ufaklı dere vardır.

Nüfusu

Yıl Toplam Şehir Kır
1927[6] 50.585 3.142 47.443
1935[7] 42.218 4.837 37.381
1940[8] 71.393 10.021 61.372
1945[9] 88.894 22.141 66.753
1950[10] 48.346 3.734 44.612
1955[11] 63.334 7.516 55.818
1960[12] 60.944 5.674 55.270
1965[13] 62.005 5.811 56.194
1970[14] 69.523 6.884 62.639
1975[15] 71.459 7.693 63.766
1980[16] 89.057 7.988 81.069
1985[17] 117.380 10.470 106.910
1990[18] 64.241 11.550 52.691
2000[19] 81.589 15.779 65.810
2007[20] 89.158 27.807 61.351
2008[21] 62.339 35.995 26.344
2009[22] 63.277 36.544 26.733
2010[23] 62.001 35.337 26.664
2011[24] 63.379 36.592 26.787
2012[25] 63.467 36.863 26.604
2013[26] 65.811 65.811 veri yok
2014[27] 67.843 67.843 veri yok
2015[28] 67.329 67.329 veri yok
2016[28] 68.935 68.935 veri yok
2017[28] 69.057 69.057 veri yok
2018[28] 72.966 72.966 veri yok
2019[28] 73.718 73.718 veri yok
2020[28] 74.975 74.975 veri yok

Not 1: 1987 yılında Büyükçekmece ilçesinin kurulması ile nüfus azalmıştır.

Not 2: 2008 yılında Arnavutköy ilçesinin kurulması ile nüfus azalmıştır.

Not 3: Büyükşehir yasası nedeniyle köyler mahalle statüsüne geçtiğinden 2013’ten itibaren kır nüfusu tabloda yer almamıştır.

Ekonomisi

Ekonomisi hayvancılık, tarım ve sanayiye dayalı olan Çatalca’da tarım alanlarında en fazla ekilen ürün ayçiçeğidir. Bunun dışında arpakavunkarpuz ve çeşitli sebzeler üretilir. İlçe tereyağıpeynir ve yoğurt gibi hayvansal gıdalarla da tanınır.

İstanbul-Trakya Serbest Bölgesi Çatalca’da yer almaktadır. İlçede 100 megawatt gücünde 30 adet rüzgâr türbinli elektrik santrali ve önemli miktarda grafit çıkarılan taş ocakları bulunur.

Tekstil üretimi de ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. Harput Tekstil, Dünya Tekstil, Akdaş Tekstil ve çeşitli gümrüklü depolama alanları Çatalca’nın önde gelen işletmeleri arasındadır.

Tarihi

Çatalca ilk çağ boyunca Metraj veya Matrai, Metron ve Metris şeklinde anılmıştır. Bu adın neden verildiği kesin olmamakla birlikte bazı kaynaklara göre Büyük İskender‘in yaveri (generallerinden) Ayametris tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Bu generalin Ayametris ismine atfen Metris, Metraj, Metron veya Matrai denildiği çeşitli kaynaklarda bildirilmektedir. Bir başka kaynağa göre Osmanlılar zamanında Matrai adı unutuldu yerine Çatalca denildi. Bu şehre Çatalca adının verilmesinin asıl nedeni kurulduğu yer ile ilgilidir. Çünkü şehir çatala benzeyen bir dağın eteğinde kurulmuştu. Gezgin Evliya Çelebi‘ye göre ise Çatalca’nın bir başka adı daha vardır. Bu isim de “Haniçe” Rumca bir kelime olup Büyük İskender zamanında İstanbul’u onaran Kral Yağfur‘un (Yekfur) kızı Haniçe’nin yaylağı olması nedeni ile babası burada büyük bir kale yaptırarak Rumca Haniçe adını vermiştir.[kaynak belirtilmeli]Fatih devrinde İstanbul Kuşatması öncesi uzun süren direnişinden ve çetin savunmasından veya bir nevi çetinlik hissedilmesinden dolayı “Çetince” adının verildiği de rivayet edilmektedir. Zamanla da Çetince kelimesi Çatalca’ya dönüşmüştür.[kaynak belirtilmeli]

Roma Dönemi

Yaklaşık olarak 2500 yıllık bir tarihe sahip olan Çatalca bölgesinin ilk yerleşimi M.Ö. 450 sene önce Romalılar zamanında şimdiki İnceğiz Köyünün bulunduğu yerde olduğu söylenir. Fakat, bir süre sonra aslen Tatar ırkına mensup olan kafilelerin Balkanlara akınları sırasında yakılıp yıkılmış ve bilahare havuzlar mevkiinde akıncılar tarafından ikinci defa olarak inşa edilmiştir.

Bizans İmparatorluğu Dönemi

Bizans İmparatorluğu döneminin önemli bir yerleşim yeridir. Hatta İstanbul’un kapısıdır. Bizans İmparatorluğu döneminde birçok savaşlara sahne olmuştur. 375 yılında Macaristan’a gelen Hunlar, Balamir idaresinde devlet kurmuşlar. Muncuk Han öldükten sonra Atilla iktidarı tek başına ele alınca I. Balkan (441) ve II. Balkan (447) seferlerine çıkmış bu seferlerinde Çatalca’dan geçerek Büyükçekmece Gölü önlerine gelmiş ve Bizans’ı vergiye bağlamışlardır. Avrupa Hunlarının bu hareketi Bizans İmparatoru I. Anastasius‘u 507-511 yılları arasında Çatalca’nın Karadeniz kıyısındaki Evcik İskelesi (Plajından)’ndan Silivri ilçesinin batısındaki Karıncaburnu’na kadar uzanan kendi adıyla anılan Anastasios Surunu yaptırmak zorunda kalmıştır. Bu surlar Çin Seddinden sonra Hunları durdurmak için yapılan dünyanın ikinci büyük surudur. Ormanlık alandaki bölümü hâlen ayaktadır. Bizanslılar döneminde yöre bol ağaçlık ve ormanlarla kaplı olması sebebi ile hem bir av merkezi hem de İstanbul’un yakacak odun ihtiyacının karşılandığı yerdir. Bizans döneminde İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için Gümüşpınar köyü yakınlarında hâlen ayakta bulunan (Kurşun Germe ve Ballı Germe) bulunan su kemerleri ile İstanbul’a su taşınmıştır. Günümüzde de İstanbul’un su ihtiyacının büyük bölümü Çatalca havalisinden sağlanmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi

I. Murad Dönemi

Zamanında fetih edildiği çeşitli kaynaklarda özellikle I.H.Uzunçarşılı’nın eserinde belirtilmektedir. Evliya Çelebi’de ise Yıldırım Bayezid zamanında ele geçirildiği bildirilmektedir. Murad I zamanında fetih edildiğini güçlendiren ifade, Lala Şahin Paşa Bulgarlar ve Sırplar ile Samakov’da savaşırken, Çatalca ve havalisinde bazı kaleleri zapt eden Sultan Murad Makedonya Sırpları üzerine kuvvet sevk etmiştir. I. Murad 1373 seferinde Çatalca taraflarına yürüyerek İnceğiz ve Çatalburgaz kalelerine ve yine burada Polonya Kalesini aldı. Bu ifadeden biz Evliya Çelebinin giriş bölümünde ifade edilen şehrin batı tarafında yalçın kayalar üzerinde kalıntıları görünmektedir dediği kalenin Çatalburgaz Kalesi olduğunu anlamaktayız.

Yıldırım Bayezid Dönemi

Evliya Çelebi Yıldırım Bayezid‘in burayı fethederek, kalesini yıkıp İstanbul’u kuşatmaya gittiğini belirtmektedir. Sonun da sulh ile İstanbul içine 70 Müslüman mahallesine 40.000 adamı barış ile yerleştirdiğini fakat, Timur‘a yenilip ateşli hummadan vefat edince Rumlar’ın bütün Müslümanları İstanbul’dan ve Çatalca’dan sürgün edip Çatalca’yı ele geçirdiğini anlatmaktadır. Çatalca, Yıldırım Bayezid’in çocukları arasındaki taht kavgaları döneminde Süleyman Çelebi tarafından kendisine yardımcı olan II. Manuil‘ye bırakılmıştı. Musa Çelebi, Çatalca’yı tekrar almıştır. İsmail Hakkı Uzunçarşılı‘nın Osmanlı Tarihi adlı eserinde Musa Çelebi ile Mehmet Çelebi’nin Çatalca İnceğiz Köyü yakınlarında savaştıkları; Mehmet Çelebi’nin bu savaşı kaybettiğini ve bundan sonra İstanbul’a yaralı olarak kaçıp Bizans’a sığındığını ve Anadolu’ya geçtiğini bildirmektedir. Musa Çelebi’nin bu olaydan sonraki dönemde sert davranışları komutanların kendisine cephe almasına ve Çelebi Mehmet’in sonraki dönemde mücadeleyi kazanmasına sebep olmuştur. İşte bu sıralarda Çelebilerin tavizleri dolayısıyla Çatalca Bizans’a geçmiş ve tekrar ele geçirilmesi ise ancak II. Mehmet‘in İstanbul üzerine yürüdüğü sırada zorlu bir kuşatmadan sonra gerçekleşebilmiştir.

Fatih Sultan Mehmet Dönemi

Evliya Çelebi, Çatalca’nın, 1453 yılında, Fatih Sultan Mehmet Han’ın Edirne’den İstanbul üzerine yürümesi sırasında, İstanbul’un fethinden 50 gün önce, 4 aylık çetin bir direnişten sonra ele geçirildiğini bildirmektedir. Bu Çatalca’nın son fethidir. Fatih Sultan Mehmet, Çatalca’yı zorlu bir mücadele ile ele geçirdikten sonra, şehri Mihaloğlu Ali Bey’e bırakmış ve “Bu şehri Allah’a emanet ettim,” diyerek İstanbul’u kuşatmaya gitmiştir. Fatih devrinde Topkapı Sarayı‘nın kapısıyla divanhanesinin nakışlarını yapan ve “Baba Nakkaş” diye şöhret bulan Şeyh Mustafa‘nın adına Çatalca’ya yakın Baba Nakkaş Köyü vardır. Bu köyün hizmetinden dolayı Şeyh Mustafa’ya (Baba Nakkaş) bir kısım topraklarının dirlik olarak verildiği bilinmektedir. Çatalca’nın en eski köylerindendir. İnceğiz ve Kalfaköy’de Osmanlı dönemindeki en eski yerlerindendir. İnceğiz ve Kalfaköy Camileri II. Bayezid dönemine tarihlenmektedir.

IV. Mehmet Dönemi

“Avcı” lakabı ile tanınan IV. Mehmet avlanmak üzere sık sık buraya gelmiş ve kentte uzun süre kalmıştır. Bu olay Çatalca’nın gelişmesinde önemli bir etkendir. Bu nedenle Çatalca’da Hünkar Sarayı ve bahçesi olduğunu Evliya Çelebi’den öğrenmekteyiz. Bunun yanında birçok sarayın verlığından söz edilmektedir. Avcı Mehmed’in uzun süre kaldığı dönemlerde İstanbul’dan sonra devletin ikinci merkezi olduğunu görmekteyiz. Çatalca geçmiş dönemlerden beri bazı Bizans hükümdarlarının ve Fatih döneminde av merkezi durumundadır. Kalfaköy‘de padişahların av köşkünden söz edilir, bunun yanında, Kalfaköy gibi bir köy yerleşiminde hamam kalıntıları olması, burasının çeşitli Osmanlı padişahlarınca avlak olarak kullanıldığını göstermektedir.

III. Selim Dönemi

III. Selim döneminde Çatalca’nın önemli bir yer olduğunu görmekteyiz. III. Selim Kabakçı Mustafa İsyanıyla tahttan indirilmek istendiği zaman tahttan ayrılmadan önce kendisine Rumeli’ndeki Nizam-ı Cedid ordusunu İstanbul’a çağırması teklif edilmiş. Bu teklife “olmaz, sonra Rus orduları Çatalca’ya gelir. ” diyerek karşı çıkmıştır. Bu Çatalca’nın o dönemdeki askeri önemini göstermektedir. Yine aynı olaydan sonra Kabakçı Mustafa’nın Bu isyan sırasında İnceğiz yakınlarındaki (Kabakça) mağaralarda saklanması dolayısıyla bu köyün ismi Kabakçı Mustafa’dan dolayı Kabakça şekline dönüşmüştür.

Tanzimat Dönemi

Uzun bir süre Eyüb kadılğına bağlı bir nahiye olan Çatalca Tanzimat sonrası yapılan vilayet düzenlemelerinde Meclis-i İdare-i Liva-yı Zabtiyye’ye bağlanmıştır (1865). Daha sonra dört ilçenin bağlandığı mutasarrıflık olduğunu görmekteyiz. 1895’te bağımsız bir sancak olup merkez nüfusu 5-6 bin, tüm nüfusu 60.000 civarındadır. 1908’de 1900 km kare yüz ölçümlü, 85.000 nüfus üç kazalı birinci sınıf sancaktır. 1893’lerde mutasarrıfı Mustafa Cevad Bey, 1907’den sonra mutasarrıfı Said Bey’dir. Şu andaki kaymakamı Yüksel Ayhan’dır. 1893’te merkez kazadan başka iki kaza (B. Çekmece, Silivri) toplam üç kaza dört nahiye, 93 köyden oluşmuştur. 1907’de toplam üç kaza üç nahiye 95 köy 9 çiftliktir. 1911’de mutasarrıf Mahmud Celaleddin Bey toplam üç kaza, dört nahiye, 99 köy, 61 çiftlik.

93 Harbi

İlk defa 1783’te Kırım‘ın kaybı üzerine Kırım Tatarlarının bir kısmı Çatalca’nın İzzettin köyüne yerleşmişlerdir.

31 Ocak 1878’de imzalanan mütarekeye göre Rus Askerini Çatalca’ya kadar gelmesi buradaki istihkamların birinci hattını işgal etmesi ikinci hattın Osmanlıda kalması kabul edilmişti. Bu demekti ki Ruslar İstanbul kapılarına dayandılar. Rus Kuvvetlerinin Çatalca’ya kadar geleceği anlaşılınca İngiltere hükûmeti İstanbul’da çok sayıda göçmenlerin de bulunduğuna işaret ederek donanma gönderdiğini bildirmiştir. İngiltere donanmasının gelmesi rekabeti arttıracağından Osmanlılar karşı çıkınca İngiliz donanması Mudanya önlerine demirlemiş. Bunun üzerine Ruslar da 12.000 kişilik bir kuvveti Çekmece’ye göndermişlerdir. Rus orduları bu bölgede ilerlerken yakıp yıkmışlardır. 93 Harbi sonlarında Rus ordularının Yeşilköy’e kadar gelmeleri üzerine Çatalca çok büyük sıkıntılar çekmiş. Aynı zamanda Rumeli’den kalabalık kafileler halinde (Osmanlı tarihinin en büyük göç dalgası 1.500.000) Çatalca ve İstanbul’a doğru çok sayıda göçmen gelmiştir. Çatalca halkının büyük bir bölümü bu tarihten başlayarak Balkan Harbi, I. Dünya Savaşı, Yunanistan ile yapılan mübadele ve çeşitli tarihlerde Balkanlardan gelen nüfustan oluşmaktadır.

Balkan Savaşları

Çatalca’nın gördüğü en zor günler Balkan Savaşlarının olduğu dönemdir. Bulgarlar karşısında bozguna uğrayan Osmanlı ordusu son müstahkem mevkii olan Çatalca’ya 5 Kasım’da Nazım Paşa komutasında gelmiş, 19 Kasım’da Bulgarlarla burada savaşa tutuşmuş Çatalca savaşı her ne kadar Bulgarların yenilgisiyle sonuçlanmışsa da 3 Aralık 1912’de Çatalca tren istasyonunda ateşkes antlaşması imzalanmış bu antlaşmada da Bulgarlar murahhaslarının kurnazlığı ile masa başında kazanmışlardır. Âlaiye (Alanya) taburunun baskına uğraması bu dönemdedir. Bulgarlar bir tabur askerimizi, henüz yoldan yeni gelmiş bu redif (gönüllü) birliğini biraz da kayıtsızlığımızdan yararlanarak ani bir süngü hücumuyla şafak vakti baskınla şehit etmişledir. Hatta bu olayın olduğu sıralarda buraya gelen ordu komutanı Mahmut Muhtar Paşa da yaralanmıştır. Türk kuvvetleri bu elim olayı müteakiben Alaiye birliğinin intikamını almışlardır. 1913 Londra antlaşmasının imzalanmasından sonra Balkan devletleri Bulgarlar’ a saldırınca Türk kuvvetleri de Midye (Kıyıköy) – Büyükçekmece sınırını geçmişler, Çatalca bu sırada kurtulmuş fakat Bulgarlar çekilirken Çatalca’nın Müslüman mahallesini yakmışlar bir tek Kaleiçi Mahallesi yakılmaktan kurtulmuştur. Bulgarların yenilgisini bir sebebi de Osmaniye’den gelen redif taburunun getirdiği kolera, tifo vb. hastalığının onlara da bulaşmasıyla büyük kayıplar vermelerindendir. Bugün Balkan Savaşının en kanlı muharebelerinin geçtiği Çanakça, Dağyenice, Yazlıkköy arasında kalan bu bölgede Âlaiye taburu anısına bir şehitlik bulunmaktadır. Son dönemde Çatalca Kaymakamı Yüksel Ayhan’ın girişimleri ve hayırseverler tarafından onarılmıştır. Bu topraklar için kanlarını ve canlarını veren aziz şehitlerimiz Çatalca Kaymakamlığı ve Çatalca halkı tarafından her yıl törenlerle anılmaktadır.

Millî Mücadele Dönemi

Mondros’un imzalanmasından sonra İstanbul ve çevresi İtilâf Devletleri tarafından işgal edilince Doğu Trakya’daki işgal sınırı Çatalca yakınından geçiyordu. İstasyon ve demir yolu Yunanların kontrolünde idi. Millî Mücadelede Çatalca’nın önemli bir yeri vardır. Ankara’dan gelen telgraflar da bunu açıkça görmekteyiz “Çatalcasız bir Trakya ve Millî Mücadele düşünülemez” deniliyor. Çatalca Trakya’da Millî Mücadelede mühim rol oynamış Türk direniş kuvvetlerinin üssü olmuştur. 17 Ocak 1913 günü İstanbul Üniversitesi konferans salonunda yapılan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti toplantısı sonradan kurulacak Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Heyet-i Osmaniyesi vb. cemiyetlere öncülük etmiştir. Çatalca ve Çatalcalı vatanseverler bu Trakya Paşaeli Cemiyetinin çalışmalarına Lüleburgaz ve Edirne kongrelerine İstanbul’un bütün engellemelerine rağmen katılmışlardır. Yunan kaynaklarına göre Venizelos – General Françe De Esperey konuşmasında Çatalca’ya kadar Trakya’nın işgali kararlaştırılmıştır. 14 Ocak 1919 günü Hadımköyünden Kuleli Burgaz’a kadar bütün demir yolunun ve istasyonlarının işgali bütün Trakya Rumları, bilhassa Çatalca Rumları arasında Yunanistan lehine gösteriler yapılmasına yol açmıştır. Yunan Başbakanı Venizelos konuşmalarında Edirne ve Çatalca da 600.000 Rum vardır diyerek bu işgale kılıf hazırlamıştır. O devirdeki en güvenilir Osmanlı istatistiklerine göre Edirne vilayeti ve Çatalca Sancağında 850.000 Türk’e karşı 286.137 Rum bulunduğunu görmekteyiz. Yazar Tevfik Bıyıklıoğlu‘na göre bu Rumları hepsi Grek değil, Trak, Hun, Avar, Peçenek ve Koman (Kıpçak) Türkleri’nin Hıristiyanlaşanlardan olduğunu gösterir. İskitlerle Trakların akraba olduklarını savunur. Mustafa Kemâl Paşa Millî Misak’a, Trakya mebuslarını gayreti ile Batı Trakya’nın hukuki durumunun halkın hür iradesi ile belirlenmesi esasını madde olarak koydurtmuştur. Bu Mustafa Kemâl’in Trakya Millî Mücadelesine verdiği önemi göstermektedir. Millî Mücadele sırasında buradaki Osmanlı askeri deposu Itilâf Devletleri kontrolünde idi (Çatalca deposu 449.227 Alman Fişeği, 1000 Mavzer Fişeği). İstanbul ve Çatalca’ya küçük Yunan müfrezelerinin yerleştirilmesi Rum çetelerini Türklere karşı harekete geçirmiştir. İstanbul’un işgali üzerine I. Kolordu Kumandanı Cafer Tayyar Eğilmez Paşa Doğu Trakya’nın İstanbul hükûmeti ile ilişkisini kesti ve seferberlik ilan etti. Fakat Çatalca mutasarrıfı (Fevzi Toker) Hadımköy’deki Yunan askerini ve İstanbul’un işgalinden şımaran Çatalca Rumlarının ayaklanması ihtimalini ileri sürerek seferberlik emrini yerine getirmek istemiyordu. Zaten bir süre önce Çatalca’ya yakın yerlerdeki askerler terhis edilmişti. Kolordu kumandanı Tekirdağ ve Çatalca’daki yöneticilerin durumlarından memnun değildi. Çatalca Mutasarrıfı Fevzi Toker Bey kolordu kumandanı ile İstanbul Hükümetinin arasını bulmaya çalışmıştır, yazdığı 17 Nisan 1920 tarihli tezkerede telgraf haberleşmesini açmasını bazı telkinlerle anlattıktan sonra ancak açıldığı takdirde kongrelere katılacak üyelerin faaliyetine izin vereceğim demiştir. Bu bir çeşit tehdittir. Fakat sonuçsuz kalmıştır. Edirne kongresinde özellikle Çatalca’dan da temsilci olması istenmiş ve Cafer Tayyar Bey; “…vardır, merkez heyetimiz beş livayı da temsil ediyor” diyor. Çatalca Livası (Sancağı) Hayreddin (eski mebus), Halil Sadi (Çekmece eşrafından), Hasan Şevket (Çatalca) katılmışlar ve merkez heyetine seçilmişlerdir. Yunan işgali sırasında Çatalca’da 186. Piyade Alayının 1. Taburu ve makineli Tüfek Bölüğü bulunmaktadır. Kolordu bazı planlamalarla muharebe vaziyetine geçtiğini gizli emirle bildirmiştir. Atatürk Anadolu’ya geçişinden sonra “Doğu Trakya ile ilgili hiçbir münakaşaya girmeyin ve her türlü tecavüze karşı silahla savunun” demiştir. Çatalca Rumları’na karşı Binbaşı Nidai Bey müfrezesi (200 kişilik millî müfreze) Çatalca’ya gönderilmiş ve bu durum Büyük Millet Meclisi’ne Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliğine 15 Haziran 1920 tarihli raporla bildirilmiştir. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği bir süre sonra Yarbay Cemil Beyi Bulgaristan dönüşü Çatalca Mıntıka Kumandanlığı’na tayin etmiştir. Yarbay Cemil Bey, Şakir Kesebir ile işbirliği yaparak Çatalca İslam Cemaati teşkilatını canlandırmış ve millî teşkilat için zemin hazırlamıştır. Çatalca hudut teşkilatı ve gizli teşkilat Şakir Bey tarafından dikkatli ve gizli bir şekilde yapılmıştır. Bu gizli teşkilatın üst düzey üyeleri, Çatalca eski Mebusu Hayreddin, Kurmay Yzb. Şerif, Topçu Binbaşısı Sabri ve Jandarma Yüzbaşı Derviş Beylerdi. Doğu Trakya’ya Çatalca’dan gizlice gazete ve risaleler dağıtılarak Yunanlara karşı mukavemet arttırılmıştır. 1922 sonlarında Çatalca’dan Yunanlar üzerine akınlar yapılmıştır. Bu akınlarla Mudanya Mütarekesine göre Türk jandarma taburları henüz gelmeden Yunanların verebilecekleri zararlar en aza indirgenmiştir. Yunanların götürmek istediği Türk rehineler de kurtarılmıştır, Murat Bey (Kızanlıklı Murat Tunca) emrindeki tabur ile Türk köylerinin yağmasını engellemiştir. Lozan barışına kadar Podima (Yalıköy) – Kalikratya (Mimarsinan) hattı sınırlanmış fakat Türk idaresi yerleşmişti. 8 Ekim 1923’te Albay Tevfik Erdönmez (Bknz.Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği) komutasındaki birlikler Çatalca’ya girince son İtilaf devletleri askerleri Çatalca’yı terk etmişler ve bu suretle Çatalca T.B.M.M. Hükümetine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne geçmiştir. Ali Seyfi Tülümen‘in, Ali Galib Beye gönderdiği 28 Teşrin-i Sani 1920 tarihli mektubunun bir bölümünde “Trakya Türktür ve Trakya Türkleri ancak Türk bayrağı altında mesut olabilirler…” demektedir. Millî mücadelenin kazanılması ve cumhuriyetin ilanıyla Çatalca sakin ve huzurlu bir döneme girmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesi gereğince bu havalideki Rumlar Yunanistan’a göç ederek orada Nea (Yeni) Çatalca’yı kurmuşlar, Yunanistan’dan ise çok sayıda Türk Çatalca ve havalisine gelerek merkeze ve Rumların terk ettiği köylere yerleştirilmişlerdir. Hatta bu Yunanistan Türkleri’nin gemi ile Mimarsinan limanına gelişinde bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ünde karşılamada bulunduğu ifade edilir. Yunanistan’ın Trakya’da fazla Rum bırakmak istemesi üzerine T.B.M.M. Hükûmeti Çatalca’yı 1924’te geçici olarak il yapmış 26 Haziran 1926 tarihli yasa ile tekrar ilçe haline getirilerek İstanbul’a bağlanmıştır. Çatalca’nın il yapılmasıyla Yunanistan’ın İstanbul ve çevresinde fazla Rum bırakmak şeklindeki oyunu bozulmuştur. Çatalca cumhuriyet döneminde gelişimini ve büyümesini sürdürmektedir. İstanbul’un kuruluşundan beri İstanbul’a yakın önemli bir yer olması sebebi ile Çatalca tarihte askeri istila, hareket ve birçok savaşlara sahne olmuştur. Çatalca’nın özellikle üç önemli dönemde askeri bakımdan önemi görülmektedir. Bunlar sırasıyla Bizans, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerindedir.

Cumhuriyet Dönemi

Cumhuriyet döneminde de Çatalca askeri önemini korumaya devam etmiştir. II. Dünya Savaşının çıkacağı anlaşılınca bu bölgede Anastasius Surları ve Balkan Savaşları müstahkem mevkiine paralel olarak o dönemin hükûmeti tarafından Alman istilasına hazırlık olmak üzere Karadeniz’den Marmara’ya uzanan bir savunma hattı yapılmıştır. O sırada Genelkurmay Başkanı olarak Mareşal Fevzi Çakmak bulunduğundan bu hatta Çakmak Hattı adı verilmiştir. Durusu Gölü yakınlarından başlayıp Büyükçekmece’ye kadar iki hat şeklinde askeri koruganlar (siper, mevzi), bazıları büyük bazıları küçük koruma ve saldırma yerleri yapılmıştır. Duvar, tel ve demir engellerle bu mevziler birbirlerine bağlanmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında da Çatalca ve köyleri halkı bir hayli sıkıntı çekmişler, hatta bir kısmı Anadolu’ya göçmüşlerdir.

Gezilecek Yerler

Doğu Ekspresi (Orient Express) olarak bilinen ve onlarca ülkeyi birbirine bağlayan tren hattının duraklarından biri olan Çatalca Garı ilçenin önemli yapıları arasındadır. Mübadele Müzesi, Topuklu ÇeşmesiGeorgios Kilisesi, Çatalca Ali Paşa Camii, Kurşunlugerme Su Kemeri, İnceğiz Mağaraları, Ormanlı Plajı, Yalıköy Plajı, Çilingoz Plajı ve Evcik Plajı ilçedeki diğer görülmeye değer yerlerdir.

Kaymakamlar

Kaymakam Başlangıç Bitiş
Ertan Yüksel 1995 2000
Yaşar Gül 2000 2004
Mehmet Ersoy 2004 2005
Yüksel Ayhan 2005 2010
Nevzat Taşdan 2010 2015
İnci Sezer Becel 2015 2020
Erdoğan Turan Ermiş 2020 günümüz

Notlar

Ayrıca bakınız

Büyükçekmece

Büyükçekmece

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Büyükçekmece
Büyükçekmece'nin İstanbul'daki konumu
Büyükçekmece’nin İstanbul’daki konumu
Ülke Türkiye
İl İstanbul
Coğrafi bölge Marmara Bölgesi
İdare
 • Kaymakam Mustafa Hulusi Arat [1]
 • Belediye başkanı Hasan Akgün (CHP)
Yüzölçümü

 • Toplam 360 km² (130 mil²)
Rakım 10 m (30 ft)
Nüfus

 (2018)
 • Toplam 247,736
 • Kır

 • Şehir

Zaman dilimi UTC+03.00 (TSİ)
Posta kodu 3450x
İl alan kodu 212
İl plaka kodu 34

Büyükçekmeceİstanbul‘un batısında bulunan bir ilçesidir. Doğusunda Beylikdüzü ve Esenyurt, batısında Silivri, kuzeyinde Çatalca ve Arnavutköy ilçeleriyle güneyde Marmara Deniziyle çevrilmiştir. Yüzölçümü 196 km²’dir. 1987’ye kadar Çatalca’ya bağlı bucak merkeziyken ilçe olmuş ve 2009’daki idari yapılanma değişikliklerine kadar Avcılar ve Küçükçekmece ilçelerine komşu olmuştur. Bu yılda yapılan değişikliklerde Gürpınar, Beylikdüzü (eskiden Kavaklı) ve Yakuplu beldeleri Beylikdüzü; Esenyurt ve Kıraç beldeleri Esenyurt; Bahçeşehir beldesi de Başakşehir ilçelerine bağlanınca ilçenin alanı büyük ölçüde küçülmüş, yalnız lağvedilen Çatalca’nın Muratbey ve Silivri’nin Celaliye-Kamiloba beldelerinin katılımıyla batı yönünde ilçe genişlemiştir. Ayrıca lağvedilen Tepecik, Mimarsinan ve Kumburgaz beldelerinin mahalleleri de Büyükçekmece Belediyesi sınırlarına katılmıştır.

Büyükçekmece’de Türkiye‘nin 1., Avrupa‘nın 3. en yüksek TV kulesi, Türkiye’nin en büyük sergi alanı TÜYAP bulunmakta ve Büyükçekmece yazlık kent olduğu için uzun bir sahili, alışveriş merkezi, çarşısı, tarihi eserleri, 5 yıldızlı hotelleri, tiyatrosu, spor salonları, parkları ve su parkı vardır.

Eğitim

Büyükçekmece’de 3 adet özel üniversite, 58 Resmi, 11 Özel İlköğretim Okulu, 13 Özel Lise, 2 Resmi, 16 Özel Anaokulu, 23 Okul Bünyesi Ana sınıfı, 2 Anadolu Lisesi, 2 Çok programlı Lise, 1 Ticaret Meslek Lisesi, 1 Anadolu Meslek Lisesi vardır.

Sağlık

Büyükçekmece’de birçok sayıda resmi ve özel sağlık kurumu bulunmaktadır.[4][5][6] Bu kurumların listesi aşağıda yer almaktadır.

Resmi sağlık kurumları

Büyükçekmece Devlet Hastanesi

Büyükçekmece Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlama Merkezi

Batıköy Aile Sağlığı Merkezi

Büyükçekmece Merkez Aile Sağlığı Merkezi

Büyüçekmece 1 Nolu Aile Sağlığı Merkezi

Celaliye Aile Sağlığı Merkezi

Gülsüm Başarır Aile Sağlığı Merkezi

Güzelce Hacı Ayşe Ömer Çolak Aile Sağlığı Merkezi

Hasan Gül Aile Sağlığı Merkezi

Hekimbaşı Mustafa Behçet Aile Sağlığı Merkezi

Kamiloba Süleyman Savaş Aile Sağlığı Merkezi

Kumburgaz Aile Sağlığı Merkezi

Mimarsinan Hacı Ayşe Akgün Aile Sağlığı Merkezi

Muratçeşme Aile Sağlığı Merkezi

Pınartepe Mustafa Önen Aile Sağlığı Merkezi

Şevket Yılmaz Aile Sağlığı Merkezi

Tepecik Aile Sağlığı Merkezi

Özel sağlık kurumları

Özel Büyükçekmece Kolan Hastanesi

Özel 2000 Tıp Merkezi

Özel Mimaroba Tıp Merkezi

Özel Medicell Tıp Merkezi

Özel Asdent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği

Özel Avrupa Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği

Özel Büyükçekmece Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği

Özel Dentinart Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği

Özel Epa Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği

Özel Flora Diş Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği

Özel Kozan Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği

Özel Mine Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği

Özel Prodens Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği

Özel Sahil Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği

Özel Bio Atlas Laboratuvarı

Özel Bilgi Laboratuvarı

Ulaşım

Büyükçekmece ilçesinden TEM ve D-100 karayolları geçmektedir. İETT ve Özel Halk Otobüsleri’nin ve BUDO‘ya bağlı deniz otobüslerinin düzenli seferleri vardır.

Not: İETT Otobüs Numaraları:76BA Avcılar Metrobüs, 76TM- TEPEKENT-MİMAROBA-YENİBOSNA METRO, HT48 Tepecik Kiptas Kont.-M.OBA-AVCILAR METROBÜS 76C – Bakırköy, 448 Mimarsinan – Yenibosna Metro, 303 Silivri-Yenibosna Metro, 401 Çatalca – Yenibosna Metro, 401T Tepekent – Avcilar Metrobus

Kültür

Büyükçekmece’de bulunan tarihi eserlerden bazıları şunlardır:

  1. Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü
  2. Kurşunlu Han
  3. Sokullu Mehmet Paşa Camii
  4. Kanuni Sultan Süleyman Çeşmesi
  5. İmaret Cami
  6. Zeynep Dudu çeşmesi
  7. Fatih Sultan Mehmet çeşmesi
  8. Süleyman ağa çeşmesi
  9. Enver Paşa Köşkü
  10. Sultan Hamid çeşmesi ve havuzu

Nüfus

Yıl Toplam Bucak Mer.
1940[7] 14.456 4.456
1945[8] 23.084 6.210
1950[9] 10.193 1.168
1955[10] 14.875 1.846
1960[11] 15.659 2.125
1965[12] 12.384 2.269
1970[13] 14.658 3.913
1975[14] 21.062 5.204
1980[15] 35.903 8.121
1985[16] 58.365 11.310
Yıl Toplam Şehir Kır
1990[17] 142.910 22.394 120.516
2000[18] 384.089 35.860 348.229
2007[19] 688.774 44.287 644.487
2008[20] 163.140 163.140 veri yok
2009[21] 171.222 171.222 veri yok
2010[22] 182.017 182.017 veri yok
2011[23] 192.843 192.843 veri yok
2012[24] 201.077 201.077 veri yok
2013[25] 211.000 211.000 veri yok
2014[26] 223.324 223.324 veri yok
2015[27] 231.064 231.064 veri yok
2016[27] 237.185 237.185 veri yok
2017[27] 243.474 243.474 veri yok
2018[27] 247.736 247.736 veri yok
2019[27] 254.103 254.103 veri yok
2020[27] 257.362 257.362 veri yok

Not: 2008 yılında BaşakşehirBeylikdüzü ve Esenyurt ilçelerinin kurulması ile nüfus azalmıştır.

Yerel seçimler

Büyükçekmece Belediye Başkanları ve Partileri[28]
Yıl Belediye Başkanı Parti Oy Oranı
1989 Ali Çebi ANAP %45,52
1994 Hasan Akgün ANAP %40,21
1999 Hasan Akgün ANAP %50,88
2004 Hasan Akgün ANAP %44,44
2009 Hasan Akgün CHP %44,04
2014 Hasan Akgün CHP %47,57
2019 Hasan Akgün CHP %50,34

Genel seçimler

Yıl Parti Oy Oranı
1991 ANAP %25
1995 %22
1999 DSP %26
2002 AK Parti %31
2007 %41
2011 %45
Haziran 2015 %37
Kasım 2015 %44
2018 %38

Festival

Büyükçekmece’de dünyanın en büyük 3. festivali olarak gösterilen ve 2000 yılından itibaren her yıl 1-7 Temmuz arasında düzenlenen Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali’nde yurt içi ve yurt dışından gelen sanatçı ve dansçılar yeteneklerini sergiler ve bu festival her yıl giderek daha da büyümektedir. Festivalin ilk günü Cumhuriyet Meydanı’nda yapılır ve ünlü komedyenlerin esprileri ve ünlü sanatçıların verdiği konserlerle başlar. Festival asıl 2. gün havai fişek eşliğinde başlar ve dünyanın dört bir yanından elliye yakın ülkeden gelen dans grupları ülkelerinin geleneksel danslarını en iyi şekilde göstermeye çalışır. Her yıl 35.000 kişinin katıldığı festivalde Gülben ErgenTarkanSezen AksuSılaDemet AkalınFeridun DüzağaçEmre AydınEbru GündeşFatih ErkoçVolkan Konak gibi birçok ünlü sanatçı konser vermiştir. Festivalin kapanışı da havai fişek gösterisi ile olur.

Kardeş şehirler

Büyükçekmece’nin kardeş şehirleri şunlardır:[29]

Resim galerisi

BEYOĞLU

Beyoğlu

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Beyoğlu
İlçe
Galata Kulesi ve Karaköy
Istanbul location Beyoğlu.svg
Ülke Türkiye Türkiye
Bölge Marmara
İl İstanbul
İdare
 • Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız (AK Parti)
 • Kaymakam Mustafa Demirelli
Yüzölçümü

 • Toplam 8,76 km² (338 mil²)
Nüfus

 (2020)
 • Toplam 226,396
Zaman dilimi UTC+03.00 (TRS)

Beyoğluİstanbul‘un Avrupa yakasında bulunan ilçelerinden biridir. Kuzeybatıda Şişli ve Kâğıthane, doğuda Beşiktaş ve İstanbul Boğazı, güneyde ve batıda ise Haliç ile sınırlı ilçenin yüz ölçümü 8.76 km2‘dir ve 45 mahalleden oluşmaktadır. İsmini Pera da denen, TünelTaksim arasında uzanan İstiklal Caddesi ve ona açılan sokakların belirlediği alanı kapsayan Beyoğlu semtinden alır.

Etimoloji

Tarihî yarımadanın ve Haliç‘in karşısında gelişen bölge Orta Çağdan itibaren, Yunancada “karşı yaka”, “öte” anlamına gelen “Pera” (Πέρα) adıyla anılmaktaydı.[1] Türkler tarafından kullanılan “Beyoğlu” adının, bir beyin oğlunun bölgedeki konağından kaynaklandığı ileri sürülür. Bu konuda öne sürülen iki rivayetten ilki; Osmanlı Padişahı II. Mehmed döneminde, Trabzon İmparatorluğu Prensi Aleksios Komnenos’un İslamiyeti kabul ederek bu bölgeye yerleşmesinden; ikincisi ise Padişah I. Süleyman döneminin Venedik elçisi Andrea Gritti‘nin, Rum bir kadınla evlenmesi sonucunda dünyaya gelen oğlu Luigi Gritti’nin Taksim dolaylarında bir konakta oturmasından dolayı bu Beyoğlu adının kullanılmaya başlanıldığını belirtir.[1] 1925 yılında Pera kullanımı resmî yazışmalardan çıkarıldı ve Beyoğlu ismi kullanılmaya başlandı.[2]

Tarih

Cristoforo Buondelmonti‘ye ait Liber insularum Archipelagi‘nin Marciana Millî Kütüphanesi‘nde yer alan ve 1420’ler ile 1430’lar civarına tarihlenen kopyasındaki Konstantinopolis ile Galata haritası

Ahşap evler (Stéphane Passet, Eylül 1912)

Galata’nın ilk çağlara dek uzanan tarihine karşın, Beyoğlu, 16. yüzyılın ilk yarısında, içinde tek tük yapıların yer aldığı, bağlık bahçelik bir alandı.

Tophaneİstanbul Boğazı ve Üsküdar sahilinin, 19. yüzyıldan kalma görünümü.

Beyoğlu, Galata’dan gelen Hıristiyanlarla yabancıların, elçilikler dolaylarına ve o zamanlar “Grand Rue de Pera” denilen İstiklal Caddesi boyunca yerleşmesiyle Avrupa kenti görünümünde bir yerleşme olarak ortaya çıktı.

Böylece, İstanbul içinde farklı bir topluluk 17. yüzyılda gelişmeye başladı. İlk önceleri, Fransız ve Venedik elçilikleri ile onların çevresinde yerleşmiş Fransisken misyonerleri yerleşmenin çekirdeğini oluşturuyordu. 17. yüzyılın başlarında Galata’yı gösteren bir gravürde surların dışında çok az bina gözükmektedir.

1700’lerde Beyoğlu, bugünkü Tünel-Galatasaray caddesinin iki tarafı ile, bu caddenin yan sokaklarına yayılmıştı. Dörtyol, merkez olmak üzere Beyoğlu gelişmişti. Batısında mezarlıklar ve doğusunda ise elçilikler vardı. 18. yüzyılda yavaş yavaş Avrupa etkisi artmıştır. 18. yüzyıl sonunda, İstiklal Caddesi’nde, yapıların tamamı taş veya tuğla ya da alt katları taş ve üstleri ahşaptır.

18. yüzyılın sonunda İstanbul’a gelen Dallaway, Beyoğlu’nu Galata’nın yazlığı olarak tanımlıyor, yolların düzensiz olduğunu belirtiyor ve bu bölgede Fransız, İngiliz, Hollanda, Venedik, Rusya, İsveç, İspanya, Prusya ve Napolili diplomatların kışlık malikanelerinin bulunduğunu yazmıştır.

Beyoğlu, genel olarak 19. yüzyılda gelişmiştir. Bu gelişmenin nedeni, bu döneme Osmanlı dış ticaretinin daha önceki dönemlerde görülmemiş boyutlarda büyümesi ve ulaşımın gelişmiş olmasıdır. 19. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya kapitalist sistemi ile bütünleşmesi sonucu, Beyoğlu uluslararası bir ticaret merkezi olmuştur. 19. yüzyılın başında, Beyoğlu, bahçeli evleriyle hala bir banliyö görünümünde idi. Bu yüzyılın ilk yarısında, Beyoğlu ve çevresi henüz tam olarak kentleşmemişti. İkinci yarısında ise Galatasaray ile Taksim arası gelişti. Beyoğlu, artık kapitülasyonların koruması altındaki yabancıların, tüccarların, bankerlerin, armatörlerin ve kozmopolit bir çevreye yerleşmek isteyen zenginlerin Paris modasını taklit ederek yaşadıkları bir yer olmuştur. Yüzyılın sonunda, burada, Paris’in en ünlü sahne oyunlarını aynı zamanda gösteren üç tiyatro vardı. Bu tarihte, modern toplumun gereksinim duyduğu tramvay, gaz, su gibi altyapı hizmetleri sağlanmıştı. Bu kuruluşların işletme ayrıcalıkları çok uzun süreli sözleşmelerle yabancılara ya da azınlık mensuplarına verilmişti. Bu dönemdeki hızlı yapılaşma, Batı’daki örneklerden etkilenmekle birlikte Osmanlı etkisinde de kalmıştır.

20. yüzyılda Beyoğlu’nda Galatasaray ile Taksim arası önem kazandı. Bu alanda hala bahçeli konakların bulunması ve bunların apartmana dönüşmesi olanağı, buranın gelişmesini sağlamıştır. Ayrıca 1913’te ilk elektrikli tramvayın Beyoğlu’nu Şişli’ye bağlaması Galatasaray-Taksim arasını, Tünel-Galatasaray arasına göre daha merkezi bir duruma getirmiş, Beyoğlu’nun en kolay ulaşılabilir ve gözde yeri yapmıştır. Bu dönemde Beyoğlu’nun çevresindeki semtlerde çağdaş binalar yapılmış ve yeni semtler gelişmiştir. 20. Yüzyılın başlarında Beyoğlu’nda da yapılan apartmanların cephelerinde Art Nouveau üslubu uygulanmıştır.

Cumhuriyet Dönemi’nde 1950’lere kadar yabancılardan ve onlar için çalışan azınlıklardan boşalan yerlere, yeni yetişen Türk iş adamları ve Beyoğlu yakasını kentin en çağdaş semti bilen aydın Türkler ilgi gösteriyorlardı. Sinema ve tiyatroları, lokanta ve pastaneleri, sanat galerileri ve mağazalarıyla hala kentin en seçkin semti idi. 1950’lerden sonra, kırsal göç ve hızlı kentleşme sonucu İstanbul’un aşırı büyümesi, yeni semtlerin gelişmesi, eğlence kuruluşlarının, ticaretin ve zengin ailelerin bu yeni gelişen çağdaş alt merkezlere dağılımı ve toplumun kültürel değişimi Beyoğlu’na olan ilgiyi azalttı.

Hala bazı lüks mağazaların İstiklal Caddesi’ni terketmeyişi ve yoğun bir trafik akışı üzerinde oluşu eski kültürel düzeyinde olmasa bile Beyoğlu’nun canlılığını korumasını sağlamaktadır. Bununla birlikte, pek çok bina boş durmakta ya da atölye olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler Beyoğlu’nda yavaş yavaş çöküntü alanının ilerlediğini göstermektedir.

Beyoğlu, ilk önceleri bir diplomasi merkezi olarak gelişmiş, fakat daha sonraları yabancı ticaretinin, ekonomik kontrolünün artması ve burada yoğunlaşması sonucu İstanbul’un ticaret merkezi durumuna dönüşmüştür. Ticaretin yanı sıra eğlence, kültür kuruluşlarının da burada yer alması ve konumu, bütün İstanbul’un odak noktası olmasını sağlamıştır.

Kültür

Beyoğlu İstanbul’un en İstanbul kokan ilçesi olarak tanımlanabilir, kozmopolit teriminin hayat bulduğu yerdir. İstiklal Caddesi ve çevresindeki sokaklar yalnızca Beyoğlu’nun değil İstanbul‘un da merkezi sayılabilir. İstiklal Caddesi dışında Cumhuriyet, İnönü ve Cihangir caddeleri de ticaret ve eğlence fonksiyonunun en belirgin oldukları yerlerdir. İlçe sınırları içinde yer alan çeşitli kültürel etkinliklerin yapıldığı tesisler, ilçenin bir kültür merkezi olmasını da sağlamıştır. Sinemalar, tiyatrolar, gösteri merkezleri gibi yerler, Beyoğlu İlçesi’nde yaşayan nüfustan çok fazla nüfusun faydalandığı, İstanbul ve Türkiye genelinde bir anlam ifade eden yerlerdir. Ayrıca Beyoğlu Gürcü ressamların oluşturduğu Pirosmani Sanat galerisine de ev sahipliği yapmaktadır.

Tarihsel, önemli yapı ve yerleri

Taksim Meydanı, 2006

Caddeleri, sokakları, parkları ve meydanları

Müzeleri

Eski Atatürk Kültür Merkezi, ön cephesi.

Kültür merkezleri

Galata Kulesi’nden Tophane semti ve İstanbul Boğazı‘nın görünümü.

Tarihî yapıları

Tarihi okulları

Diplomatik temsilcilikler

  • Alman Sefaret Sarayı (günümüzde Almanya Başkonsolosluğu) (1877)
  • Amerikan Sefaret Sarayı (günümüzde otel) (1882)
  • Belçika Sefaret Sarayı (günümüzde Belçika Başkonsolosluğu) (1900)
  • Fransız Sefaret Sarayı (günümüzde Fransız Sarayı) (1847)
  • Hollanda Sefaret Sarayı (günümüzde Hollanda Başkonsolosluğu) (1859)
  • İngiliz Sefaret Sarayı (günümüzde Birleşik Krallık Başkonsolosluğu) (1850)
  • İsveç Sefaret Sarayı (günümüzde İsveç Başkonsolosluğu) (1870)
  • Japonya Sefareti (günümüzde Japonya Başkonsolosluğu) (1904)
  • Rusya Sefaret Sarayı (günümüzde Rusya Başkonsolosluğu) (1845)
  • Venedik Sarayı (günümüzde İtalya Başkonsolosluğu) (1782)

Pasajları

Avrupa Pasajı‘nın üst cephesinde bulunan heykeller

İstiklal Caddesi ve çevresi, 19. yüzyılda inşa edilmiş pek çok pasaj ve han barındırır. Bu yapıların bir kısmı caddenin çevresindeki birçok sokak ve caddeye geçiş imkânı sağlamasının yanı sıra, bireylerin günlük yaşantıları içerisinde çeşitli gereksinimlerine cevap veren ve farklı aktivite imkânları sunan mekânlardır.[3] İçerisinde pek çok dükkan bulunduran bazı pasajlar, Türkiye’nin en eski modern alışveriş merkezleri olarak nitelendirilir.[4] Beyoğlu’nda yer alan bazı önemli pasajlar şu şekilde listelenebilir:

Camileri

Tekke ve dergahları

  • Ayni Ali Baba Zaviyesi (1902)
  • Ciğerim Dede Sadi Dergahı (1828-?)
  • Çakır Dede Nakşi Zaviyesi (1792-1956)
  • Çizmeciler Tekkesi (1498-1956)
  • Ebu’r Rıza Bedevi Asitanesi (1730’lar)
  • Galata Mevlevihanesi (1491)
  • Gül Baba Dergahı (1476-17. yüzyıl)
  • Hasan Burhanettin Cihangiri Asitanesi (1560)
  • Haşimi Emir Osman Efendi Bayramî Dergahı (1590)
  • Hüsamettin Uşşaki Asitanesi (1575)
  • İlyas Çelebi Akarca Tekkesi (16. yüzyıl)
  • İsmail Rumi Kadiri Asitanesi (1630)
  • Karabaşı Veli Dergahı (16. yüzyıl-1956)
  • Kasımpaşa Mevlevihanesi (1623-?)
  • Keşfi Cafer Efendi Dergahı (1599-1956)
  • Mağribi Ali Dede Tekkesi (18. yüzyıl-?)
  • Muhabbir Tekkesi (1611)
  • Okçular Tekkesi (1490’lar)
  • Paşmakçı Ali Efendi Tekkesi (1573)
  • Tatar Efendi Gülşenî Dergahı (1720-1916)
  • Turabi Baba Dergahı (1598-1896)

Kiliseleri

Sinagogları

Tarihi dükkanlar

İdari durum

Beyoğlu ilçesi, 20 Nisan 1924 tarihinde yürürlüğe giren 491 sayılı kanunla kurulmuştur. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Beyoğlu ilçesi; Merkez, Beşiktaş, Kemerburgaz, Şişli ve Taksim bucaklarından meydana geliyordu. 1930’da Beşiktaş ilçesinin kurulmasıyla önce Beşiktaş bu ilçeden ayrıldı. 1935 sayımında Merkez bucağının 3, Kemerburgaz bucağının 10, Şişli bucağının 2 köyü ve Taksim, Beyoğlu ilçesini oluşturuyordu. Kemerburgaz bucağı 1936’da kurulan Eyüp ilçesine, Şişli bucağı da 1954 kurulan Şişli ilçesine bağlandı. 1970’ten beri Beyoğlu ilçesi, mahallelerden oluşan bir idari yapıya sahiptir. Bugün Beyoğlu ilçesi 45 mahalleden oluşmaktadır.

1984’e kadar İstanbul Belediyesi‘ne bağlı şube olarak şube müdürlerince yönetilen Beyoğlu, 1984’te büyükşehir ve ilçe belediyeleri için çıkartılan “Yerel Yönetimler Kanunu” çerçevesinde yeniden yapılanarak mevcut statüsünü aldı.

Nüfus

Yıl Toplam Şehir Kır
1927[5] 302.887 294.790 8.097
1935[6] 235.051 230.000 5.051
1940[7] 247.252 246.042 1.210
1945[8] 257.091 253.588 3.503
1950[9] 279.238 277.807 1.431
1955[10] 208.158 208.158 veri yok
1960[11] 216.425 216.425 veri yok
1965[12] 218.985 218.985 veri yok
1970[13] 225.850 225.850 veri yok
1975[14] 230.532 230.532 veri yok
1980[15] 223.360 223.360 veri yok
1985[16] 245.999 245.999 veri yok
1990[17] 229.000 229.000 veri yok
2000[18] 231.900 231.900 veri yok
2007[19] 247.256 247.256 veri yok
2008[20] 245.064 245.064 veri yok
2009[21] 244.516 244.516 veri yok
2010[22] 248.084 248.084 veri yok
2011[23] 248.206 248.206 veri yok
2012[24] 246.152 246.152 veri yok
2013[25] 245.219 245.219 veri yok
2014[26] 241.520 241.520 veri yok
2015[27] 242.250 242.250 veri yok
2016[27] 238.762 238.762 veri yok
2017[27] 236.606 236.606 veri yok
2018[27] 230.526 230.526 veri yok
2019[27] 233.323 233.323 veri yok
2020[27] 226.396 226.396 veri yok

Not: 1954 yılında Şişli ilçesinin kurulması ile nüfus azalmıştır.

Beyoğlu İlçesi bugünkü sınırlarına ulaştığı 1950’lerden beri 220-250 bin arasında dalgalanan nüfus grafiğine sahiptir. Bunun başlıca sebebi normal gelişme süreci içinde gelişebileceği herhangi bir yer kalmaması nedeniyledir.

Eğitim ve sağlık

Beyoğlu İlçesi eğitim kurumları açısından zengindir. İlçe sınırları içindeki yükseköğretim kurumları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi merkez kampüsü, İstanbul Teknik Üniversitesi Gümüşsuyu ve Taşkışla Kampüsleri, İstanbul Kent Üniversitesi ayrıca BeykentHaliç ve İstanbul Bilgi üniversitelerinin bazı birimleri bulunur.

Beyoğlu İlçesi’nde 15 yaşın üzerindeki nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 84.83’tür.[28]

İlçe sınırları içinde 31 ilköğretim okulu ve 30 ortaöğretim kurumu vardır.[29] Galatasaray LisesiBeyoğlu Anadolu Lisesiİstanbul Özel Alman Lisesiİtalyan LisesiSaint Benoît Fransız LisesiAvusturya LisesiSainte-Pulchérie Fransız Lisesi Beyoğlu’ndaki yüzyıldan eski eğitim kurumlarıdır. Ayrıca Ermeni ve Rum azınlıklara yönelik hizmet veren eğitim kurumları da vardır.

İlçe sınırları içinde 12 hastane, 29 poliklinik ve dispanser ve 7 sağlık ocağı bulunur.[30]

Spor

Kasımpaşa Stadı

Türkiye’nin en köklü spor kulüplerinden biri olan Galatasaray Spor Kulübü‘nün ortaya çıktığı Galatasaray Lisesi Beyoğlu’ndadır. Galatasaray dışında Kasımpaşa ve Beyoğluspor diğer ünlü spor kulüpleridir.

İlçedeki spor tesislerinden biri Kasımpaşa Stadı‘dır.

Politika

Yerel Seçimler

Beyoğlu Belediye Başkanları ve Partileri[31]
Yıl Belediye Başkanı Parti Oy Oranı
1984 Haluk Öztürkatalay ANAP %47,79
1989 Hüseyin Aslan SHP %29,29
1994 Nusret Bayraktar RP %30,40
1999 Kadir Topbaş FP %28,51
2004 Ahmet Misbah Demircan AK Parti %40,32
2009 Ahmet Misbah Demircan AK Parti %37,45
2014 Ahmet Misbah Demircan AK Parti %47,78
2019 Haydar Ali Yıldız AK Parti %49,86

Genel seçimler

Yıl Parti Oy Oranı
1961 Adalet Partisi %46
1965 %55
1969 %47
1973 Cumhuriyet Halk Partisi %48
1977 %57
1983 Anavatan Partisi %46
1987 %39
1991 %27
Yıl Parti Oy Oranı
1995 Refah Partisi %27
1999 Demokratik Sol Parti %34
2002 Adalet ve Kalkınma Partisi %39
2007 %47
2011 %50
Haziran 2015 %43
Kasım 2015 %50
2018 %45

Galeri

Beykoz

Beykoz

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Beykoz
İlçe
Anadolu Hisarı
Istanbul location Beykoz.svg
Ülke Türkiye Türkiye
Bölge Marmara
İl İstanbul
İdare
 • Belediye Başkanı Murat Aydın (AKP)
 • Kaymakam Ahmet Katırcı [1]
Yüzölçümü

 • Toplam 239,22 km² (9.236 mil²)
Nüfus

 (2014[2])
 • Toplam 248,071
Zaman dilimi UTC+03.00 (TRS)
Posta kodu
348xx
Alan kodu 216

Beykozİstanbul‘un bir ilçesidirÇatalcaKocaeli bölümünün Kocaeli Yarımadası batısında yer almakta olup; batıdan İstanbul Boğazı, doğudan Şile ilçesi, kuzeyden Karadeniz ve güneyden de Çekmeköy, Üsküdar ve Ümraniye ilçeleri ile çevrelenmiştir.Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yapılan sanayi ağırlıklı çalışmaların etkisiyle fabrikaların çoğalması sonucu genelde işçi kesimin tercih ettiği yerleşim yeri olan Beykoz, son yıllarda üst gelir seviyesi kesimden de talep görmektedir.

Beykoz, Kanlıca

Deniz seviyesinden başlayarak 270 metreye kadar yükselen Beykoz’un engebeli arazisini RivaKüçüksu ve Göksu dereleri parçalamıştır. İlçe ve yakın çevresinde Akdeniz iklimi ile Türkiye’de Karadeniz iklimi nin karışımı olan “Geçiş Tipi İklim” etkilidir. Yazlar, Akdeniz kadar sıcak olmamakla birlikte Karadeniz kadar yağışlı değildir. Beykoz ve çevresi başta kestanemeşegürgenıhlamurkayınkızılağaç ve fındık ağaçlarından oluşan doğal orman örtüsüyle kaplıdır.

Tarihçe

Beykoz (1880-1893) [3]

Riva deresi

Beykoz çok uzun bir tarihsel geçmişe sırtını dayamaktadır. Beykoz’un tarihine ilişkin olarak bilinen en eski tarih M.Ö. 700’lerdir. Bu dönemde deniz yoluyla gelip Beykoz’u kendilerine yurt edinen Traklar, Beykoz’da yerleştiği bilinen ilk halk olarak karşımıza çıkar. Her ne kadar sanat tarihçileri ve arkeologlar çok daha önceki dönemlerde Karadeniz’den Boğaz’a doğru seyreden tepelerde Apollon tapınağı benzeri yapıların olduğunu öne sürmekte ve dolayısıyla da Beykoz’un bir kent olarak tarihini çok daha önceki tarihlere götürmek gerektiğini iddia etseler de, örgütlü bir toplumsal hayatın Beykoz’da söz konusu tarihle birlikte  başladığını söyleyebiliriz.

Traklar, Trakya’ya adını veren ve tarihte savaşçı özellikleriyle bilinen bir topluluktur. Trakların tarihte balıkçı köyleri, müstahkem kalelerle çevrili kentler ve çok çeşitli yerleşme birimleri inşa ettikleri bilinmektedir. Trakların Hint-Avrupa kökenli bir halk olduğu söylenmekte, ancak yazılı bir kültüre sahip olmadıkları için haklarında yeterince bilgi edinme imkânı  bulunmamaktadır. Trak toprakları geniş bir coğrafyayı içerisine alsa da, esasında doğu ve batı Trakya bölgesinde konuşlandıkları bilinmektedir. Traklar hiçbir zaman hakimiyetleri altında bulunan toprakları idare edecek tek bir devlet kuramamış, daha ziyade parçalı bir yönetim yapısı ortaya koymuşlardır. Bununla birlikte Traklar kendi içerisinde güçlü yönetim mekanizmaları geliştirmeyi başarabilmişlerdir.

Traklar Beykoz’a geldiklerinde, kralları Amikos’un ismine binaen, buraya “Amikos” adını vermişlerdir. Amikos, Beykoz’un bilinen en eski adıdır. Boğaz’ı geçerek Beykoz’a gelen Traklar burada Bebrik Devleti’ni kurmuşlardır. Bir rivayete göre Bebrikler isimlerini Akdeniz kıyısında, Pirenelerin kuzeyinde ve güneyinde bulunan eski bir İber kavminden almışlardır. Bebrikler M.Ö. 337 yılında Bitinyalıların saldırısına uğramış ve Bebrik Devleti uzun süren kanlı mücadele ve savaşların ardından yıkılmıştır.

Bitinya dönemi, Beykoz’un yavaş yavaş gelişmeye başladığı bir dönemdir. Beykoz (Amikos), yönetim mekanizmasının babadan oğula geçen bir krallık sistemine bağlı olduğu Bitinyalılar devrinde tam dokuz kral görmüştür. M.Ö. 74 yılında Bitinya kralı IV. Nicomedes ölüm döşeğindeyken tüm krallığını Roma imparatorluğuna devretmiştir. Bunun üzerine Roma İmparatorluğu Bithinya’yı bir eyalet olarak ilan etmiştir. Ancak Pontus kralı III. Mithridates Bithinya’yı zaptetmiş ve M.Ö. 74 yılının ortasında Roma İmparatorluğu bölgeyi yeniden ele geçirmek üzere, askeri bir birlik hazırlamış ve bölgeye yollamıştır. On yıllık bir mücadele neticesinde M.Ö. 65 yılında Bithinya Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilmiş, Pontus toprakları da Bithinya topraklarına dahil edilmiştir. III. Mithridates’in M.Ö. 63 yılında yakalanması ile birlikte tarihte Üçüncü Mithridates Savaşı olarak bilinen savaş son bulmuştur.

M.S. 395 yılında Roma İmparatoru Büyük Teodosyus imparatorluğu, Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) ve Batı Roma İmparatorluğu olarak ikiye bölene dek Roma İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan Beykoz, bu tarihten itibaren Bizans İmparatorluğunun egemenliği altına girer. Pers İmparatorluğu 609 yılında Beykoz’u sınırlarına dahil eder. Persler altmış yıl bu topraklarda kaldıktan sonra, 669 yılında Müslüman Araplar bu toprakları Perslerden alırlar. Kısa bir süre sonra çekilen Arapların ardından bölgenin hakimiyeti yeniden Bizanslıların eline geçer. Bizanslıların bölgedeki bu üstünlükleri yedi yüz yıldan daha fazla, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’ın bölgeyi ele geçirdiği tarih olan 1402 yılına kadar devam eder. İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethinden 51 yıl önce, Beykoz (Amikos) Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içerisine dahil edilir. Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dahil edilen kentin adı bundan böyle Amikos değil, Beykoz’dur. Beykoz isminin nereden geldiğine ilişkin olarak da çeşitli rivayetler söz konusudur. Bu rivayetler içerisinde en bilineni, Beykoz isminin Kocaeli beylerbeylerinin Beykoz’da oturmasına nispetle üretilenidir.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü

Rivayete göre Farsçada köy anlamına gelen kos sözcüğünün Türkçe bey sözcüğüne eklenmesi sonucunda ortaya çıkan Beykos (Beyköyü) sözcüğü kentin adı olarak kalmıştır. Beykos zamanla Beykoz’a dönüşmüştür. Bilinen bir başka rivayet ise, Beykoz isminin, kentin Osmanlı idaresi altına girdiği dönemden sonra kentte inşa ettirilen On Çeşmeler adlı bir çeşmenin yanında bulunan büyük bir ceviz ağacına binaen ortaya çıktığını iddia etmektedir. Bu rivayete göre söz konusu dönemde koz kelimesi ceviz sözcüğünü nitelemek üzere kullanılmaktadır. Bu yörede ceviz ağaçlarının çok fazla sayıda bulunması nedeniyle de bu yöreye Binkos adının verildiği ve bu ismin zamanla Beykoz ismine dönüştüğü öne sürülmektedir.

Muhteşem dereleri, birbirinden güzel mesire yerleri, bereketli toprakları, cömert denizi ve aynı zamanda geniş bir av sahası da olan yemyeşil ormanlarıyla bir masal kentini andıran Beykoz, Osmanlı Devleti tarihinde önemli bir yere sahiptir. Av alanlarının uygunluğu münasebetiyle Osmanlı yönetici sınıfının gözde mekanlarından birisi olmuştur Beykoz. Padişah başta olmak üzere avın kendileri için bir tutku olduğu saray erkanı, Osmanlı’nın son dönemlerine dek Beykoz’u kendilerine mesken tutmuşlardır. Özellikle Tokat Bahçesi, bugünkü Akbaba köyü civarı ve Çubuklu yöresinde düzenlenen av partileri ile ilgili birçok tarihsel anekdot ve resmi kayıt söz konusudur. Ünlü seyyah İbn Battuta’dan öğrendiğimize göre, av partileri Türk yönetici sınıfının ayırt edici özelliklerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu bölgeler Osmanlı yönetici sınıfının avlanma yeri olarak tayin edilmiş bölgeler olup, tebaadan birilerinin avlanması yasaklanmıştır.

Beykoz’un gözdesi köşklerin bu bölgede ortaya çıkışları doğrudan bu av merakıyla bağlantılı bir gelişmedir. Zamanla padişahların ve önde gelen saray erkanının konaklayabilmesi için birbirinden güzel av köşkleri inşa edilmiştir Beykoz’da. Bu bağlamda bugün maalesef arkasında herhangi bir iz bırakamayan, tarihsel önemi haiz av köşklerinden olan Tokatköy’deki Tokat Kasrı ve bahçelerine değinmek yerinde olacaktır. Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Tokat Kasrı’nın Fatih Sultan Mehmed tarafından yapıldığını şu cümlelerle anlatmıştır

Fatih Sultan Mehmet’in seferde olan sadrazamının gönderdiği haberci, nefes nefese, heyecanla Tokat’ın fethedildiği müjdesini verince Fatih Sultan Mehmet: “Tez şurada bir bahçe yapılsın ismine de Tokat bahçesi denilsin. Tokat surlarına benzeyen bir set çekilsin (…)” demiş. Etrafı surlarla veya çitlerle çevrili bu bahçe içerisinde bir zarafet timsali bir köşk, muhteşem bir havuz, enfes bir şadırvan ve güzel bir hamam yaptırılmış, geniş bir alana sahip olan bahçesinde ise av hayvanları yetiştirilmiştir. Bu yapının yer aldığı Tokatköyü’ne muhteşem bir kemerli beton köprü üzerinden geçmek suretiyle varılmaktadır. Bu kasrın ve bahçenin bakımı emri altında yüz bostancının bulunduğu bir bahçıvan başı tarafından sürdürülmüştür. Bu kasrın özellikle genç yaşta tahta çıkan IV. Murat (1623-1640) tarafından çok beğenildiği bilinmekte, onun bu bahçenin çimenliğinde cirit oynattığı söylenmektedir. Yapıldığı tarihten itibaren Tokat Kasrı’na ve Beykoz’un bizatihi kendisine tahta geçen bütün Osmanlı Padişahları’nın rağbet gösterdikleri bilinen bir gerçektir.En fazla tercih edilen av türleri kuş, geyik ve karaca avı olmuştur. Kuş avı daha ziyade doğanlar kullanılarak yapılırken, geyik ve karaca avı eğitilmiş köpekler kullanılarak yapılırdı. Özellikle yenileşme döneminin Osmanlı Devleti’nde nasıl bir seyir aldığını izlemek açısından Beykoz’da düzenlenen av partileri oldukça enteresan malzemelerle doludur. On sekizinci yüzyıl sonrasında Sakson türündeki av köpekleri Avrupa’dan getirilmeye başlanmıştır. Ava en düşkün padişahın kendisi için “avcı” lakabının kullanıldığı IV. Mehmed (1642-1693) olduğu söylenir. IV. Mehmed’in en kısa avının üç ay sürdüğü rivayet edilir. IV. Mehmed av merakı nedeniyle devlet işlerini ihmal etmekle suçlanmış, bunun üzerine kendisine yöneltilen eleştirilere tepki olarak tahtını Edirne’ye taşımıştır. Beykoz merkezli av partilerinde kullanılan silah teknolojileri de zamanla değişmiştir. On sekizinci yüzyıla dek ok ve yay ile yapılan avlar, bu dönemden itibaren yerlerini dolma çakmaklı tüfeklere ve daha sonrasında ise fişek atan kırma tüfeklere bırakmıştır. Yirminci yüzyılın başına gelindiğinde Beykoz’dan Şile’ye ve Ömerli’ye dek uzanan ormanlık sahada karaca ve yaban domuzu avı yapılmaktadır.

Bu avlar daha ziyade köpekler eşliğinde ve sürek avı biçiminde gerçekleştirilmekteydi. Beykoz’un doğusunda yer alan sık ormanlık alanlarda halihazırda yaban domuzu avı yapılabilmekte, ilçe sınırlarının kuzeydoğu yakasında tavşan, çulluk, tilki ve nadiren olmakla birlikte dağ kekliği avlanabilmektedir. Ayrıca Ömerli baraj gölü civarında kaz ve ördek avı da yapılabilmektedir.

Beykoz Kalesi

Osmanlı tarihinin en önemli seyyahlarından olan Evliya Çelebi, Beykoz’u şu satırlarla anlatır: “(…) lebi deryadan bağlar kenarından gitmek üzere Servi Burnun’nun üç bin adım güney tarafında, bir liman-ı âzimin kenarındadır. Sekiz yüz haneli, bağ ve bahçeli, mamur bir kasabadır. Camii, mescidi, hamamı, sibyan mektebi, küçük sokakları, ağaçlarla müzeyyen çarşı ve pazarı vardır. Çarşı ve pazarı çok bakımlıdır. Halkı bahçıvan, oduncu ve balıkçıdır. Ab-ı havası nefistir. İskelesinde bir kılıç balığı dalyanı vardır. Beş altı gemi direğini birbirine bağlayıp denize dikmişlerdir. Karadeniz tarafından kılıçbalıkları geldiğinde direğin tepesindeki âdemler ellerindeki taşları kılıçbalıklarının arkasına doğru atınca balıklar emin yerdir diye liman ağzına doğru girer. Burada ağlara takıldıklarında balıkçılar kayıklarla kılıçbalıklarına yanaşıp kargı ve tokmaklarla bunları avlarlar. Buradan içeride Akbaba, Sultan, Ali Bahadır, Dereseki, Alemdağ, Koyun Korusu, Yuşa Nebi mesireleri vardır.” Bugün Beykoz, yukarı boğazın yüzyıllardan beri en şöhretli mesiresi olan, geniş bir vadiyi dolduran ve ulu çınarların süslediği Beykoz çayırına sahiptir. Çayır, Hünkar iskelesinden darala darala Tokat mevkiine kadar uzanmaktadır. Çayırın içerisinde yer alan türlü türlü mekanlar, ağaçlarla çevrili yollarla birbirine bağlanır. Bu, başka bir mesirede rastlayamacağımız nadide bir güzellik sunar bizlere. Ağaçların boylarına bakılarak bu yolların en az yüz elli iki yüz öncesinde yapılmış olduğu sonucuna rahatlıkla varılabilir. İstanbul’un, Boğaziçi’nin, Anadolu Yakasının en şirin ilçelerinden birisi olan Beykoz, hala müstakil bir tarihinin yazılmasını beklemektedir. Bu güzel kentin tarihini yazmayı başarabilenler, kültür dünyamıza çok önemli bir katkıda bulunmakla kalmayacaklar, kentin zengin tarihsel birikiminin de bir parçası olacaklardır.

Beykoz’un günümüze gelen birçok Tarihi eseri mevcuttur.

Küçüksu Kasrı

Nüfus

İlçede en çok Giresun, Ordu, Kastamonu, Rize, Trabzon, Ardahan, Sivas, Samsun ve Sinoplu vatandaşlar bulunur. 2020 TÜİK verilerine göre ilçede 246.110 kişi yaşamaktadır.

Yıl Toplam Şehir Kır
1935[4] 21.308 15.103 6.205
1940[5] 41.492 31.236 10.256
1945[6] 32.813 25.611 7.202
1950[7] 37.152 29.658 7.494
1955[8] 48.832 36.859 11.973
1960[9] 58.317 45.679 12.638
1965[10] 67.758 51.689 16.069
1970[11] 76.385 61.206 15.179
1975[12] 92.767 76.804 15.963
1980[13] 114.812 94.101 20.711
1985[14] 136.063 118.697 17.366
1990[15] 163.786 142.075 21.711
2000[16] 210.832 172.291 38.541
2007[17] 241.833 200.572 41.261
2008[18] 243.454 219.960 23.494
2009[19] 244.137 220.008 24.129
2010[20] 246.136 221.542 24.594
2011[21] 247.284 222.075 25.209
2012[22] 246.352 220.364 25.988
2013[23] 248.056 248.056 veri yok
2014[24] 248.071 248.071 veri yok
2015[25] 249.727 249.727 veri yok
2016[25] 250.410 250.410 Veri yok
2017[25] 251.087 251.087 veri yok
2018[25] 246.700 246.700 veri yok
2019[25] 248.260 248.260 veri yok
2020[25] 246.110 246.110 veri yok

Not: Büyükşehir yasası nedeniyle köyler mahalle statüsüne geçtiğinden 2013’ten itibaren kır nüfusu tabloda yer almamıştır.

İdari yapı

İlçe, 45 mahalleden oluşmaktadır. Büyükşehir yasası ile köyden mahalleye dönüştürülen yerleşimlerin nüfusları düşüktür. Elmalı Mahallesi orman içine sonradan yerleşilerek oluşmuş köy niteliğinde olup, Karadeniz köyleri özelliğini taşır.

Ulaşım

  • Üsküdar’dan 15, 15ŞN, 15M, 15KÇ, 15Y, 15P, 15N nolu hatlarla ve sarı dolmuşla
  • Kadıköy’den 15F ve 15BK, 14M nolu hatlarla ve sarı dolmuşla
  • Ümraniye’den 11H, 20, 15TY, 11ÇB nolu hatlarla
  • Mecidiyeköy’den 121A, 121B ve 121BS ile
  • Taksim’den E2 nolu hatla
  • Kavacık‘dan 15A, 15D, 135, 135A, 136 nolu hatlarla ve minibüslerle
  • Ayrıca deniz yolu mevcuddur: Beykoz-Yeniköy tekneleri ve sabah saatlerinde deniz otobüsü ve vapurlarla.

Sosyal hayat

Beykoz’da gözle görülür bir plansız yapılaşma ve konut sıkıntısı yaşanmakta olup, nüfusun 1/4’e yakını tapusuz gecekondu tipi evlerde oturmaktadır. İmar durumu yakın zamana kadar imar mevzuatının tatbikatındaki gecikmeler yüzünden son derece düzensizdir. Büyük ölçüde eksik olan altyapı tamamlanmaya çalışılmaktadır. İlçe nüfusunun büyük bölümünü Beykoz’a bölge dışından iç göçle gelen vatandaşlar oluşturmuştur. Yaşanan aşırı iç göç sonucunda birçok yerde doğal bitki örtüsünün yok edilmesi ile yerleşim alanları meydana gelmiştir Yer şekillerinin de engebeli olması;plansız yapılaşmanın sebeplerinden biridir. Arazi mülkiyeti genellikle orman ve hazineye ait olup, şahıs mülkiyetindeki arazilerin sınırlı olması ve büyük parseller içermesi yüzünden işgallerle konut alanı haline dönüştürülmüştür. Eski yerleşim alanı olarak Merkez, Yalıköy, Paşabahçe, Anadolu Hisarı, Kanlıca’nın bir kısmı müstakil ve eski tip konut tarzını koruyabilen mahalleler arasındadır.

Beykoz ilçesindeki sosyal faaliyetler

Kiraz Festivali

Dosya:İstanbul - Anadoluhisarı, Beykoz 2 - Şub 2013.ogv

Beykoz İlçesinde yer alan Anadoluhisarı semtinin iskelesi ve çevresi, sol tarafta ileride görünen Fatih Sultan Mehmet Köprüsü (Şubat 2013)

Dosya:İstanbul - Kanlıca, Beykoz - Şub 2013.ogv

Beykoz İlçesinde yer alan Kanlıca semtinin iskelesi ve çevresi, sağ tarafta ileride görünen Fatih Sultan Mehmet Köprüsü (Şubat 2013)

Beykoz Belediyesi, Beykoz İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü ile ilçede bulunan çeşitli vakıf ve derneklerin işbirliği sayesinde halk oyunları, tiyatro etkinlikleri ve çeşitli yarışmalar yapılmaktadır. Ayrıca İSMEK‘in açtığı kurslarada büyük rağbet vardır. İlçede birde Halk Eğitim Merkezi bulunmaktadır Kütüphanelerin ve çok amaçlı salonların yetersizliği, kültürel faaliyetlerin istenilen düzeye ulaşmasını engellemektedir. İlçede 3 sinema, 11 spor kulübü, 1 spor salonu, 3 futbol sahası, 4’ü şahıslara ait 26 halı saha mevcuttur. Beykoz Çayırı’nda yapılmaya başlayan geleneksel Beykoz Şenlikleri kültürel etkinliklerin sergilendiği önemli bir faaliyettir. Beykoz Çayırı’ndaki askeri kışlanın ve (halk tarafından Saray Hastanesi) olarak bilinen Beykoz Kasrı’nın yakın tarihte turizme açılacak olması ve Riva Köyü’ne yeni yapılacak olan Türkiye’nin ilk ve tek en büyük sinema platformu İlçenin sosyal yönünü daha çok genişletecektir.

Hidiv Kasrı

1907 yılında Mısır‘ın son hidivi Abbas Hilmi Paşa tarafından İtalyan mimar Delfo Seminati‘ye yaptırılmıştır. Dönemin mimari modasına uygun olarak art nouveau tarzındadır.

İskenderpaşa Camii ve Türbesi

I. Süleyman ve II. Selim dönemlerinin devletin ileri gelenlerinden, “Mağusa Fatihi” olarak tanınan Gazi İskender Paşa (ö. 1570) tarafından yaptırılmıştır.

Karakulak Çeşmesi

Beykoz Merkez bucağına bağlı Dereseki Köyündedir.

Recep Şahin Köktürk Spor Salonu

1986 yılında spora açılan salon 1750 seyirci kapasiteli olup 60 araçlık otoparkı mevcuttur. Beykoz Belediyesi tarafından işletilen salonu Türkiye Basketbol Ligi‘nde Beykoz SK kullanmaktadır.

Yoros Kalesi

Anadolukavağı sırtlarındaki Doğu Roma döneminden kalma kaledir.

Diğer yapılar

  1. Beykoz Kasrı 1845-1854 Abdülmecid
  2. Küçüksu Kasrı 1752 I. Mahmut
  3. Anadoluhisarı Kalesi 1396 Yıldırım Bayezit (Güzelcehisar Kalesi)
  4. Mihrişâh Sultan Çeşmesi 1806 III. Selim
  5. Midilli’li Ali Reis Camii 1593 Midillili Ali Reis tarafından yaptırılmıştır.
  6. On Çeşmeler(İshâk Ağa Çeşmesi) 1550-1747 I. Mahmud
  7. Paşa Çeşmesi 1870 Abdülaziz
  8. Anadolu Feneri ve Camii 1567 (I. Mahmud döneminde yaptırılmıştır)

Turizm

Beykoz merkezindeki Abraham Paşa Korusu çeşitli turistik tesislerle yeniden düzenlenmiştir. Kanlıca’da bulunan Mihrabad Korusu Boğaz manzaralı görünümüyle en gözde mesire alanları arasında yer almaktadır.

Beykoz tarihi yalıları ile de ünlüdür. Anadolu Hisarı’ndan Beykoz Yalıköy’e kadar birçok özel mülk konumunda olan tarihi yalılar, Boğaz görünümüne güzellik katmaktadır. Bu yalıların en önemlisi Anadolu Hisarı’ndaki Hekim Paşa Yalısı’dır.

%60’ı orman alanı olan Beykoz, İstanbul halkının hafta sonu dinlenme ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılamaktadır. Anadolu Kavağı, Anadolu Feneri, Poyraz KöyRiva (Çayağazı), Cumhuriyet KöyüAli BahadırDeğirmen DereBozhaneGöllü KöyüAkbabaPolonezköy en çok ilgi çeken mesire alanlarıdır. Turizm alt yapısı ve tesisleri yetersizdir. Polonezköy’de bulunan otel ve pansiyonlar dışında turizm amaçlı tesis çok azdır.

Boğaz eskiden beri balıkçılığı ile meşhur olmasına rağmen Beykoz bu açıdan da istenilen ölçüde tanıtılamamıştır. Anadolu Kavağı’ndaki balık lokantaları deniz ve kara yoluyla gelen yerli ve yabancı turistlerin rağbet ettikleri yerlerdendir. Akbaba Köyü’nde bulunan Akbaba Sultan Türbesi ve Mescidi, Anadolu Kavağı Yuşâ Tepesi’ndeki Yuşâ Türbesi, Kanlıca’daki İskender Paşa Türbesi ve CamiiDereseki Köyü’ndeki Kırklar Baba Türbesi, Orta Çeşme’deki Uzun Evliya Türbesi çok sayıda ziyaretçi çeken yerledir. İlçe sınırları içinde bulunan ve Türkiye’de Kültür ve Tabiatı Koruma Vakfı’nın belirlediği anıtsal ve korunmaya değer ağaçlar vardır ki bunlardan bazıları; Kaymak Donduran da 200 yaşındaki Kestane AğacıBeykoz Çayırı’ndaki 200 yaşındaki Çınar Ağaçları örnek verilebilir.

Kardeş şehirler

Politika

Yerel Seçimler

Beykoz Belediye Başkanları ve Partileri[26]
Yıl Belediye Başkanı Parti Oy Oranı
1984 Ali Zengin ANAP %47,81
1989 Şevket Arıkan SHP %30,64
1994 Yücel Çelikbilek RP %41,76
1999 Alaattin Köseler DSP %27,51
2004 Muharrem Ergül AK Parti %42,91
2009 Yücel Çelikbilek AK Parti %36,71
2014 Yücel Çelikbilek AK Parti %44,51
2019 Murat Aydın AK Parti %49,16

BAYRAMPAŞA

Bayrampaşa

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Bayrampaşa
Bayrampaşa'nın İstanbul'daki konumu
Bayrampaşa’nın İstanbul’daki konumu
Ülke Türkiye
İl İstanbul
Coğrafi bölge Marmara Bölgesi
İdare
 • Kaymakam Soner Şenel
 • Belediye başkanı Atila Aydıner (AK Parti)
Yüzölçümü

 • Toplam 9,54 km² (3,68 mil²)
Rakım 60 m (190 ft)
Nüfus

 (2018)
 • Toplam 271,073
 • Kır

 • Şehir

Zaman dilimi UTC+03.00 (TSİ)
İl alan kodu 212
İl plaka kodu 34

Bayrampaşaİstanbul‘un bir ilçesidir. Kuzeyde Gaziosmanpaşa, doğuda Eyüpsultan, güneyde Zeytinburnu, batıda Esenler ile çevrilidir. 1970 yılında İstanbul nüfusunun %4,11’ini oluşturan Bayrampaşa, 2000 yılında %2,44’lük bir paya sahiptir. Bayrampaşa ilçesi, nüfus yoğunluğu açısından, yıllara göre artan değerlere sahiptir. İstanbul‘un en yüksek yoğunluk değerine sahip ilçelerinden birisidir. 1970 yılında yoğunluğu 130 ki/ha iken 2000 yılında 259 ki/ha yoğunluk değerine ulaşmıştır.

Tarihi

1927’de Bulgaristan’ın Filibe şehrinden göç eden ve yöreye ilk yerleşen göçmen grubuna tarım için ayrılan bölgede bağcılık yapılmış, sağmal inekler yetiştirilmek üzere Velibey (Demirkapı), Ferhatpaşa ve Cicoz adlı çiftlikler kurulmuştur.

İstanbul halkının 1950’lere kadar mesire yeri olan ve gelenlerin istedikleri kadar üzüm yedikleri, ancak dışarıya çıkartamadıkları meşhur Numunebağları, Abdi İpekçi Caddesi ile O-1 Karayolu arasındaydı. (Anılan bağlardan geriye “Numunebağ Caddesi” adı kalmıştır.) Bugünkü Bayrampaşa’nın ilk çekirdeğini oluşturan ve 1954’te köy statüsüne getirilen Sağmalcılar, Rami Bucağı sınırları içindeydi ve Maltepe Askeri Kışlası nedeniyle “Kışla Arkası” olarak da anılıyordu.

1927’den itibaren gruplar halinde Bulgaristan ve Yugoslavya’dan gelen göçmenlere ilaveten 1955’te İstanbul’un iki büyük caddesi olan Vatan ve Millet Caddeleri yapılırken evleri istimlake uğrayan vatandaşların çoğunun Sağmalcılar Köyü’ne yerleşmesi, nüfusun artışına neden oldu. Ayrıca, 1950’den itibaren bölgede yapılan fabrikalar, ilçeyi sanayi bölgesi haline getirdi.

Sağmalcılar Köyü 1960’ta belediye oldu. Mimar Sinan tarafından İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak amacıyla döşenen ve o sırada hala faal durumda bulunan su kanallarına, inşa edilen binaların atık su ve tuvalet tesisatlarının yanlış bağlanması ve bu su kanallarına bağlı çeşme sularının bölge halkı tarafından kullanılması sonucunda semtte kolera salgını çıktı. Salgın çok kişinin hayatına mal oldu. Sağmalcılar adını zihinlere kolera sözcüğüyle birlikte yerleştiği düşünülerek ve lV. Murad’ın sadrazamlarından Bayram Paşa’nın burada bir çiftlik sahibi olmasından esinlenilerek Sağmalcılar adı Bayrampaşa olarak değiştirildi.

Eyüp İlçesi’nin bir semti olarak gelişmesini sürdüren Bayrampaşa Mayıs 1990 tarihinde ilçe statüsüne yükseltildi. Böylece Eyüp Belediyesi’nden ayrılarak müstakil belediye teşkilatına kavuşturuldu. Bayrampaşa, cadde ve sokakları ile oldukça planlı bir şehir görünümündedir. Semt merkezi Orta, Vatan ve Yenidoğan Mahallelerini içine almaktadır. Diğer mahalleleri: Altıntepsi, Cevatpaşa, İsmetpaşa, Kartaltepe, Kocatepe, Terazidere, Yıldırım ve Muratpaşa’dır.

Büyük İstanbul Otogarı, sebze hali, metro merkezi, otobüs terminali, PTT santralı, Bayrampaşa Devlet Hastanesi, Sağlık Ocağı ve Dispanseri başlıca kamu kuruluşlarıdır. Kızılay, Türk Hava Kurumu, Bayrampaşa Vakfı, Sosyal Doku Vakfı, Anadolu Gençlik Derneği, Göz Nuru Vakfı ilçedeki sosyal yardım kuruluşlarıdır. İlçede 2 adet anaokulu, 15 adet ilkokul, 14 adet ortaokul, 13 adet lise dengi okul, çok sayıda özel öğretim kurumu ve çeşitli üniversitelerin fakülteleri bulunmaktadır. Cami sayısı 30’u aşmıştır. Bunlardan Bayrampaşa Merkez Camii, belediye başkanlığı binası karşısındadır. Osmanlı klasik mimarisinin izlerini taşımaktadır. Kubbe ve şerefeleri Edirne Selimiye Camii’nin tarzını andırır. Caminin alanı 860 m²’yi bulmaktadır. 2 stadyum ve 4 kapalı spor salonu ve içinde 2 adet yüzme havuzu bulunan Hidayet Türkoğlu spor merkezi Bayrampaşa’nın önemli spor tesisleridir. Semt folkloru çeşitlilikler göstermektedir. Ülkemizin her yöresinden ve yurt dışından gelen insanlar, geldikleri bölgenin ve ilin farklı oyun, türkü ve geleneklerini getirmişlerdir. Bulgaristan’dan gelen göçmenlerin kurdukları Balkan Oyunları, Folklor Derneği ilçe folkloruna canlılık kazandırmaktadır.

Tarihi eserler bakımından önemli bir yeri olan Maltepe Askeri Hastanesi, 1827’de yaptırılmıştır. Bina dört cephelidir. Orta yerinde büyük bir avlusu vardır. Ön cephesi tek, öteki yönleri ikişer katlıdır. Tavanları yüksek, odaları ve koğuşları geniştir. Giriş kapısı Türk-rokoko tarzında mermerden inşa edilmiştir. Nizamiye Kapısının üzerinde Haşim imzalı “Tuğra-i Hümayun” ve çok uzaktan okunabilen besmele ile “Fih-i Şifa-ün’lin nas” ayetini içeren altın suyu ile celi yazı, altında ve kapının iki tarafında Yesarizade Mustafa İzzet Efendi’nin yeşile boyanmış ta’lik yazısı ile “Çaresaz-ı derdimendan Hazret-i Mahmüd Han” (Dertlerin dermanı olan sultan 2. Mahmud) dizesi ile başlayan ve “Cism-i Han Mahmud ola asattan daim masun (Tanrı Sultan Mahmud’u daima kötülüklerden korusun) dizesi ile sona eren 32 beyitlik bir kitabe bulunmaktadır. 1922’de lağvedilen hastane bir müddet askeri okul ve daha sonra kışla haline getirilerek 66. Tümen’in karargahı olarak kullanılmıştır. Bugün Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne hizmet binası olarak ayrılmıştır. l. Süleyman’ın (Kanuni) emriyle Koca Sinan tarafından yapılan su terazilerinden ve su maslaklarından pek az iz kalmıştır. Belediye Parkı’ndaki Atatürk Anıtı ilçede yeni anıtlardır. Bayrampaşa’da bulunan kapalı ceza ve tevkifevinin yapımına 1955’te başlanmış, 1968’de tamamlanarak hizmete sokulmuştur. Sultanahmet Ceza ve Tevkifevi buraya taşınmıştır. 120.000 m2’lik bir alanı kaplamaktadır. 30.000 m2’lik bölümü hücre kısmına ayrılmıştır. Kadın ve çocuk koğuşları ayrıdır. Bünyesinde 100 yataklı bir hastane vardır. Bayrampaşa Cezaevi 2009 yılında Silivri’ye taşınmış ve cezaevi kapatılmıştır.

Belediye başkanları

Bayrampaşa Belediye Başkanları ve Partileri[2]
Yıl Belediye Başkanı Parti Oy Oranı
1990* Necdet Özkan DSP %??,??
1994 Hüseyin Bürge RP %30,27
1999 Hüseyin Bürge FP %35,36
2004 Hüseyin Bürge AK Parti %51,91
2009* Hüseyin Bürge AK Parti %43,22
2014 Atila Aydıner AK Parti %50,30
2019 Atila Aydıner AK Parti %49,29
  • 1990 yılında Bayrampaşa’nın Eyüp’ten ayrılmasıyla Necdet Özkan ara seçimlerde belediye başkanı seçilmiştir.
  • Hüseyin Bürge, 2011 Genel seçimlerinde milletvekili olmak için istifa etmiş ve görevini Atila Aydıner’e devretmiştir.

Genel seçimler

Yıl Parti Oy Oranı
1991 ANAP %25
1995 RP %27
1999 DSP %34
2002 AK Parti %43
2007 AK Parti %50
2011 AK Parti %54
Haziran 2015 AK Parti %45
Kasım 2015 AK Parti %55
2018 AK Parti %48

Ekonomi

İlçede yer alan Turkuazoo‘dan bir görünüm.

1970 öncesi tarıma dayanan bir ekonomisi olan Bayrampaşa, 1970 sonrası hızlı kentleşme ve yoğun göç sonucunda ekonomisi sanayi ve ticaret ağırlıklı bir ilçe oldu. İlçede yaşayanların bir kısmı ilçe dışında çalışırken, bir kısmı da esnaflık yapmakta ve sanayi kuruluşlarında çalışmaktadır. Ağır bir sanayisi olmayan Bayrampaşa’da, sanayi, yedek parça, otomobil tamiri, kalıpçılık, elektrik elektronik parça üretimi, hırdavat alet üretimi, plastik döküm, soğuk demir işlemesi, talaşlı üretimtekstil gibi alanlara yönelmiştir. Tarımsal alan yoktur.

İlçe eski hantal görüntüsünden modern bir görüntüye geçiş aşamasındadır. Otogar‘ın arkasına açılmış olan Carrefoursa ve Bauhaus, merkezde belediyenin yanında açılan Turkuazoo ilçenin ticari hayatını canlandırmıştır. Demirkapı Caddesi, Bayrampaşa’nın ticaret merkezi sayılabilir. Ayrıca yeni açılan IKEA semtin tanınmasına sebep olmuştur. 2009 yılının sonlarına doğru yapımı tamamlanan Forum İstanbul AVM hizmete açılmıştır.

Ayrıca İstanbul’un en büyük ulaşım noktası olan Büyük İstanbul Otogarı bu ilçededir.

Mahalleler

Bayrampaşa ilçesi 11 mahalleden oluşmaktadır.

Nüfus

Yıl Nüfus
1965[3] 69.064
1970[4] 124.085
1975[5] 157.367
1980[6] 165.723
Yıl Toplam
1990[7] 212.570
2000[8] 246.006
2007[9] 272.196
2008[10] 268.276
2009[11] 269.425
2010[12] 269.481
2011[13] 269.709
2012[14] 269.774
2013[15] 269.677
2014[16] 269.809
2015[17] 272.374
2016[17] 273.148
2017[17] 274.197
2018[17] 271.073
2019[17] 274.735
2020[17] 269.950